Ülkemizde Milli,Ahlaki,Kültürel Değerlerin Erozyona Uğratılması Ve Toplumsal Çöküş

Son güncelleme: 15.02.2010 21:33
  • Ülkemizde uzun süreden beridir eğitimde, ekonomide büyük çöküşler yaşanmaktadır. Milli, ahlaki, kültürel değerlerimiz aşırı derecede erozyona uğratılmıştır. İşsizlikse yıllar içinde büyük sorun olmuş, günümüz ekonomik kriz sonucunda had safhaya ulaşmıştır.

    Ülkemizde toplumsal çöküş yaşanmaktadır, toplumsal çöküş tehlikelidir, zamanında önlemler alınmazsa etkilidir, süreklidir, kalıcıdır, yıkıcıdır.

    Toplumsal çöküş ülkeyi baştan sona kasıp kavurur, içinden çıkılmaz hale gelinebilir, ülkeyi bataklık haline çevirir, suç oranı, suçlu sayısı her geçen gün sürekli artar.

    Çoğu zaman ülkede yaşayanların büyük kesimi günlük yaşamın yorucu koşuşturmacaları ve ekonomik kıskacın içinde ya da gündeme kasıtlı ve bilinçli olarak düşürülen toplumu boş tartışmaların odağına çeken suni gelişimler sonucunda olayları ve olanları net ve açık göremediklerinden dolayı insanlar yokluğa,sefalete,
    mutsuzluğa, umutsuzluğa sürüklenir

    Şimdi bu noktada yazılı ve görsel basının yaşanan olaylarda ki rolünü unutmamak gerekir, çünkü yaşanan bu olaylarda basın kendine biçilen rolü gayet iyi yaparak toplumu sürekli yanlı ve aldatıcı birçok pembe rüya âlemiyle dolu programlarla insanları uyuşturma, ahlaki, milli, kültürel değerlerinden uzaklaştırarak yozlaştırma rolünü gayet başarılı şekilde yerine getirir.

    Ancak yaşanan bu olaylar zincirinde ülkenin çok fazlaca zarar gördüğünü anlayan az bir kesim tehlikenin vahametine vararak sesini çıkarır, ama sonuç olarak bu kesimin de sesi bir şekilde bastırılır, susturulur, çoğunluğun duymaması için engellenir. Çoğunluk olarak çöküşün farkında değilizdir veya farkındayızdır da vurdumduymazlık içindeyiz, ne yapabiliriz diye çaresizlikle boyun eğmişizdir. Belirli bir kesiminin de bu çöküş çarkının işleyişinde ''bal tutan parmak yalar'' misali az çok menfaati vardır, yine pek az güçlü bir kesim bu çarkın işlemesinde ve dönmesinde etkin görev alan bu çöküşten asıl nemalanan kesimdir

    ********
    Ülkemizde ki toplumsal çöküşün ilk etkisi eğitim ve güzel dilimiz Türkçemizde ki yozlaştırılma ve bozulma ile başlamıştır. Eğitim sisteminin ve dünyanın en zengin, eski, köklü dili güzel Türkçemiz yıllar içinde erozyona uğratılmıştır. Türkçe mi, yabancı mı ne olduğu belirsiz hilkat garibesi anlaşılmaz uyduruk sözcüklerle Türkçemiz özünden uzaklaştırılmış, milli eğitim sistemimiz ise millilikten çıkartılarak siyasi erklerin elinde yap_boz tahtasına dönüştürülmüştür.

    Ülke genelinde milli eğitime, milli, kültürel, ahlaki değerlere yeterince cevap verilemeyişi yetmezmiş gibi özel okul ve özel dershanelerin övülmesiyle içerde, dışarıda yaygınlaşması, denetim yetersizliği, öğretmenlerin ekonomik cenderede sıkıştırılarak özel okullara, dershanelere ve özel dersler vermeye yöneltilmesi, ekonomik sıkışıklık sonucu ekişlerle uğraşma zorunda bırakılmaları, öğretmen yetiştiren kurumların yetersizliği, plansızlığı ile eğitimde ki çöküş ve sonucunda da milli, kültürel, ahlaki değerlerimize sahip çıkamayış yıllar içinde sinsice ilerlemiş, günümüzdeyse artık tüm çıplaklığı ve açık yıkıcılığıyla gün yüzüne çıkarak kendini göstermiştir.


