Biraz Lal Biraz Menekşe / Etti Yine Gözlerin Sağanak
Öyle susasım var ki konuşsam boşanacak rabıtalı ellerim
Halimden (anti)giyotinler yoracak canımı ruhum kalacak
Salınımlarında boşluğuna takılacağım korkunun
Mercan gözlerinin yosun renkli düşlerinde
Korkuya kefen sarıp gömeceğim kimsesiz bir mezara
Meğer ne çok sevmişim seni,
sen salınırken hastane koridorlarında
Ben yüreğimi narkozladım
acının cıngıllı seslerinden de kapadım gözlerimi
Yemin ettim, yemin buldum;
kalemin, zeytinin hakkına, incir düştü avuçlarıma
Sen saçlarını salarken yastığına yas diye,
ben savurdum karanlıkları odandan
Meğer ne çok sevmişim seni,
geçtiğin hastane koridorunda yüreğime basıp
Acının merhemini dert diye büyütmüşüm
yüreğimin derman halinde
Farzın boşluğunda arama beni kalmamıştır
mestur gözlerimde bir ikindi
Hatim seferlerinde ellerine biriktirdiğim
ayetlerin harfleri cezirdir şimdi
Sallandırma göğü mahur serçeler telaş içinde
irkilir de düşerler hece hece
Kuş şairini tanır fakat bu anda yere düşen bin parçada
sebepsizdir gece
Halini tanır kumrular,
mestur gözlerinde aşina denizlerin sebebi
Gözetleme kulesinden yayılan
ışıkları izlemeliyim şimdi gözlerinin minvalinde
Aydınlanan denizlerin sebebi
kanat şıkırtılarına denk olan dalgalarda
Ve sözün erguvan renkli yapraklarında
ebruya değen tahlilleriyle
Seni besleyeceğim her sözün bağrından
cümleme dokunan ezgisiyle
Kırkindi biraz ve menekşe harf lazım
bir de eliften ötreye
Dokunaklı bir söz söyle mesela;
meğer ne çok sevmişim seni
Öyle susasım var ki
sanki elestten sonra sözümü vermiş de susmuşum
İçimde harflerin yangını,
bir aşktan ötresi kırılmış elifler gizli
Muamma olmuş aşkların esamesi,
kime sarmalıyım şimdi
Susmalıyım artık kinayesiz ve cimsiz,
dallandırmalıyım dalı
Ve göğün tüm seslerini,
basmalıyım bağrıma acıdan ötesini.