Hem ileriye gitti düşüncelerim, hem de geriye yol aldım. Sordum kendime;
"Acaba, önceden daha mı mutlu bir toplumduk?"
Yanıt vermek istedim yine kendim:
"Eskiden ekmekler atılmazdı çöplere, evlerde erişteler kesilirdi makarna yerine, evde ekmek mayalardı annelerimiz, küflenmezdi soframızda nimetimiz"
"Buzdolapları yoktu, gaz ocaklarında günlük tencere kaynardı, gıdalarımızda GDO denen ölüm tohumları ürünleri de yoktu, yazı ve baharı özlerdik sebze ve meyvaları yemek için, erik gördük mü pazarda, yaz yaklaşıyor derdik, mevsimleri özlerdik"
" Doğalgaz yoktu, odun veya kömür sobasında veya mangal ile ısınırdık kışları"
" Ne moralimizi bozacak ve "kumanda kapma" tartışmalarımıza neden olan TV'lerimiz vardı, ne de akıl ve ruh sağlığımızı dolambaçlı pencereler tıklayıp bıraktığımız bigisayralarımız vardı, radyomuz vardı, dinlemeyi bilirdik, iletişimimiz daha bir sağlıklıydı."
"Reklam ürünleri ve kimyasal boyalı çerezleri satın almazdık, yerine çerezlerimiz olan, yazdan kavurduğumuz ay ve kabak çekirdeklerimizi çıtlardık"
Kısacası;
Eskiye baktığımda az ile yetinmesini bilir, çekirdek ailemizle okul ve iş dönüşlerimizde mutluluğu tadardık
Günün eksi ve artılarını konuşarak paylaşırdık
Ne organik, ne fast food yiyecekler bizim akıl ve beden sağlığımızı tehdit etmezdi
Ya şimdi?
Konuşup, dinler ve anlardık birbirimizi
Şimdi dinlemeyi unuttuk
Anlayınca, hoşgörür severdik birbirimizi
Şimdi sevmeyi de unuttuk
Bize verilen değerlerle itibar kaybolmamıştı, saygı duyardık
Değer yargılarımızı yitirdik, saygıyı da rafa kaldırdık
Bütün bunların yanı sıra verilen sözler tutulurdu, güven duyardık
Şimdi birbirimize hiç güven kalmadı
Ve herşeyden önemli olanı; en önemli bir "değer duygumuzu" kaybettik biz
"Özlemeyi!"
Özlemek, olmayınca hayatın da bir değeri kalmıyor
Hayal etmeyi ve umudu da peşinden sürüklüyor
Ve en berbat olan ile karşı karşıya kaldık
MUTSUZLUK!
İşte bu duygu; yürek kapımızdan içeri girip, bulaştırıyor hüzünü, oradan da AŞKI dışarı atıyor
Akıl ve ruh sağlığımızı tehdit ediyor.
Her üç kişiden biri depresyon hastalığına yani ruhun nezlesine tutulmuş durumda...
Şimdi olduk hepimiz bir mekanik robot...
Çünkü, ancak robotlar hayal kurmaz ve özlemez.
Emine Pişiren/Bursa
22.11.2009
Not: Şair ve Yazar Emre Onbey'in "Zor Be Usta" adlı yazısından esindir.