    Üniversitelerimize baktığımızda ise siyasi erkin, YÖK'ün yapmış olduğu baskı ve sıkıştırmaları sonucu özerk yapısını yitirmiş,çoğunluğu bina, kantin, bahçe alanında gününü öğrenmeden, bilimsel araştırmadan uzak geçiren kısacası bir şeytan üçgeni içinde milli, kültürel, ahlaki değerlerden, bilimsel araştırma ve öğrenmeden uzaklaştırılmış konuma getirilmeye çalışıldığını görmekteyiz.

    Tek kelimeyle ülkemizde Milli eğitim sistemi baştan aşağıya ağır bir çöküntüye uğramış durumdadır, kendini dershaneler, özel okullar, kurslar, üniversitelerimizi de YÖK ve siyasi erkin baskılarına teslim etmiştir.

    Tabi eğitim sonucunda ki bu çöküşler zamanla ekonomik alanda da kendini hissettirmiştir. Zaten geçinmekte fazlasıyla zorlanan devlet dairesinde çalışanlarımızın bir kesimi benim memurum işini bilir sloganlarıyla devlet çarkında rüşvet alışverişine yönlendirilmiş, bu şekilde ki yozlaştırmayla işini bilen bir kesim memurumuzda masum vatandaşı masa masa, kapı kapı, bina bina dolaştırmayı kendine görev edinmiş, dolaşmak istemeyenlere de kısa yoldan yan cebini göstererek işini anında halletmiştir. Bunun yanı sıra işini daha çabuk halletmek isteyen bir kesim vatandaşımızda kendince geliştirdiği benim vatandaşım işini daha çabuk halleder metoduyla işini doğru dürüst yapanlara aynı mantıkla hizmetini gördürmeye çalışmıştır. Bu alışverişten bir kesim memurumuz yeni ek gelir etmenin, bir kesim vatandaşımızda işinin anında yapılması sevinciyle birliktelik içinde pek de renkli ve mutlu pozlar vermişlerdir, bu mutlu pozların fotoğraf karesin de yer almak istemeyen memur ve vatandaşımızda maalesef sürüm sürüm süründürülmüştür.

    ******
    Dünya bankasından, İMF den alınan on milyonlarca dolarlık borç paralarda yine belirli azınlık bir kesimin çocuklarına, kardeşlerine, akrabalarına, yakın adamlarına ve çevrelerine dağıtılmış, gönülleri hoş tutularak işleri, cepleri ihya edilmiş, bunların çoğununda keyfi eğlence ve harcamaları sonucunda Dünya Bankasıyla İMF den gelen bu paraların hiç edilerek batırılması, cebe aktarılması, bankaların, şirketlerin kurumların içlerinin sahiplerince, yönetenlerince hortumlanarak boşaltılması sonucu yükü ve maliyeti ülke halkına ve çalışanlarına kesilmiş on milyonlarca dolar borç paraları sanki bizler kullanmışız gibi borçları ödeme zorunluluğunda ülke halkı olarak bizler sorumlu tutulmuş, batağın maliyeti suçsuz biz masum insanlara kesilmiştir.


    Yine her seçim döneminde KİT'ler arpalık olarak görülmüş, seçim zamanlarında siyasiler tarafından birkaç oy alabilme uğruna akrabalarına, yandaşlarına, oydaşlarına kıyak geçilerek gelişigüzel yerleştirmeler yapılmış, bu değerli ekonominin temel taşı kuruluşların zarar etmelerine, batmalarına yol açılmış, sonrasında da devletin üzerinde büyük kambur olduğu söylenerek bu kamburlardan kurtulma yolu özelleştirme safsatalarıyla satılmalarına ya da kapatılmaları kurtuluş çaresi olarak görülmüştür.

