Çeviri İngilizce Verilen Cümlenin Türkçesini Bulma Test Soruları - Çeviri İngilizce Test Soruları - İngilizce Verilen Cümlenin Türkçesini Bulma - Test Soruları
19. The granting of long - term credits and the undertaking of long - term investments overseas are less risky when there is some confidence in the stability of the exchange rate.
a. Uzun vadeli krediler verme ve denizaşırı ülkelerde uzun vadeli yatırımlar üstlenmenin daha az risk taşıması, döviz kurlarındaki istikrara olan güvene bağlıdır.
b. Döviz kurlarındaki istikrar, beraberinde uzun süreli krediler vermeyi ve denizaşırı ülkelerde uzun vadeli yatırımlar üstlenmeyi getirir.
c. Döviz kurlarının dengeli olması, uzun vadeli krediler vermenin ve denizaşırı ülkelerde uzun vadeli yatırımlar üstlenmenin daha az riskli olduğunu gösterir.
d. Uzun vadeli krediler verilmesi ve denizaşırı ülkelerde uzun vadeli istikrara güvenin artmasıyla çok daha az riskli bir hale gelir.
e. Döviz kurlarındaki istikrara güven duyulduğu zaman, uzun vadeli kredilerin verilmesi ve deniz aşırı ülkelerdeki uzun vadeli yatırımların üstlenilmesi daha az risklidir.
(Cevap E) Doğru cevap (e) şıkkıdır. Soru cümlesini bire bir Türkçe'ye çevirdiğimizde "Deniz aşırı ülkelerde uzun vadeli krediler vermek ve uzun vadeli anlaşmalar yapmak döviz kurunda istikrara güvenildiğinde daha az risklidir." Yapısına en yakın anlama (e) şıkkı sahiptir.
20. In the 1970s, long before global warming debates began, a scientist named J.Mercer claimed that if global warming continued, the immense ice sheet covering western Antarctica could disintegrate.
a. Global ısınma tartışmaları başlamadan çok önce 1970'lerde, J.Mercer adlı bir bilim adamı eğer global ısınma devam ederse batı Antartika'yı kaplayan büyük buz tabakasının parçalanabileceğini iddia etti.
b. Global ısınma tartışmalarıyla birlikte, batı Antartika'yı saran büyük buz tabakasının parçalanacağı iddiası bilim adamı j.Mercer tarafından 1970'lerde ortaya atıldı.
c. J.Mercer adlı bir bilim adamı eğer global ısınma devam ederse batı Antartika'yı kaplayan büyük buz tabakasının 1970'lerde parçalanabileceğini global ısınma tartışmalarından çok önce iddia etmiştir.
d. 1970'lerde başlayan global ısınma konusundaki tartışmalardan çok önce J.Mercer adlı bir bilim adamı global ısınma devam ederse, batı Antartika'yı çevreleyen dev buz tabakasının parçalanabileceğini iddia etti.
e. J.Mercer adlı bir bilim adamının, global ısınma devam ettiği takdirde batı Antartika'yı saran devasa buz tabakasının parçalanacağı şeklindeki iddiası günümüzden çok önce, 1970'lerde çok tartışılmıştır.
(Cevap A) Doğru cevap (a) şıkkıdır. Soru cümlesini bire bir Türkçe'ye çevirdiğimizde "Küresel ısınma tartışmaları başlamadan çok önce 1970'li yıllarda J.Mercer adında bir bilim adamı küresel ısınma devam ederse Batı Antartika'yı kaplayan büyük buz tabakasının parçalanabileceğini iddia etti." cümlesine en yakın anlamın (a) şıkkında olduğunu görmekteyiz.
