Nefsin Geçersiz Bir Bahanesi: Kalp Temizliği

Son güncelleme: 20.01.2010 01:27
  • Bir insanın kalbinin temiz olması, iyi niyetli, dürüst bir kişiliğe sahip olması elbette Allah Katında değerlidir. Ancak kalp temizliğinin en önemli göstergesi, kişinin "Allah'ın emirlerini titizlikle yerine getirip getirmediği"dir. Kuran'da bildirilen ibadetleri yerine getirmeyen, Allah'tan korkup sakınmayan, ölçüsü Kuran ve Allah'ın rızasını kazanmak olmayan bir insan ne kadar iyi niyetli ve temiz kalpli olduğunu iddia ederse etsin, bu düşüncesinin ona ahirette bir faydası olmayacaktır. (Doğrusunu Allah bilir) "Kalp temizliği"nin tek ölçüsü Kuran ahlakıdır ve bir insan ancak Kuran ahlakına göre yaşayan, samimi, ihlaslı bir insansa gerçek anlamda "temiz kalpli" olabilir.

    Bir insanın "temiz kalpli ve iyi biri" olarak bilinmesi elbette çok önemli ve güzel bir özelliktir. Ne var ki Kuran ahlakını yaşamayan bazı toplumlarda, "kalp temizliği"nin toplum içindeki öneminden yola çıkarak, "ben insanlara hiç kötülük yapmıyorum, gerektiğinde arada sırada insanlara yardım bile ediyorum" şeklinde düşünen insanlar vardır. Bu insanlar, Allah'ın rahmetini ve sonsuz cennetini hak edebilmek için böyle bir kalp temizliğinin yeterli olduğu kanısındadırlar. Ancak böyle düşünmek, insanın kendi kendini aldatmasıdır.

    Din ahlakından uzak yaşayan toplumların kendi değer yargılarına göre "iyilik" olarak kabul edilen ancak Allah'ın rızası gözetilmeden yapılan bir davranışın, Allah Katında herhangi bir değeri olmayabilir. İçeriği ne olursa olsun yapılan işin Allah nazarında "iyi" ve "geçerli" olmasının temel şartı, bunun Allah'ın rızasına uygun olmasıdır. Kuran'daki bu ölçülere örnek olarak aşağıdaki ayetleri verebiliriz:

    "Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cehd (mücadele) edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez." (Tevbe Suresi, 19)

    Başka bir ayette ise şu şekilde bir örnek verilmektedir:

    "Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve mücadelenin kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır."(Bakara Suresi, 177)

    Hiç kuşkusuz bir kişinin kalbinin temiz olduğunu düşünerek Allah'tan cennetini ümit etmesi ve istemesi güzel bir beklentidir. Ama bu temenninin samimi olduğunun en önemli göstergelerinden birisi, kişinin hayatının her anında cennete yakışacak bir ahlak sergilemesi ve Allah'tan korkup sakınarak hareket etmesi olacaktır. Aksi takdirde, yani Allah'ın razı olmayacağı bir yaşam tarzı içindeyken, kulluk görevlerini yerine getirmeden cennete gideceğini ileri sürmek son derece samimiyetsiz bir yaklaşım olacağı gibi, bu düşünce kişinin kendisini kandırmasına da sebep olur. Bu nedenle Kuran ahlakına göre kalp temizliğinin nasıl olması gerektiğini bilmek önemli bir konudur.

    Kuran'da Bildirilen Kalp Temizliği

    Şuara Suresi'nin 89. ayetinde cennete girecek olanların "Ancak Allah'a selim (temiz) bir kalp ile gelenler..." olduğu bildirilir. Kuran'da bildirilen kalp temizliği, günümüz toplumlarında bazı kimselerin anladığı gibi bir temizlik değildir. Çünkü Kuran ahlakına göre kalbi temiz olan insan, Allah'a iman eden, Allah'ın emir ve yasaklarına harfiyen uyan, O'na teslim olmuş insandır. İslam ahlakına göre, bundan farklı bir "kalp temizliği" söz konusu değildir.

