- Kardeşinin (işittiğinde) hoşuna gitmeyecek şeylerle insanların yanında bahsini yapmandır.
Sahabilerden birisi:
- Dediğim o (nahoş) şeyler, kardeşimde varsa, ne buyurursunuz? dedi.
ALLAH Resûlü şu açıklamayı yaptılar:
- Söylediklerin eğer onda varsa, onu (sadece) gıybet etmiş olursun. (Ama) eğer bahsettiklerin yoksa, (sadece gıybet günahıyla kalmazsın) ona iftira da etmiş olursun."
(Müslim)
Sadakanın en faziletlisi .
"Sadakanın en faziletlisi, iki kişi arasını bulmaktır (düzeltmektir)."
(Taberani, Bezzar)
"ALLAH Resûlü, Ebu Eyyûb'a:
- Ya Eba Eyyûb! Sana kazancı çok olan bir ticareti haber vereyim mi? diye sordu.
Ebu Eyyûb:
- Buyur ya Resûl! dedi.
Resûlüllah da:
- İnsanların arası bozulduğu vakit, onların aralarını düzeltiver. Araları açılıp birbirinden uzaklaşanları da aralarını bulup birbirlerine yakınlaştır." buyurdu.
(Bezzar, Taberani)
Bu hadislerde, birbirinden küsmüş veya birbirine düşman hale gelmiş kimselerin, küslüklerini gidermenin, aralarındaki düşmanlıkları bitirip barıştırmanın ne kadar büyük bir iyilik olduğuna açıkça işaret edilmektedir.
İbadet telaşla yapılmaz .
İbn-i Abbas anlatıyor:
"Hac mevsiminde arefe günü ALLAH Resûlü Arafat'tan yola çıkmıştı.
Arkasından birinin (hızlandırmak için) devesine şiddetle bağırıp dövdüğünü işitti. Bunun üzerine, elindeki kamçı ile işaret ederek:
- Ey insanlar!
Sessiz ve sakin olun.
ALLAH'ı razı edecek iyi bir davranış (ibadet), telaşla yapılmaz. buyurdu."
(Buhari/Hacc; Ebu Davud/Menasik; Nesai/Hac)
Bu hadiste de, ALLAH'ın rızasını kazandıracak amellerin ve ibadetlerin telaşsız ve gürültüsüz şekilde, sessizlik içinde, ibadet atmosferine girilerek yapılması gerektiğine işaret edilmektedir.
Ya Resûl! Kime iyilik ve ihsanda bulunayım? .
Sahabeden biri ALLAH Resûlü'ne gelerek:
- Ya Resûl! Kime iyilik ve ihsanda bulunayım? diye sordu.
ALLAH Resûlü, (iyilik ve ihsanda bulunulması gerekenler listesini) şöylece sıraladı:
Annene,
Babana,
Kız kardeşine,
Erkek kardeşine,
ve bunlardan sonra gelen, sende hakkı bulunan ve ziyareti vacip olan diğer yakınlarına.
(Ebu Davud)
İyilik ve yardımda öncelik sırası en yakın akrabalardır. Bunlar, anne baba, kız ve erkek kardeşler ve daha sonra da kişinin üzerinde hakkı bulunan ve ziyareti vacip olan diğer hısımlarıdır.
İnsanların en faziletlisi .
"ALLAH Resûlü'ne:
- Ya Resûl insanların en faziletlisi kimdir? diye soruldu.
Şu cevabı verdi:
- Kalbi mahmum ve sözü doğru olanlardır.
Ashab, "sözü doğru olanı biliyoruz. Kalbi mahmûm olan nedir?" diye sordular.
ALLAH Resûlü:
- O, ALLAH korkusu ile kaplı, tertemiz; içinde günah, isyan, hile ve hased duyguları olmayan kalptir, cevabını verdi."
(İbn-i Mace, Beyhaki)
Hadiste dil ve kalp temizliğinin ne kadar önemli bir fazilet ve yüksek bir haslet olduğu ifade ediliyor.
Dilini yalan, gıybet ve boş sözden; kalbini günah, isyan, hile ve haset duygularından temizleyen kişi ALLAH yanında insanların en hayırlısı ve faziletlisidir.
Cömertlik ve temiz kalplilik .
"Ümmetimin velileri, Cennete (aslında) namaz, oruç ve sadaka çokluğu sebebiyle değil, ALLAH'ın rahmetiyle, nefislerindeki cömertlik hasletiyle ve temiz kalplilikleriyle girerler."
(İbn-i Ebiddünya)
Bu hadisten anlaşılıyor ki, cennete girmeyi sağlayan, cennetlik kişilerin amel ve ibadetleri değildir. Cennete girmenin asıl sebebi, o ibadet ve amellerden hoşnut olan ALLAH'ın, o kullarına indirdiği rahmetidir.
Bunun yanında, mü'minin miracı olan namaz ve kulu ALLAH'a yaklaştıran ibadetler ALLAH emrettiği için ihmal edilmemelidir.
Cennet ehlinde, rahmet-i ilahiyeye mazhariyetten ayrı iki haslet daha vardır. Onlar da, cennet ehlinin cömertlik ve temiz kalplilikleridir.
Kişinin öldükten sonra derecesi yükselir.
"Kişinin öldükten sonra cennette derecesi yükselir.
Adamcağız:
- (Derecemi yükselten) bu sevap nereden geldi? diye sorar.