    Tüm bu yozlaşma olgusundan kırsal kesimlerde ister istemez nasibini almıştır. Tarımsal üretim bitirilme noktasına getirilmiştir, hayvancılık yok edilmiştir, kırsal ve köysel alanda yaşayanlar işsizlik, geçim sıkıntısı, terör olayları sonucu kentsel alanlara göç etme zorunda kalmış, fakat bu kesimin kentsel alana uyum sağlamasında yeterince somut önlemler alınmadığı gibi ekonomik sıkıntı içinde ki bu kesimin kentsel yaşamın çıkmazında iyice çöküntüye uğramasına göz yumularak bu kesimlerde de ahlaki, kültürel erozyon başlamıştır.

    Ekonomik çıkmaz kıskacında suç oranları fazlasıyla artarak kapkaç, hırsızlık, gasp, soygun, fuhuş olaylarının had safhaya ulaşmasıyla kentsel alanlarımız özellikle anakent (metropol) diye adlandırılan kentsel yerleşim yerlerimiz yaşanamaz hale gelmiştir.

    ******
    Yine ülke gerçeklerine şöyle bir baktığımızda devletin verdiği parasız ilacı hastalarına parayla satanlarımız, sahte reçeteler düzenleyerek devlet kuruluşlarından haksız kazanç elde edenlerimiz, vergisini az ödemek için gerçek gelirini saklayanlarımız, vergi kaçıranlarımız, sahte belgelerle devletten KDV alanlarımız, naylon fatura düzenleyenlerimiz, vatandaşın normal basit bir işinin yapılmasında rüşvet isteyen memurlarımız, ihalelerde ki yolsuzluklarımız, basit bir işe alınmada vekillerimizin iş takip etmeleri eleman alınacak yerlere ellerinde ki listeleri göndermeleri, bankaların yaptığı işlemden hesap işletim ücreti altında haksız kazanç elde edişi ve daha da önemli ve acıklısı bizlerin kendi ellerimizle demokratik çerçevede seçtiğimiz yönetim için vekâletimizi verdiğimiz kişilerin ellerinde bulundurdukları siyasi erk ile halkın sırtına yükledikleri yüksek vergilerin, fahiş zam oranlarının tüm bu olumsuz gelişmelere yol açması, işin daha gerçekçi, anlaşılır yoluyla halkını yolunur kaz mantığı içinde görerek kazanç elde edenlerinin bir şekilde yolsuzluğa, kanunsuz işlere, gayrimeşru kazanç kapılarına yönlendirilmesi, yönelmek istemeyenlerinde batmalarına ve sürünmelerine yol açılarak ülkemiz iyiden iyiye çıkmaza sokulmuştur.

    Kısacası her tarafta kokuşmuşluk almış başını gitmiş, kokmayan bir yanımız kalmamış,

    Görsel ve yazılı basında ki günlük haberlere, programlara baktığımızda en fazla haber konusu tecavüz, taciz, cinayet, gasp, soygun, kapkaç, hırsızlık, hortumlama, çete -mafya olayları, terör olayları, sahtecilik, milli, kültürel, ahlaki değerlerden uzak aile ve toplum yapısına uygun olmayan açık saçık magazin haber ve programları gündemi ağırlıklı olarak kapsıyorlar.


    En tehlikeli düşmanımıza deseydik ki gelin bizleri bu hale düşürün, toplum olarak bizleri çökertin, inanın o tehlikeli düşmanlarımız bu kadar başarılı olamazlardı, bu kadar etkili tahribat ve yıkım yapamazlardı, ama ne yazık ki bizler kendi elimizle, kendi seçtiklerimizin vasıtasıyla ülkemizi, toplumu, aile yapımızı öyle bir hale getirdik ki tutulacak ve de tutunacak bir yanımız kalmadı gibi.