    Kuran'da, "kalp temizliği"nin ne anlama geldiği detaylı olarak bildirilmektedir. Buna göre, kalbi temiz olan insan, sürekli Allah'ı anan ve kalbi Allah'ın zikriyle "mutmain" olmuş (tatmin bulmuş) kişidir. Öyle ki Kuran'da müminler şöyle tarif edilir:

    "Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 28)
    Bir başka ayette ise müminler hakkında şöyle buyrulur:

    "Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir" (Hac Suresi, 35)

    Müminin önemli bir özelliği de, Kuran ahlakından zevk alması, Allah'a itaat etmekten dolayı sevinç ve huzur duyması ve tüm bunları yaparken de kalbinde içli bir sevgi ve coşku hissetmesidir. Kuran'da bu kalp duyarlılığının "Allah'ın yol göstermesi" olduğu şöyle bildirilir:

    "Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların ondan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır. İşte bu, Allah'ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir..." (Zümer Suresi, 23)

    Kuran Ahlakına Göre Kalp Temizliği Allah Rızası ve Allah Korkusu ile Elde Edilir

    Yüce Rabbimiz'e tam olarak teslim olmayan ve İslam ahlakının gereklerini yerine getirmeyen bir insan için "kalp temizliği"nden söz edilemez. "Benim kalbim temiz, din ahlakının gereklerini tam olarak yerine getirmesem de olur" mantığıyla yaşayanlar ve bunu ısrarla devam ettirenler, kendilerince insanları aldattıklarını sanabilirler, oysa yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar. Bu ifade ancak, Kuran ahlakının gereklerini uygulamaktan kaçınan ve yanlış bir yaşam tarzını Müslümanlık olarak göstermeye çalışan bir insanın yanlış zihniyetidir. Bu samimiyetsiz tavırların kabul görmesi mümkün değildir. Çünkü Allah, kalplerin özünde saklı olanları bilendir. Bir Kuran ayetinde şöyle bildirilir:

    "Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir." (Al-i İmran Suresi, 119)

    Unutmamak gerekir ki Kuran ahlakına göre gerçek anlamda temiz olan kalp, Yüce Rabbimiz Allah'ın rızasını kazanma isteğiyle ve Allah korkusu ile dolu olan bir kalptir. Böyle bir kalbe sahip olan Müslüman, hayatını Yüce Allah'ın rızasını kazanmasını sağlayacak davranışlarla geçirir ve O'nun kendisinden istemiş olduğu ahlakı hayatı boyunca yaşar. Kuran ahlakını yaşamak, insanı dünyevi değerlere ve diğer insanlara duyulan her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturduğu için, bu üstün ahlaka sahip bir mümin, insanların değil, Allah'ın rızasını gözetir. Yalnızca Allah'tan korkar, herşeyin O'nun kontrolünde olduğunu bilir. Bu korku, onu Allah'ın sınırlarını titizlikle korumaya yöneltir, nefsinin öne sürdüğü tüm bahaneleri susturur. Kuran ahlakının temeli de zaten Allah'a duyulan saygı dolu korku ve O'nun rızasını kazanmaya yönelik gösterilen ciddi çabadır. Yüce Allah bu gerçeği şöyle bildirmiştir:

    "Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. " (Tevbe Suresi, 109)

    Gerçek kalp temizliği, insanı Allah'tan uzaklaştıran tüm engellerin kalpten arındırılmış olması anlamına gelir. Böyle bir insan dünya hırsından, bencillikten, korkudan, güvensizlikten uzak olur. Allah'tan başka varlıklara bağlanmaktan, onlara karşı, Allah'tan bağımsız bir sevgi duymaktan kurtulur.

    Temiz Kalpli Bir Müminin Özellikleri


    •Saygı dolu, içi titreyen ve şiddetli bir Allah korkusuna sahiptir.

    •Hayatının her anında asıl hedefini, 'Allah'ın rızasını kazanmak' olarak belirlemiştir.

    •Tüm hayatını Allah için yaşamasına vesile olan bir imana sahiptir.

