Kahvaltıya oturdu kadın, kuşluk vaktiydi.
Yalnız, hüzünlü, kıpırtılı
Daldı gözleri, karşı evin bacasından çıkan dumanlara.
Gökyüzünde raks ederek,
Hüzün bulutlarına karışıyordu dumanlar.
Ağladı, ağlayacak sanki bulutlar; kadın gibi
Büyüdükçe büyüdü lokması ağzında,
İçindeki boşluk misali
İlk tuttuğu el geldi aklına birden,
Yıllar önceydi, küçücük bir kızdı kadın o zamanlar;
Sevgiyle tuttuğu parmakları hiç bırakmadı,
Parmaklar onu bırakıp gidene kadar ebediyete
Yıllarca tutmadı kadın böyle sıcak bir el;
Tuttuğu hoyrat bir elden başka
Çok başkaydı bu el, sıcacıktı.
Hüzün bulutlarına daldı gözleri yine,
Yanaklarından süzülen yaşlara engel olamadı kadın.
Haşin bir rüzgâr çıktı, topladı bulutları.
Bir suret oluştu gökyüzünde, ağladı bulutlar.
Sen geldin aklına
Çıktı dışarıya kadın,
Ağladı bulutlar, karıştı gözyaşlarına