Ruhun Beyaz Mermerlerde Dağılmış Papatyalar - Yaşam Hikayeleri - Çiler Dursun
Aşk sarnıçlardan süzüldü,damıtıldı. İhtiyacı var mıydı arınmaya. Yoksa oda zamanla yosunlaşmaya mı başladı karanlık kaldığı yerlerde. Karanlık odalarda bizimle beraber oda mı yaşlanıyor anlayamadan. Hayatın evreleri gibi aşkta kendini büyütüyor mu zamanla. Oda yaşlandıkça küçülüyor , çocuklaşmaya mı başlıyor yeniden. En güçlü olduğu zamanlara özlemle bakıyor mu üşüyerek geçmişine?
Biz hangi evresinde kaldık aşkın. Zamanın donduğunu sandığımız ama aynalarda bırakılan gençliğin çizgilerini kim inkar edebilir. Ellerimizin emek yorgunu çizgilerini. Ellerimizin birbirine uzanmaktan ama ulaşamadığı için kurumuş , çatlak yüzlerini kim inkar edebilir.
Bir yaz gününün hafif serin bir gecesinde ince bir çarşafa sarındığında beden öylesine korunaklıdır ki. Sanki bir ince zar bizi dünyanın tüm acılarından , temaslarından öteler kendimize bizi. Anne karnında uyur gibi dalar insan uykuya. Huzurla , korkmadan. Bir kelebek olmadan daha kozasında yaşar. Oysa uyumak ölmenin bir başka halidir. Hayatın içindeki reankarnasyondur bir nevi. Uyuruz, ölürüz bedenimizi unutarak. Sadece beynimizin izinde geçen zamanın çoğunu hatırlamayız. Sesi ,sessizliği ayrım yapacak bir gücümüz olmaz. Ben sana aşık olduğumda derin bir uykuya daldım. Bunca zaman hiç uyanmadan oradan özlüyorum seni. Uyansam hayatın kendi yüzü içinde sarnıçlardan süzülen aşkı izlemeye korkuyorum. Onu süzüldükçe yakalayamamaktan , kaybetmekten yada başka membalara gitmesine engel olamamaktan. Korkuyorum zamana bir başkası olarak dönmekten, geçmiş zamanda kim olduğumu hatırlayamamaktan.
Ruhun dağ eteklerinde yeşeren vadilerin çığlığı ,bulutun uçarılığı , karın aldatıcılığı. Ruhun beyaz mermerlerde dağılmış papatyalar. Güneşin sıcaklığı, ruhun ki tenimde bir ege esintisi . Evet ruhun bir esinti uçup gitmiş. Bir kırlangıca seslenmiş , onunla konuşmuş, anlatmış uzun uzun
Sahi kırlangıca neler anlattın , beni nasıl terk ettiğini mi?
Kırlangıç seni uzun uzun dinledi , sonra uçtu gitti bir sarnıcın üzerine kondu. Sende onun peşinden gittin. Ruhunu sarnıçlara sundun. Aşk ruhundan sıyrıldı. Süzüldü süzüldü. Damıtılan aşkın ışığı görünce tüm berraklığıyla parladı. Elimi uzattım o berraklığa. Ruhunda halkalar yayılırken benim ruhum sularında boğuldu adeta. Kırlangıç geldi o sudan içti. Aşk yeniden uyandı hayata