    •Allah'ın sınırlarını titizlikle korur ve ibadetlerini titizlikle yerine getirir.

    •Kuran'a kuvvetle bağlıdır.

    •Yaptığı her işte Allah'a dönüp yönelir.

    •Allah'a yakınlaşmak, başarılı olmak, din ahlakını en iyi şekilde yaşayabilmek ve güzel ahlakta sabır gösterebilmek için dua eder.

    •Allah'ın varlığını ve yaratışındaki sanatını derin derin düşünür.

    •Allah'ın sinelerin özünde olanı ve gizlinin gizlisini bilen olduğunu unutmaz.

    •Kimsenin görmediği yerde de Allah'ın gören olduğunu her an hatırlar.

    •Hesap vereceğini bilerek hareket eder.

    •Haram ve helallere titizlik gösterir.

    Sadece "iman ettik" demek ya da kalp temizliğini öne sürerek, din ahlakına "bir ucundan sarılmak" samimi bir Müslüman için yeterli değildir. Allah'ın makbul gördüğü ahlak, "hayırlarda yarışıp öne geçmek", takva sahibi müminlere örnek olmak ve güzel ahlakta kararlılık göstermektir. Yüce Rabbimiz, Müslümanları bu güzel ahlaklarına karşılık cennetiyle müjdelemiştir:

    "İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar. Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir." (Furkan Suresi, 75- 76)
#19.01.2010 12:22 0 0 0
  • Anlayanlar için güzel derlenmiş bir çalışma. Yazarından ve senden Allah razı olsun.

    İzninle son bir satır eklemek istiyorum.

    Elbette imansız olanlarda ve gayriislam olanlarda da çok güzel ahlak sahibi olanlar vardır. Fakat bu kurtuluş için hiçbir şeydir. Onları o güzel ahlakları kurtaramaz...

    "Benim kalbim temiz, ben içki de içiyorum, kumar da oynuyorum. benim kimseye zararım yok" sözü sadece ve sadece şeytanın kandırmacasıdır.


    Allah' a emanet ol.
#19.01.2010 12:31 0 0 0
  • günümüzde :

    1- dilleriyle putun ilke ve inkilaplarına söz verenler.Kalbimiz temiz diyor

    2-ayakları ile putun yanına gidenler,kıyamda duranlar. kalbimiz temiz diyor

    3-ellerini put karşısında aşağıda tutanlar .kalbimiz temiz diyor.

    4-gözleriyle puta bakanlar .kalbimiz temiz diyor

    5-putun yanına gitmeyi beyniyle düşünenler.kalbimiz temiz diyor

    6-putun yanında kalbleri atmaya devam ettiği halde. kalbimiz temiz diyor


    Müslüman müslümanı kalbinden anlamaz. kalbinden bilmez.kalbleri ALLAH c.c bilir.

    Müslüman müslümanı amelinden anlar. yaşantısından anlar.kardeşini tanır.


    amelinde putlara meyledenler sadece münafıktır.

    Türkiyede Müslüman olduğunu iddia edenlerde bu hastalıktan dolayı kalbini öne atmaktadır.

    benim kalbim temiz diyor.

    bana inanmıyormusun diyor.

    gülermisin ağlarmısın...zavallı münafık hastalarına.

    münafık hastalığı türkiyede menfaatler ölçüsünde gelişti.

    münafık olmayana salak gözü ile bakılır duruma geldi.

    putları öven müftülerin hastalığı yayan din adamları belamlar oldukları müddetce işimiz zor olacaktır.bunlara yarı resmi vakıflar-derneklerde eklenince işimiz iyice zor.

    imtihanda görevimiz bu münafık hastalara yardım etmektir.

    ısrarla münafıklığa devam etmek istiyenlerede ödülün cehennem olduğunu anlatmamız da fayda vermez.kendisi yaptığı işin doğru olduğunu cennete gireceğini düşünür.senide fitne çıkarmakla suçlar.

    ALLAH C.C YARDIMCIMIZ OLSUN ......
#20.01.2010 01:27 0 0 0