Kendisine:
- Çocuğunun arkandan senin için istiğfar etmesinden. denilir."
(İbn-i Mace)
Hadisten de anlaşıldığı gibi, evladın ölmüş anne veya babası hakkında yaptığı dualar, istiğfarlar, hayır ve hasenatlar, ölen hakkında geçerlidir ve amel defterine sevap olarak yazılır.
Cennetlik biri ise, cennetteki derece ve makamının daha da yükselmesine sebep olur.
İnsanın öldükten sonra ardında kendine dua ve istiğfar edecek iyilikler işleyecek hayırlı evlatlar bırakması büyük bir bahtiyarlıktır.
Şu üç kimse cennet ehlindendir .
"Şu üç kimse cennet ehlindendir:
- Güç ve saltanat sahibi olup ta adaletten ayrılmayan, insanlara sadakalar veren ve (yaptığı her şeyde) başarı elde eden kimse,
- Yakınlarına ve ilişkide olduğu her Müslümana karşı merhametli olan ve ince kalpli davranan kimse,
- Kalabalık bir ailenin sahibi olduğu halde, durumundan şikayet etmeyen, kimseden de hiçbir şey istemeyen fakir kimse."
(Müslim)
Bu hadiste, kişiyi cennetlik yapan üç haslet üzerinde durulmaktadır.
İdaresi altında olanlara adil ve cömert olmak;
insanlara merhametli ve ince kalpli davranmak;
halinden şikayetçi olmayıp kimseye de ihtiyaç hali arzetmemek.
Cehenneme girecekler beş sınıftır .
"Cehenneme girecekler beş sınıftır:
- Onun bunun peşine takılıp giden, dünya ve ahirette kendine faydası dokunacak hiçbir isteği (ve işi) bulunmayan zayıf ve hafif akıllı kimseler,
- Gördüğü her şeye hırsla göz diken hainler,
- Akşam sabah, başkasının malına ve canına hile düşünenler,
- Cimrilik edip yalan söz konuşanlar,
- Çirkin ve kaba söz ve hareketlerde bulunanlar."
(Müslim)
Hadiste cehennem ehlinin beş özelliğine işaret edilmektedir:
Dünyada uydum kalabalığa diyerek gayesiz ve boş yaşayanlar, helal haram demeden hırsla her şeye göz dikenler, hilekârlar, cimri ve yalancılar çirkin ve kaba sözlü insanlar.
Dua bir ibadettir
"Dua bir ibadettir."
(Ebu Davud, Tirmizi)
Dua, namaz gibi oruç gibi ALLAH'a yapılan bir ibadet çeşididir.
Kulun kul olduğunu derin bir bilinçle hissedip bunu Rabb'ine arzetmesinin en güzel ifadesidir.
Dua, insanın acizlik ve zayıflığını tam hissedip varlığı için gerekli ihtiyaçlarını ALLAH'tan istemesidir.
Dua namaz ibadetinin içinde namazdan bir parça imiş gibi görünse bile aslında başlı başına bir kulluk görevidir. Belli bir şekil, yer ve süre ile sınırlandırılamaz.
Vakitsiz ve mekansız bir ibadettir. Her ne kadar duanın daha çabuk kabulü için bazı özel zamanlar ve mekanlar söz konusu ise de, dua diğer zaman ve mekânlarda da yapılabilir. Önemli olan dua edenin kulluk bilinci, isteklerindeki içtenlik ve samimiyetidir.
El emeği .
Ebu Hureyre'den:
"Davud Peygamber, kendi el emeğinden yerdi."
(Buhari - 2073)
Ebu Hureyre'den:
"Zekeriyya Peygamber marangoz idi."
(Müslim - 2379)
Bu hadislerde, Peygamberlerin bile, kendi ellerinin emeğiyle geçindiklerine işaret edilmektedir.
Davud Peygamber (aleyhisselâm) eliyle demiri hamur gibi yoğurup zırh ve madeni eşya yapıyordu.
Zekeriyya Peygamber (aleyhisselâm) ise, marangozluk yaparak geçimini sağlardı.
Şu halde, İslâm'da el emeğine, alın teri ile çalışıp geçinmeye çok büyük bir teşvik yapılmaktadır. En hayırlı kazancın, en temiz ve faziletli geçim yolunun; el sanatlarına, beden gücüne dayanan kazanç yolu olduğu anlaşılmaktadır.
"Mü'min kınayıcı, lânet edici, kötü dilli, yüzsüz ve utanmaz biri değildir."
(Tirmizi)
İman, insana pek çok olumlu özellikler kazandırır.
İnanan insan, içi sevgi ile doludur. Saygılıdır. Sabırlıdır. Şefkatlidir. Yardımseverdir. Hoşgörülüdür. Özverilidir. Tutumludur. Kanaatkârdır. Cömerttir. Çalışkandır. İçtendir. Dirençlidir. Tatlı dillidir. Güler yüzlüdür. Utangaçtır. Ağzı dualıdır. Bütün bu güzellikler, inançlı insana yakışan özelliklerdir.
Bunun yanı sıra inançlı insana yakışmayan, imanla bağdaşmayan bazı olumsuz davranışlar da vardır. Hadiste, bu olumsuzluklar şu şekilde sıralanmaktadır:
Kınayıcı, lanet edici, küfürbaz, yüzsüz ve utanmaz olmak.