21. The most common environmental problems in developing countries are similar to those in developed
countries, except that they are usually more severe.
a. Gelişmekte olan ülkelerde genellikle çok ciddi boyutlarda ortaya çıkan çevresel problemlere gelişmiş ülkelerde de rastlanır.
b. Gelişmiş ülkelerde çevresel problemlere rastlansa da gelişmekte olan ülkelerde bunlar çok daha ciddi boyutlarda ortaya çıkar.
c. Gelişmekte olan ülkelerde sık görülen çevresel problemler, daha az ciddi boyutlarda olmak üzere, gelişmiş olan ülkelerde de ortaya çıkabilir.
d. Gelişmiş ülkelerin yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde de sık rastlanan çevresel problemler, bu ülkelerde çoğunlukla çok daha ciddi boyutlardadır.
e. Gelişmekte olan ülkelerde en sık rastlanan çevresel problemler, genellikle daha ciddi boyutlarda olmaları dışında, gelişmiş ülkelerdekilere benzerdir.
(Cevap E) Doğru cevap (e) şıkkıdır. Soru cümlesinin bire bir Türkçe karşılığına baktığımızda ""Gelişmekte olan ülkelerde en sık rastlanan çevresel problemler genellikle daha ciddi boyutlarda olmalarına rağmen gelişmiş ülkelerdekilere benzemektedir." Ifadesine en uygun olan şık (e) şıkkıdır.
22. People generally expect the state to reduce the inequalities in the distribution of income by levying
higher rates of taxation on the higher income groups.
a. İnsanlar, genellikle devletin gelir dağilımındaki eğitsizliği gidermek için yüksek gelir gruplarından yüksek vergiler alması gerektiğini savunurlar.
b. İnsanlar, genellikle, gelir dağilımındaki eğitsizliğin devletin yüksek gelir gruplarından daha yüksek vergiler almasıyla önlenebileceğini düğünürler.
c. Devletin, yüksek gelir gruplarından yüksek vergi alarak gelir dağilımındaki adaletsizliği gidermesi genel olarak tüm insanların beklentisidir.
d. İnsanlar genel olarak devletten yüksek gelir gruplarına yüksek vergi oranları koyarak gelir dağilımındaki eğitsizlikleri azaltmasını beklerler.
e. İnsanlar çoğunlukla devletin yüksek gelir gruplarından en yüksek vergileri almasıyla gelir dağılımındaki eğitsizliklerin azalacağını düğünürler.
(Cevap D) Doğru cevap (d) şıkkıdır. Soru cümlesini bire bir Türkçe'ye çevirdiğimizde "İnsanlar genellikle devletten yüksek gelir gruplarına daya yüksek vergi oranları koyarak gelir dağilımdaki eğitsizliği azaltmalarını beklemektedir." Cümlesine en uygun düşen anlam (d) şıkkında yer almaktadır.
23. The collapse of the World Trade Center towers started a new era in the planning, design, construction and use of skyscrapers throughout the world.
a. Bütün dünyada gökdelenlerin planlanması, tasarımı, inşası ve kullanımı konusunda yeni bir dönemin başlamasının nedeni Dünya Ticaret merkezi kulelerinin çöküşüdür.
b. Dünya Ticaret Merkezi kulelerinin çökmesi nedeniyle bütün dünyada başlayan yeni dönemde, gökdelenlerin planlanması, tasarımı, inşası ve kullanımı değişmiştir.
c. Dünya Ticaret merkezi kulelerinin çökmesi bütün dünyada gökdelenlerin planlanması, tasarımı, inşası ve kullanımı konusunda yeni bir dönemi başlatmıştır.
d. Dünya Ticaret merkezi kulelerinin çöküşünün ardından bütün dünyada gökdelenlerin planlanması ve tasarımı kadar inşası ve kullanımı konusunda da yeni bir dönem başlamıştır.
e. Dünya Ticaret Merkezi kulelerinin çökmesiyle birlikte başlayan yeni dönemde, gökdelenlerin planlanması, tasarımı, inşası ve kullanımı konusundaki yenilikler hız kazanmıştır.
(Cevap C) Doğru cevap (c) şıkkıdır. Soru cümlesini Türkçe'ye çevirdiğimizde "Dünya Ticaret Merkezi Kulelerinin çöküşü bütün dünyada gökdelenlerin planlanması, tasarımı, inşası ve kullanımı konularında yeni bir dönem başlattı." Anlamına en uygun (c) şıkkı denk gelmektedir.
