Erbakan'ın Değerini bilmek

Son güncelleme: 01.02.2010 14:00

  • Uğur Dündar- Sayın Erbakan, girdiğiniz okulları hep birincilikle bitirmişsiniz; hatta Teknik üniversiteye sınavla 2. sınıftan başlamışsınız. Beden eğitimi sınavını yazılı yaptırabilecek kadar zekâ pırıltılarıyla dolu, deha düzeyinde bir beyin, bunu daha sonra Almanya'da günün teknolojisine hâkim olan ülkede Aachen gibi çok önemli bir teknik üniversitede, leopar tanklarında kullanılan motorların hem dizelle hem de benzinle çalışabilecek hale dönüştürülmesine ilişkin bir projeye imza atmışsınız. Bütün bu başarılardan sonra Türkiye'ye geliyorsunuz, gümüş motor, şimdiki pancar motor fabrikasını hayata geçiriyorsunuz. Türkiye'de bütün parçaları ülkemizde üretilen ilk motor fabrikası ki, halen o motorlar aynı patentle imal ediliyor. Şimdi, insan bu geçmişe bakınca Acaba diyorum, Sayın Erbakan bilim adamı olarak kalmış olsaydı, ülkesine ve insanlığa siyasetçi Erbakan'dan daha fazla mı hizmeti dokunurdu?

    Prof. Dr. Necmettin Erbakan- Tabii, 50 yıldan fazla bir zamandır aynı muhasebeyi ben zaman zaman hep yapmışımdır.

    Uğur Dündar- Yaptınız mı efendim?

    Prof. Dr. Necmettin Erbakan- Ve tabii, Cenab-ı Hakka şükretmişimdir ki, Onun lütfuyla memleketime, milletime hizmet için çok daha hayırlı bir yolu seçmiş olarak çalışmaktayım. Çünkü bir üniversitede bir profesör olabilirsiniz, Nobel ödülleri alabilirsiniz; ama eğer ülkenizin insanı bugün olduğu gibi, açsa, sefalet içindeyse, müşkülat içerisinde, sıkıntı içerisindeyse, sizin Nobel ödülleriniz ne işe yarar? Bu sebepten dolayıdır ki, asıl faydalı olan, ülkesinde yaşayan 70 milyon insana hizmet edebilmektir. Allah'a şükürler olsun, biz bu yolu seçtik. Milli Görüş çığrını açtık ve Türkiye'mizin, ne zaman Milli Görüş işbaşına geldiyse hep yüzü güldü. Ne zaman bu ikinci plana atılıp, bizim taklitçi zihniyetler dediğimiz zihniyetler geldiyse, maalesef, bugünkü güçlüklere benzer güçlüklerle karşılaştı. Dolayısıyla, hayırlı bir yol seçmişiz ve hayırlı bir hizmet yapmışız.
    28 Kasım 2002 akşamı Kanal D ekranlarında yayınlanan Arena programında geçen Gazeteci Uğur Dündar ile Erbakan Hoca arasındaki konuşmalardan bir bölümü alarak bir gerçeği ortaya koymak istedim. O da Milli Görüş lideri Erbakan Hoca gerçeği

    * * *

    Milli Görüş Lideri, Efsane Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocanın bu ülkede ne büyük çığırlar açtığını bilen, onun fikirlerinin ve gayretinin, hislerinin ve kaygılarının farkında olanlar ona karşı büyük bir sevgi, hürmet ve saygı duyarlar. Farklı zihniyette olmasına rağmen, birçok insanın onunla ilgili çok önemli sözleri bulunmaktadır. Tabi ki bu iyi niyetli sözlerin yanında hiç alakası olmayan, iftira ve hakarete kadar varan söylemlerde olmuştur. Ancak hiçbir şey Savunan Adam'ı yıldırmamış, hep azim ve gayretle çalışarak, diğer insanlarda bu duruşu ve davranışıyla, heyecan ve ümit duygularının oluşmasına vesile olmuştur.

    Ülke insanın sorunlarına ve hassasiyetlerine ilgi göstermeyen popçu, topçu olarak bilinen artistlere bazı menfi grupların çeşitli unvanlar vererek, onları taltif ettiğini ve onları bir ekolün öncüsü olarak nitelediklerini görmekteyiz. Bu zevatların bir kısmını sultan, bir kısmını kral, bir kısmını imparator yapmışlardır. Ayrıca bunu toplumsal kabullenmeye de dönüştürmüşlerdir. Bu ülkenin, bu Coğrafyanın geleceğine dair en önemli atılımları yapan Savunan Adam ise; onların gözlerinin ve kalplerinin kapalı olmasından dolayı, anlayamamaları sebebiyle "öcü adam" olmuştur. Ne derlerse desinler. Tarih her şeyin farkındadır. Bu ülkenin insanları 1970'ten itibaren meclis konuşmalarının zabıtlarını inceleyecek olursa kimin ne yaptığını ve ne yapmak istediğini açık bir şekilde görecektir. Savunan Adam'ın siyasi hayatı gibi siyasetten önceki hayatı da idealler ve bu ideallerin getirdiği başarılarla doludur.

