Sınırlı ve Güzel

Son güncelleme: 28.01.2010 17:46
  • Eğer ilhamlara açık bir kalbiniz varsa, şiir yazmak kolaydır. Sahiden kolaydır. Şaka yapmıyorum. Bunu söylerken çok ciddiyim. Hele "serbest nazım" adında neredeyse düz yazıların bile şiir gibi algılandığı bir devirde yaşıyorsanız, keyfinize diyecek yoktur! Böyle bir zamanda ansızın namlı(!) bir şair(!!) olmanız işten bile değildir. İnanın bana! Bu işler, bu devirde çok kolaylaşmıştır. Yazdıklarınıza siz şiir deyiverin yeter. Herkes peşinizden şiir deyiverecektir. Bir de bakarsınız, yeni bir ekol oluşturmuşsunuz. Şaheser bir şeyler de üretmeye mecbur değilsiniz. Bu konuda da rahat olun! Hatta yazdığınız şeyler kırk para da etmeyebilir. Özenmeyin çok fazla. Kırk kuruş değer bile bulmayabilir eskilerin mizanlarında. Ama bir çırpıda şair olursunuz. Çünkü siz, bu zamanın çocuğusunuz.

    Divan Edebiyatı'nı Hababam Sınıfı'nın eleştirileriyle çoktan gözden çıkardık. Tek hüneri küfür etmek olan komedyenlerin eleştirilerine kurban gitti yedi yüz yıllık gelenek Şimdi bize o kadar ölçülü ve vezinli sözler söylemek çok ağır geliyor. Öyle değil mi? Hem ne gereği var? İnsanlar bizi zaten o şekilde anlamıyor. Sahi, anlamıyorlar mı hayali arkadaşım? Peki, anlaşılmayanlar, unutulmamayı nasıl başarıyorlar? Neden kimse Fuzulî'yi, Bakî'yi unutmuyor? Mehmet Akif'i, Yahya Kemal'i hatırlıyor? Ben bunu inan ki çok merak ediyorum. Kendi sanatına bu kadar küfreden başka bir millet de bilmiyorum. Milli marşının sözlerindeki vezni bile beğenmeyen bir millet! Yeni bir devlet kurmak, yeni bir ideoloji bulmak eskilere küfretmek midir hayali arkadaşım? "Gelenin keyfi için, geçmişe kalkıp sövemeyenler" ne yapacak o zaman? Onlar da mı "geçmiş" olacak? Onlara da mı geçmiş olacak? Vah,vah Bir millete yazık olacak!

    Bu zamanın sanatı sınır bilmiyor hayali arkadaşım. Sınırların güzelliğini tanımıyor. Hâlbuki Ebru'ya güzellik veren sınır Hukuka kıymet verdiren sınır Kırmızıyı kırmızı, yeşili yeşil kılan sınır! Yok bunların öyle bir derdi. Varsa yoksa hayvancasına keyfetmek! Zevk adına her ipekten ipi bin parça etmek! Tüh, yuh ve bin esef! Sanata ilişmeselerdi iyiydi yine Ama bu bedbahtlar onu da rahat bırakmadılar ki. Sahi, bu bedbahtlar neyi rahat bıraktılar ki? Her şeyi bin parça ettiler, bin yere gömdüler. "Aman kalkar" korkusuyla üstüne taşlar, betonlar bile döktüler. Ne sevdiler, ne sevildiler! Kolay değil hayali arkadaşım Bin yılı gömmüşüz seksen seneye. Bir gün arkasından gözyaşı döksek, çok mu?

    Dün bir haber okudum. Kocasını bilmem kaç kez aldatmış bir kadına "çılgın" diyordu. Bir de ballandırarak anlatıyordu, şaşırırsın. Özendiriyordu. Bir başkası vardı, onun biraz üstünde. Büyükçe de bir resimle bir mankenin cesur pozlarından bahis buyruluyordu. Yüzüm boşuna asıldı. Gözüm daha yukarıya kaydı. Yine bir başkasının cesaret gerektiren sahnelerinden övgüyle söz ediliyordu. Bu nasıl bir cesarettir hayali arkadaşım? Nasıl bir esaret? Bu cesaretse, esaret ne? Böyle bir cesaret E-5 kenarında müşteri bekleyen pek çok canlıda bulunur. Öyle bir cesaret mi? Eğer bunların bahsettiği cesaret, bizim bildiğimiz cesaretse, cephede savaşırken kahramanlık göstermiş askerlerimizinki ne oluyor? Onlara ne isim vermek lazım? Onlarınki de mi cesaret? Peki, cesaret nedir hayali arkadaşım? Her tuttuğunun cümlesinde sabahlayan bir alüfte mi? Cesaret, hâşâ bin kere hâşâ, bu ikisini eşit kılar mı? Akıbetlerini ayırmaz mı?

    Uf Kelimeler, şiirler çok karıştı. Herkes, her şeyle isimlendirilir oldu. Her şey tersine döndü, kavramlar çorba oldu. Yoğun kelimesinin kullanıldığı elli farklı anlam varmış biliyor muydun arkadaşım? Konuşmak Sanattır, kitabında okumuştum. Bilirsin, Sırrı Er'in kitabı Ne garip değil mi? Kelimesizlik bizi ne hallere getirdi. Farsçadan, Arapçadan kurtulalım derken ne hallere düştük! Gülüyoruz, ağlanacak halimize Ağlıyoruz, düşmanın güldüğü şeylere Artık trafik de yoğun oldu, iş de Yağmur da yoğunlaşıyor, tatil köyleri de Sıvıların da yoğunluğu artıyor, bayramlarda otobüslerin de Her tarafımızdan kelime kelime yoğunluk akıyor. Ve yine bazıları şiir yazıyor. Bazıları şarkı söylüyor. Fakat kimse bir şey anlamıyor!

    Bugün biraz canım sıkkın hayali arkadaşım! Sıkıldım, kızmakta haklısın. Sıkıldım, aynı kalmaktan. Aynı olmaktan. Yazdıklarımı şiir sanmaktan Herkesin yazdıklarını şiir sanmasından! Geçmişe düşman olmaktan Herkesin geçmişine düşman olmasından! Her edepsizliğin cesaret sayılmasından Herkesin cesur sanılmasından! Her kelimenin, her yerde kullanılmasından Her kelimenin, her cümlede farklı bir anlamda sunulmasından! Bıktım arkadaşım! Sınırsızlığı sanat sanmaktan bıktım. Söylesene bana! Ahenge güzellik veren ölçüyse, hiçbir ölçünün olmadığı bir yerde sanat nasıl var olabilir? Söyle! Nasıl var olabilir? Ahenksiz sanat olur mu?

    Olmaz mı?

    Olmazsa; yazdıklarımız, izlediklerimiz, okuduklarımız ne o zaman?

    Sahi, hayali arkadaşım!

    Sen hiç sınırları olmayan bir güzellik gördün mü?


    Ahmet Ay
#28.01.2010 10:15 0 0 0
  • Anlayana çok şey anlatıyor.
    Sadece edebiyat meselesi değil. DİN, DİL, MİLLİ TARİHİMİZ ve pek çok siyasi değeri olan insanlarımız aşağılanıyor ve bazı çevreler bunları destekliyor maalesef.......
#28.01.2010 10:34 0 0 0
  • Teşekkür ederim yorumlarınız için Ateş Bey...
#28.01.2010 17:46 0 0 0