24. Some basic problems are common to all societies no matter what level of economic development they have reached.
a. Temelde, ekonomik gelişme konusundaki bazı problemler bütün toplumlarda ortaktır.
b. Ulaştıkları ekonomik gelişme düzeyleri ne olursa olsun, bazı temel sorunlar tüm toplumlarda ortaktır.
c. Ekonomik gelişme düzeyleri ne olursa olsun, tüm toplumlarda bazı problemlerin temelde ortak olduğu bir gerçektir.
d. Her toplumda ortak olan bazı temel problemler, toplumların ulaştıkları ekonomik gelişmişlik düzeyleriyle ilgili değildir.
e. Ulaştıkları gelişme düzeyleri ne olursa olsun, bütün toplumlarda bazı temel ekonomik sorunlar vardır.
(Cevap B) Doğru cevap (b) şıkkıdır. Soru cümlesinin bire bir çevirisi "Ulaştıkları ekonomik gelişme düzeyleri ne olursa olsun bazı temel problemler tüm toplumlarda ortak olarak bulunmaktadır." Şeklinde olduğu için en yakın şık (b) şıkkıdır.
25. 1984'te İngiltere'den madencilerin grevi ile ekonomiye verilen zarar, sterlinin, Amerikan doları karşısındaki hızlı düşüşünün arkasındaki nedenlerden biriydi.
a. The miner's strike of 1984 caused a great deal of damage to the British economy and contributed to the rapid fall of the pound against the American dollar.
b. The miner's strike of 1984 in Britain seriously damaged the economy and resulted in the rapid decline of the pound against the American dollar.
c. The British economy was badly affected by the miner's strike of 1984 and almost at once there began the swift decline of the pound against the American dollar.
d. With the miner's strike of 1984 the British economy went into a sharp decline and the pound fell fast against the American dolar.
e. The damage inflicted on the economy by the miner's strike in Britain, in 1984, was one of the causes behind the rapid, decline of the pound against the American dollar.
(Cevap E) Doğru cevap (e) şıkkıdır. Diğer şıklar da soru cümlesinin anlamına çok yakın olmalarına rağmen İngilizce cümle yapısına ve anlamına en uygun gelen şık (e) şıkkıdır.
26. Psikologlar ve diğer sosyal bilimciler, uzun yıllardan beri savaş, barış ve dünya istikrarının sorunlarıyla ilgilenmişlerdir.
a. For a long now, both psyychologists and social scientists have been dealing with the problems of war, peace and world stability.
b. Over the years, psychologists and many social scientists have been concerned with problems of war, peace and stability all over the world.
c. Psychologists and other social scienstists have, for many years, been interested in war, peace and problems of world stability.
d. Psychologists and some social scientist, too, have for years been woeking on problems relating to war, peace and stabilty in the world.
e. War, peace and stability are some of the problems, which psychologists and other social scientists have been involved in over the years.
(Cevap C) Doğru cevap (c) şıkkıdır. Türkçe cümlenin anlamını ve vurgusunu en iyi şekilde veren şık (c) şıkkıdır. Bu tür sorularda dikkat etmemiz gereken nokta soru cümlesinin anlamını en iyi şekilde algılamak
ve bu cümleyi İngilizce'de doğru vurgunun yani asıl vurgulanmak istenen cümle parçasının yerinde kullanılmasına dikkat ederek çevirmektir.
27. Bazı çevrecilere göre, her fabrika bir çevre kirliliği kaynağıdır ve bu kirliliğin insan sağlığı üzerinde zararlı etkisi olabilir.
a. According to most environmentalists, the fact that every factory pollutes the atmosphere and so causes ill health has to be recongnized.
b. In the opinion of these environmentalists, all factories pollute the environment and so have a harmful
effect upon human health.
c. Environmentalists believe that factories cause environmental pollution, which has an adverse effect on human health.
d. According to some environmentalists, every factory is a source of environmental pollution, and this can
have an adverse effect on human health.
e. The environmentalists argue that much ill healt is the result of environmental pollution, which is caused by factories.