    Savunan Adam bu ülkede; milli bir duyuşu, milli bir duruşu, milli bir algılayışı ve Milli bir Görüşü ortaya koymuştur. Mecliste Siyonizm ve hain planlarından ilk defa o bahsetmiştir. Taklitçiliğin yanlışlığından, lider ülke tipi kalkınmanın gerekliliğinden, Ağır sanayiden ve devlet-millet kaynaşmasının öneminden o bahsetmiştir. Ve o bunlar için gayret sarf etmiştir. İlk defa O, yani bir dünya için atılımda bulunmuştur. Daha söyleyebileceğimiz birçok önemli icraatıyla beraber Cennet Mekân Sultan Abdülhamit Han gibi kimseye boyun eğmemiş, milletinin ve insanlığın saadeti için hissiyat ve gayret taşımıştır.
    Bu ülkenin geleceğini karanlığa sokanların, tarihi karalayanların karşısına çıkan bu adam; Hakk'ın üstünlüğünden bahsetmiş, Hakk'ın olan bir dünyanın gerekliliğini ve bunun için gayret etmenin önemini dile getirmiştir. Bu yöndeki idealleri ve fikirleri uğruna fedakârlık yapmaktan, bedel ödemekten de geri durmamıştır. His, irade, ünsiyet ve düşünceleriyle sevgi ve şefkat medeniyetinin oluşması için gayret etmiştir. Engelleri başarının değerini arttıracak bir nesne olarak görmektedir. Allah (c.c.)'ın bulunduğu yerde sıkıntı ve keder olmayacağını bilir ve bize de, hiçbir zaman yılgınlık göstermeyerek bunu öğretir.

    Savunan Adam; müminin bulunduğu hal üzere imtihanda olduğunu, halimizi düzeltip imtihanımızı kolaylaştırmamız için çalışmak gerektiğini hem yaşayarak hem de anlatarak göstermiştir. İlk insanın vahşi olduğuna yönelik sahtekâr propagandalara son vererek kutsalların hakarete maruz kalmasına da engel olmuştur. Siyasettin rant kapısı değil, hizmet kapısı olduğunu icraatlarıyla ortaya koymuştur. 70 milyon ülke evladını kardeş bilerek, hiçbir ayrım yapmadan tamamıyla el ve gönül birliğiyle hizmet edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. İmkân verildiğinde de bunu çalışmalarıyla göstermiştir. Hala köylümüz, işçimiz, esnafımız, emeklimiz, askerimiz, polisimiz, fakirimiz, fukaramız velhasıl halkımız onu özlemektedir. Bir takım dış mihrak destekli, rantiyeci kesimler ondan rahatsızdır. Savunan Adam ise onlar için "Bilmiyorlar Allah'ım!" diyerek, Rabbimizden onlara "Hidayet" dilemektedir. O, insanların bir kısmını cehenneme göndermek adına gayret etmez, etmemiştir. Tüm insanlığın saadeti idealini hedef ve prensip edinir. Bu özelliktir, onun lider kişiliğinin temelini oluşturan.
    Efsane Başbakan, makam ve mevkiinin, şan ve şöhretin, paranın, mal ve mülkün kabir kapısına kadar olduğunu ve bundan sonra hiçbir şeye yaramadığını bilir. Bundan dolayı da bu gibi dünyevi hasletler uğruna bir takım siyasi aksiyon içerisinde yer alan şahısların yaptıkları kimlik değişimlerinden hep uzak durmuştur. Mücahit unvanını hep muhafaza etmiştir. O, vasıta olan dünyalık tüm nesneleri amaç haline getirmekten hayâ edinmiş. Vasıtaların kullanılma niyetine ve manaya hizmet etmesine bağlı olarak değer kazanabileceğini söylemiştir. Sahip olduğu tüm söylemlerinde; yeryüzünde iyinin, doğrunun, güzelin, faydalının, adaletin ve hakkın savunuculuğunu yapmıştır, yapmaktadır.



    İsmail Şakıma - Anadolu Gençlik Dergisi
#01.02.2010 13:54 0 0 0
  • hımmm
#01.02.2010 14:00 0 0 0