Toplum içerisinde insanı en çok üzen konulardan biri, belki de üzerinde en çok durulması gerekeni, insanların birbirlerinin kalplerini kırmaları, gönüllerini incitmeleridir
Niçin birbirimizin kalbini kırıyoruz? Niçin birbirimizin gönlünü incitiyoruz? Gönül yaparak küçükleri sevindirmek, büyüklerin duasını almak varken, ayırım yapmadan bütün insanların, özellikle dostlarımızın gönüllerini kırmamaya dikkat etmeliyiz Bakın şair ne güzel söylemiş;
Gönül bir pınardır çeşmesi var tası yok
Yıkma insan kalbini, yapacak ustası yok
Bilmeliyiz ki, gönül yıkmak hüner değildir, bunu insan sevgisi, şefkat ve merhametten mahrum olan herkes yapabilir Asıl hüner harap olmuş, yıkılmış gönlü tamir eylemektir
Kimseye baki değil mülk-ü devlet, sim-ü zer
Bir harap olmuş gönül tamir etmektir hüner
Dilimizde "gönül alma" diye bir tabir vardır İnsanlar bunu çokça yapmalı, birbirlerinin gönüllerini almaya çalışmalıdır Peygamberimiz, "Herkesi cehennemde yüz üstü düşüren dillerinin biçtikleri ve kazandıklarından başkası mı zannedersin?" buyurmuştur (Bezzar, c 4, s 250, Hadis No: 2643)
Gönül almak için çeşitli vesileler bulunabilir Atalarımız "yarım elma gönül alma" demişler İnsanlar sevdiklerinin, dostlarının gönüllerini almak için ziyaret etmeli, telefon, e-maille de olsa arayıp sormalı, imkanı varsa küçük bir hediye alıp götürmelidir
Peygamberimizin, "Bir kimse bir kardeşini severse, sevdiğini ona bildirsin" (Kenzü'l-Ummal, c 9, s 25, Hadis No: 24749) hadis-i şerifini unutmamalıyız Faruk Nafiz Çamlıbel de yâre olan sevgisini, gönlüne gelen hayaliyle şekillendiriyor;
On yıl var ayrıyım Kına dağından
Baba ocağından yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben
Gönlümü çekse de yârin hayali
Aşmaya kudretim yetmez cibali
Yolcuyum bir kuru yaprak misali
Rüzgarın önüne katılmışım ben
Garibim namıma Kerem diyorlar
Aslı'mı el almış haram diyorlar
Hastayım derdime verem diyorlar
Maraşlı Şeyhoğlu Satılmışım ben
Yunus Emre de gönül yapmaya geldiğini terennüm etmektedir;
Elif okuduk ötürü, pazar eyledik götürü
Yaratılanı hoş gördük Yaratan'dan ötürü
Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için
Dost'un evi gönüllerdir, gönül yapmaya geldim
Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz deği
Yetmiş iki millet dahî, elin yüzün yumaz değil
Gelin tanış olalım, işi kolay tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Mevlana diyor ki;
Taş yeşermez geçmiş olsa da nevbahar
Toprak ol da bak nasıl güller açar
Taş gibi idin çok gönül kırdın yeter
Toprak ol üstünde hoş güller biter
Hacı Bektâş-ı Velî de, temsil ettiği sevgi atmosferini asırlar öncesinden
şöyle dile getiriyordu;
Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda
Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda
Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda
Arslanla ceylanlar dosttur kucağımızda
Hac dönüşü günahlarından arınmış, annesinin doğurduğu gün gibi temizlenmiş gönüllerin tekrar kirlenmemesi için şu duayı yapıyoruz:
Günahlardan yıkandın, tertemiz bir ufka yükseldin
Habib-i Kibriyanın Ravzasından feyz alıp geldin!
Eğer şâd olmak istersen, Liva'ül-Hamdin altında
Mukaddes yolculuk bir inkılâp olsun hayatında!
Güzelleştikçe ahlakın, görenler bir melek sansın
İlahi neş'enin feyziyle, aşıklar hazırlansın!
Muazzez hatırandan çıkmasın asla, o âlemler
Vefâsız mâsivâdan sıyrılıp el çektiğin demler!
Ezanlar yükselirken Arş'a Beytullahı hatırla
Şu pak olmuş gönül, kirlenmesin tekrar günahlardan! (Ali Ulvi Kurucu)
Gönül erlerinden Allah dostu Erzurumlu İbrahim Hakkı'yı şu mısralarla hatırlayalım;
Hiç kimseye hor bakma
İncitme, gönül yıkma
Sen nefsine yan çıkma
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler
Kayseri, Develili Halk Aşığı Seyrani de hacca gidemeyen kimselerin insan gönlünü almalarını tavsiye etmektedir;
Zahm-ı aşka gelip merhem sarmağa
Ferhad olup birgün bağrın yarmaya
Kudretin yoğ ise beyte varmağa
Gönül Beytullah'tır ziyaret eylemektir
Kalbini geniş tut, sıkma Seyrâni
Rızayı Bârî'den çıkma Seyrâni
Gönül Beytullah'tır yıkma Seyrâni
Elinden gelirse imaret eyle
Bir şairimiz de ölümle gönül arasında bağlantı kuruyor;
Bu dünyaya gelen ölür
Ölüm acısını bulur
Senin de başına gelir
Gönül sana demedim mi
Giden günler geri gelmez
Bu demler hep geçer kalmaz
Son pişmanlık fayda vermez
Gönül sana demedim mi!
Bir şairimiz de şöyle tavsiyede bulunuyor;
Kırmayıp kalpleri her fırsatta gönül al
Nazar kıl şu âleme ölümlerden ibret al
Mevlana da Mesnevisinde;
Gönül almaya bak ki en büyük hac budur
Bir gönül yapmak, binlerce hacdan daha iyidir
Kâbe Azer oğlu Halil'in yaptığı bir binadır
Halbuki gönül, Cenab-ı Hakk'ın nazargâhıdır
Ancak acı bir gerçektir ki, son dönemlerde bizim toplumumuz da dahil olmak üzere, bütün dünya sevgi, kardeşlik ve gönül bağlarını koparmış, Müslüman toplumlarda pozitivist, materyalist, rasyonalist, pragmatist dünya görüşü empoze edilmiş Kin, haset, düşmanlık, bencillik, maneviyattan uzaklaşmışlık dünyevi ihtiraslar yaygınlaşmış Şehvet, servet ve şöhret hastalıkları insanı çepeçevre kuşatmış
Peygamberimiz, "Yarım hurma ile de olsa ateşten sakının Bunu da bulamayan kimse kardeşine güler yüz göstersin, bunlar da sadaka sevabına ulaştırır" (Müslim, c 3, s 86, Hadis No: 2395) buyuruyor
Peygamberimiz, "Gönüller Allah'ın kudretindedir, dilediği gibi değiştirir" (Ahmed b Hanbel, Müsned, c 3, s 257, Hadis No: 13721) buyurmakta Yine bir duasında, "Ey gönülleri değiştiren Allah'ım, gönlümü imanda sabit kıl" (Ahmed b Hanbel, Müsned, c 3, s 112, Hadis No: 12128) demektedir
Sözlerimi bir dua ile bitiriyorum:
Daha fazla soldurma, yeter, güzel Allah'ım,
Gönül bahçemizdeki muhabbet güllerini!
Eser kalmadı aşktan, çoraklaştı ruhumuz,
Yine coştur ne olur o sevgi sellerini
Not: Bu yazı, Diyanet Avrupa Aylık Dergi Ocak 2010 sayısında yayınlanmıştır