Zorlu ve sırlı hayatta öyle şeyler vardırki;
daha ilk baştan hasretliklerini yudumlamak zorunda olduğunuz...
Sahipliğini yüklendiğinizi sandığınız....
Aslında onlar "merhaba" dediğiniz anda
"elveda" kaderiyle yazılmıştır alnınıza...
Cennet nimetlerine gebe olan,
"sabredenleri müjdele" sırrına mazhar olan hasretlikleriniz.......
Belki boğucu bir hayata gark eden, zehir eden yaşamı...
Belki bir fetret kimsesizliği,hüzün yılı yalnızlığı...
Ve belkide....
henüz vadesi dolmayana uzunca bir sekerat haleti-i ruhiyesi....
kimbilir?...
Ama tüm bunlara rağmen;
ruhun can kafesinden sıyrılmaya yüz tuttuğu bir anda
"kişi sevdiğiyledir" muştusuna muhatap ve zahiri bitab gönüle,
Rahman katından bir inşirah soluğu...
Ve ukbada imanın yükselme noktası,sebebi....
Ardından, ebedi şehrin verdiği teselli..
Sınanırken rızaya koşmanın emaresi...
kulluğun ispatı aynı anda...
Aşk'ın zirveye ulaştığı demde, aşığın nişanesi...
Her şeyden öte,kaybettiğini zan edenin;
zayi anında çekmiş olduğu sancıyla doğan
karlı kazanç belki..
"Rabbimiz! biz bilmeyiz, Sen bilirsin" teslimiyetiyle
ram oluşun resmi..
Hasılı,
iştiyakıyla kavrulduğumuz,
şaşkın ve hasretle ardından bakıp sükut içtiğimiz
her şey, her sebep aslında
Aşk'tan gelip Aşk'a yol almanın,
Aşk'la yoğrulmanın,
adı konulamayan bir menzilin
MÜBAREK adımları......................