    *********
    Bu kadar körlük yeterlidir herhalde, artık aklı başında herkesin ülkenin ve toplumun mutlu ve refah geleceği için şapkasını önüne koyup iyice düşünmesi gereklidir. Bu halin böyle devam etmesi sonucunda toplumun ve ülkenin bugünkünden daha da beter hale düşeceği aşikârdır. Bu sorunlara ülkenin kaderini ellerinde bulunduranların ve bu ülkede yaşayan bizlerin en kısa zamanda kalıcı çözümler bulması daha da önemlisi bu ülkede yaşayanlar olarak bizlerin hem ülkenin hem de toplumun mutluluğu bakımından en kısa zamanda kendimize çeki düzen vermemiz, milli, kültürel, ahlaki değerlerimize sahip çıkarak acilen özümüze dönmemiz önemlidir.

    Hepimiz aynı gemideyiz eğer yolculuk yaptığımız bu gemi zararlı kemirici fareler tarafından kemiriliyorsa ve bizlerde bu gemide ki yolcular olarak bu kemirme olayına seyirci kalıyorsak sonuçta gemi delinecek, su alacak, batacak birçok insan boğulacaktır. Ama o zararlı kemirgen farelerin büyük çoğunluğu yüzerek kurtulacaktır, çünkü onlar her ortama uyum sağlayabilme özelliğine sahiptirler, kendilerine yaşayacak başka alanlar mutlaka bulabilirler fakat bizler bu şansa hiçbir zaman sahip değiliz ve asla olamayız.

    Ya o zararlı kemirgen farelerin gemimizi batırmasına göz yummayarak el birliği içinde gemimize sahip çıkacak, zararlı kemirgen farelere karşı işbirliği içinde mücadele ederek onların gemiyi terk etmesini sağlayacağız. Ya da kemirgen fareler tarafından geminin batırılmasını izleyerek geminin batmasını bekleyecek suda boğulup gideceğiz.

    **********
    Ceza yasalarımızın suça yönelik etkili caydırıcı olması suçların azalması ve önlenmesi bakımından önemlidir, bu sebeple ceza yasalarımız yeniden gözden geçirilmeli, AB uyum yasaları safsatası altında değişen yasalarımızın ülkemiz gerçeklerine uygun olarak toplumsal yapımız gözden geçirilerek toplum ve ülkemiz gerçeklerine göre yasalarımız yeniden düzenlenmelidir.

    Artık şu insan hakları safsatalarını da bir kenara atmalıyız, masumlara gelince susan insan hakları nedense suçlulara, bölücü ve teröristlere gelince canavarlaşıyor ve meydanlarda insan hakları çığırtkanlığı yapıyorlar. İnsanları katleden, terörle masum insanların yaşam haklarını hiçe sayan, ülkede kargaşa ortamı yaratarak halkın huzur ve güvenliğini tehdit ederek yaşama hakkını elinden alanlar, halkın canına, malına kastedenlerin, hele hele binlerce masum insanın ölümüne sebep olanların insanlık hakları nasıl olur

    O insan hakları çığırtkanları Molotof kokteyliler, bombalamalar, mayınlar sonucu ölen, sakatlanan onlarca masum kişiye gelince neden susuyorlar! ! ! !

    ***********
    Halk ekonomik çöküntü içinde perişan, insanlar işsiz ve işsizlik başını almış gidiyor, ekonomik yatırımlar durmuş, insanlar ekmeğe muhtaç halde, kurumlar arası çatışma ortamı yaratılıyor, tüm kurumlar kasıtlı olarak yıpratılıyor ama birileri bunları umursamadan bu kargaşa ortamından çıkar sağlamayı ve meydanlarda atını oynatmayı arsızca sürdürüyor. Bu gidiş iyi değildir, bu gidişin sonucunda ülkemiz fazlasıyla hem de çok fazlasıyla zarar görmektedir ve daha da görecektir

    Allah sonumuzu hayır etsin diyorum ve halk olarak ilk önce bizlerin ülkemize, milli, ahlaki ve kültürel değerlerimize sahip çıkmamız ve ülkemiz üzerinde oyun oynayan bu kendini bilmez dış güçlerin taşeronluğunu ve uşaklığını yapanlara demokratik yollarla dersini vermemizin zamanının çoktan gelip geçtiğini ve halk olarak bu densizlere demokratik yollarla dur dememiz gerektiği inancındayım.