(Cevap D) Doğru cevap (d) şıkkıdır. (a) şıkkı "çevrecilerin çoğuna göre", (b) şıkkı "bu çevrecilere göre", (c) ve (d) şıkları "çevrecilere göre" ifadeleriyle başladıkları için soru cümlesinde yer alan "bazı çevreciler" yani "some environmentalists" ifadesini karşılamadıklarından yanlıştır.
28. Nüfusu hızla artan ve dolayısıyla genç nüfusa sahip bir ülke, büyük bir olasılıkla değişime daha yatkın olacaktır.
a. A country with a rapidly growing population, and hence a young one, will most probably be more adaptable to
change.
b. This country has a rapidly growing population, which means a young one, so it should adapt easily to change.
c. If a country has a rapidly growing population and therefore a young one, it will usually adapt esaily to cahange.
d. A rapidly growing population means a young population, and this makes a countury adaptable to change.
e. A country that is adaptable to change will probably have a rapidly growing and therefore a young population.
(Cevap A) Doğru cevap (a) şıkkıdır. Soru cümlesini en iyi şekilde ifade eden İngilizce cümle (a) şıkkında yer almaktadır. (b) şıkkında "bu ülke", (c) şıkkında "eğer bir ülke" ile başlayan ifadeler yanlıştır. (d) şıkkında cümle vurgusu değiştirilmiş, (e) şıkkında ise cümlenin anlamı tamamen değiştirilmiştir.
29. Talebi, arzı ve ikisi arasındaki ilişkiyi anlamak gerçek anlamda, bütün ekonomiyi anlamak için gereklidir.
a. One can only understand economics when one has mastered virtually everything about demand and supply
and the relations between the two.
b. An understanding of demand, supply and the relationship between the two is necessary for the understanding of virtually all economics.
c. It is necessary to understand what demand is, what suply is and how the two relate, before one can understand almost anything about economics.
d. To understand almost anything about economics, it is necessary to know something about demand and supply, and how these two relate.
e. In order to understand economics, one needs to know what is meant by demand and supply, and how these effectively interrelate.
(Cevap B) Doğru cevap (b) şıkkıdır. Soru cümlesindeki Türkçe ifadeyi en iyi şekilde (b) şıkkı karşılamaktadır. Diğer cümlelerde vurgu başka tarafa kaymış ve Türkçe cümlede asıl üzerinde durulan anlamdan uzaklaşılmıştır.
30. Dilbilimde evrensel devrim yapmış olan 74 yaşındaki Noam Chomsky, Amerikan medyasının da en sağlam eleştirmenidir.
a. The most reliable critic of the American media is the 74 - year - old Noam Chomsky who was responsible for a worldwide revolution in linguistics.
b. At the age of 74 Noam Chomsky, who is the leading critic of the Ameican media, started a universal revolution in linguistics.
c. The 74 - year - old Noam Chomsky, who brought about a universal revolution in linguistics, is also the soundest critic of the American media.
d. The worldwide revolution in linguistics was brought about by the 74 - year - old Noam Chomsky, who is the earnest critict of the American media.
e. Noam Chomsky was responsible for the universal revolution in linguistics for which he was several criticized by the American media when he was 74 years old.
(Cevap C) Doğru cevap (c) şıkkıdır. Soru cümlesini İngilizce'de en iyi ifade eden ve cümle vurgusunu en iyi şekilde veren şık (c) şıkkıdır. Cümleye başka bir açıdan bakarsak "en sağlam eleştirmen" ifadesinin karşılığı
D şıkkında yer alan "the soundest critic" şeklindedir. Oysa bu ifadenin karşılığı (a) şıkkında "en güvenilir = the
most reliable", (b) şıkkında "önde gelen= the leading critic", (d) şıkkında "en kararlı=the earnest critict" biçiminde İngilizce'ye aktarılmıştır. (e) şıkkında ise cümlenin anlamından tamamen uzaklaşılarak Noam Chomsky'nin Amerikan medyası tarafından eleştirildiği şeklinde yanlış bir ifadeye yer verilmiştir.