Akşamlar Nasıl Düşer Ankaraya

Son güncelleme: 27.02.2010 00:01
  • Akşamlar Nasıl Düşer Ankara'ya - Dilek Hafız

    Hüzünbaz bir kış akşamı Ankara'nın sokaklarında bizi rastlaştıran, bir Atıf Yılmaz filminde ellerimizi birleştiren Tanrı puslu bir Ankara akşamında ayrılmamızı istiyor sanki bizden.
    İsyan etmek geliyor yüreğimizden, ama izin vermez ki dudaklar, ama yol vermez ki kahrolası gurur.
    Yaralanıyoruz, yaralıyoruz. ..
    Birbirimize her yaklaştığımızda, biraz daha uzaklaşıyoruz kendimizden. Kendimizi özlüyoruz.
    Kendi kendimizi öldürüyoruz, intiharlar kuşanıyoruz.
    Bu sefer Tanrı cezalandırıyor bizi. En çok da beni.
    Yine bir Ankara akşamında açılıyorken ışıkları evlerin, bir ben ışık yakamıyorum içimdeki karanlığa.
    Oysa ben korkarım karanlıktan, bilirsin. Korkarım çünkü sen yoksun ki karanlıkların içinde, sen aydınlıkların içindesin. Ne kadar uzağız yine birbirimizden.
    Ve yine acı çekiyorum ben, yalnızlığımla baş başa saatler geçirirken.
    Başka bir ten, başka bir koku incitmiyor artık kıyamadığın tenimi. İncinen sadece ruhum.
    Buram buram ter kokan, rakı kokusunun duvarlara sindiği odalarda sınarken kendimi, bu rezilliklere ne kadar uzak olduğunu düşünüyorum senin kokunun.
    Artık çok geç elinden geleni yaptın sen. Geride ise pişmanlığı peynir-ekmek gibi her gün tüketecek ben kaldım.
    Çünkü ben seçtim senin kokunu hiç andırmayan o adamı. Ve şimdi senden başka bir tenin ağırlığı altında eziliyorum.
    İncitiyorken ruhumu ne kadar iğrenç olduğumu bir kez daha anlıyorum.
    Çünkü ben seni seviyorum, seni sevmeyi hak edemeden.

    Dilek Hafız
#27.02.2010 00:01 0 0 0