    **************

    Gelir dağılımı dengesiz ve adaletsiz;
    Ekonomi çökmüş;
    İşsizlik artmış;
    Kültürel ve ahlaki değerler yozlaştırılmış;
    Milli değerler hiçe sayılıyor,
    Sosyal Devlet anlayışından uzaklaşılmış, sadaka ekonomisi uygulanır olmuş,
    Hizmetler aslına değil vekiline, akrabalarına, yandaşlarına,
    İşsiz insanların sayısı her geçen gün artıyor,
    İş güvencesini kaybedenler meydanlarda eylemlerde,
    Ülke genelinde suç aranı artmış,
    Suçlular sokaklarda açıkça cirit atıyor,
    Suçlara yönelik yeterli cezalar yok,
    Terör dağdan kent merkezlerine inmiş, her gün sokak olaylarıyla toplumun can ve mal güvenliğini hiçe sayarak tehdit ediyor,
    Kentlerde suç ve terör eylemlerinde özellikle çocuklar kullanılıyor, herhangi bir yasal önlem yok,
    Ülkenin en önemli ekonomik ve stratejik değere sahip kuruluşlarının çoğu yabancılara satılmış,
    Özelleştirmeden gelen onca paraya rağmen ülke borçları müthiş şekilde artmış,
    Tarım bitirilmiş, hayvancılık can çekişiyor,
    Devlet yönetimi kendi alacağına geldiğinde şahin kesilmiş, çalışanlarının haklarına ve alacaklarına gelince kaplumbağadan daha ağır davranıyor. Örnek KEY alacakları,
    Enflasyon oranı düşük olmasına rağmen elektrik, doğalgaz, akaryakıt, vb. birçok şeye enflasyon oranının çok çok üstünde artışlar yapılmış, yapılan bu zamların adına da otomatik fiyat ayarlaması denilmiştir, yine yapılan onca yüksek zam ve vergi artışına rağmen çalışanına, emeklisine enflasyon oranında artış verilmiştir.
    Yüksek vergiler ve zamlar sonucu merdiven altı kaçak imalat sektörü gelişmiş, kaçakçılık oranı yükselmiştir.
    Küçük esnaf yavaş yavaş kepenk kapatırken bu olumsuz gidişe dur diyecek olan ve çare bulması gereken ülke yöneticileri ülke gerçeklerinden uzak söylemleriyle artık mahalle ve sokak aralarında ki bakkallar devri kapanmıştır demektedir.
    Daha düne kadar YÖK ü eleştirenler bugün ellerine geçirdikleri YÖK ün uygulamalarına destek verir olmuşlardır.
    Demokrasiden, adaletten, yargıdan bahsedenlerin kendileri öncelikle demokrasiyi, adaleti, yargıyı çiğneyerek hiç saymaktadırlar.
    İşe alınmadan tutun her şeye kadar kendine, akrabaya ve yandaşa hizmet esas alınmıştır.
    Millete örnek olacaklar ne yazık ki milletin yüce kürsüsünden her gün öfkeli, edep dışı söz ve davranışları kendilerine huy edinmişlerdir.
    İcra makamları iş yapmaktan uzak her gün gündeme düşen şikâyetlerle kürsüleri ağlama ve şikâyet kürsülerine getirerek duygusal sömürülerle sert tartışmalara yol açmışlardır.
    Toplumun büyük kesimi ekonomik güçlük içerisinde yeterli, dengeli beslenemediği için sağlığı bozulmuştur.
    Gençlerimizin geleceğe yönelik umutları tükenmiştir.
    Toplumun psikolojilisi bozulmuştur. Ülke ve toplum ağır sarsıntı içindedir.

    Asgari ücret 400 dolar bile değildir. Fakat İmralı'da bebek katili cani terörist başının rahatlaması için 5 milyon dolarlık masraf yapılmıştır. Bu 5 milyon dolar 13 bine yakın asgari ücretlinin bir aylık maaşına denktir.

    Dinçer Demirel


#15.02.2010 21:26 0 0 0
  • Emeğine yüreğine sağlık kardeşim
#15.02.2010 21:33 0 0 0