Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölüm haberi bütün Türkiye'yi yasa boğdu. Sağcısı solcusu, kadını erkeği, genci yaşlısı herkes Yazıcıoğlu'nun arkasından gözyaşları döktü, dualar etti. Muhsin Yazıcıoğlu binlerce insanın sevgisini nasıl kazanabilmişti? 1980 darbesi olduğunda tutuklanan ve işkenceden geçirilen 250 bin insandan biriydi Yazıcıoğlu. MHP davasından dolayı 7,5 yıl yattığı Mamak Cezaevi'nde görmediği işkence kalmadı. Ancak o bütün bu işkencelere ve kötü muameleye karşı hayatından hiç şikâyetçi olmadı, hatta çektiklerini günahlarına kefaret olarak görecek kadar da inanç sahibiydi. Merhumun, 12 Eylül 1980 sonrasında Mamak Cezaevi'nden yakın bir arkadaşına yazdığı mektup, aslında her şeyi anlatmaya yetiyor. İlk kez Zaman Pazar'da yayımlanan bu mektup, Yazıcıoğlu'nun hoşgörüsü, sarsılmaz imanı, insan sevgisi, edebiyata, şiire ve sanata olan ilgisi hakkında ipuçları veriyor. Dönemin MHP Gençlik Kolları üyesi Mermin Öztürk'e yollanan mektup, 24.1.1982 tarihinde yazılmış.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun mektubundaki 'tevekkül' dolu cümleler hemen dikkat çekiyor. Hapishanede olduğu için üzülmüyor, hatta bir bakıma seviniyor. Çünkü demir parmaklıkların arkası onun gözünde adeta bir Medrese-i Yusufiye'ye dönüşmüş. Mamak Cezaevi, Yazıcıoğlu'na hayatı tekrar gözden geçirme fırsatı vermiş. İftira ve suçlamalara karşı nasıl sabrettiğini şu cümlelerle anlatıyor: "Kalbimde yanan ilahi aşk, her türlü isyankâr duyguları frenliyor. Olanları sabır ve tevekkülle karşılamamı sağlıyor." Dört duvar, şiirle olan mesafeleri de ortadan kaldırmış. Yazıcıoğlu, mektubunda şiire olan merakına geniş yer veriyor: "Yıllar var ki şiirle ruhumu dinlendirme fırsatım olmadı. Üniversite çağına kadar çok sevdiğim şiir ve edebiyattan, bildiğiniz hayat kavgası adeta beni koparmıştı. Zevkle okuduğum edebi eserlerin ve ruhumu dinlendiren şiirlerin hayatın acı çileleri arasında ezilmiş olduğunu gördüm." Muhsin Yazıcıoğlu, Yahya Kemal'in, "Bir gün çilemiz dolarsa yarabbi, hesabı görülmedik kötülük bırakma" satırlarını da mektubuna eklemiş. Yazıcıoğlu'na göre Yahya Kemal, medeniyetimizi en iyi şekilde yansıtan şairlerin başında geliyor.
Karamsar olmadığını şu ifadelerinden anlıyoruz: "Ümitliyiz, kararlıyız, inanç doluyuz ve yalnız değiliz. Zaten inanan insanın yalnızlık gibi bir problemi olamaz. Allah'ı zikreden bir dil, Allah'a şükreden bir kalp taşıyorsa insan nasıl yalnızlık duygusuna kapılır?.." Daha sonra sözü Cüneyd-i Bağdadi'ye getiriyor: "Bela ve musibet, arifler için bir uyarıcı, imanlılar için bir ıslahçı, gafiller için ise bir ölüm habercisidir." Muhsin Yazıcıoğlu, hapishane hayatından hiç ah etmiyor. Şükrediyor ve sabır gösteriyor. Mektubunun ilerleyen satırlarında, "Bizler çok iyiyiz. Hamdolsun sağlık ve sıhhatimiz de iyidir. Abdest alacak suyumuz, seccademizi serecek yerimiz var." diyor. Merhum Yazıcıoğlu, mektubunu yine Yahya Kemal'in bir şiiriyle bitiriyor. " 'Artık demir almak günü gelmişse zamandan/Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan' diyen Yahya Kemal'in gemisi gibi de değil bizim gemimiz. Bizim gemimizin rotası belli. Biz 'Hedefe giden bir gemi kalktı bu limandan...' diyoruz."
Muhsin Yazıcıoğlu'nun bazı Şiirleri..
SEVGİLİ ÜLKÜM
Geçmişi bıraktım geleceğe bakıyorum
Sabit ve kararlı...
Dökülmüş tavandaki her çizgiden
Uzun uzun yollara gidiyorum.
Gözlerim ufuklarda kaybolmuş
Saatlerce ranzamda uzanıyorum...
Ne fazla ne eksik iki metrekareden
Hücrem
Dar mı geniş mi anlamıyorum.
Gezsem de iki adım yatsam da
Ben burada kalıyorum.
Ne geçmişin muhasebesi ne haldeki zulüm
Ben ümit dolu geleceği düşünüyorum...
Benim ülküm madde mi ki!
Taş demir ve duvarlarla çevriliyorum;
Zulmün en koyu karanlığında
Maverada yaşıyorum...
Bakıyor bir sonsuzluğa gözlerim
Karanlığı yırtarcasına
Ümitlerim yol yol açılıyor
Birleşiyor bir mercekte;
Ufkumdaki sevgiliyi resm ediyor
Kalbimdeki şekil ve renkleriyle
Benimle bütünleşiyor...
Sensiz her karanlık
Aydınlık sensin.
Seninle görüyorum her şeyi
Senden ayrı düşünemiyorum...
Ümidim hayalim sevgili ülküm
Sen bensin ben senim
Seni varlığım sayıyorum.
Seni sevmek suç olsa da
Aşkımı dünyaya haykırıyorum...
BIRAK ve BAK
"Ne olurdu"ları bırak
Sil banda yazdıklarını doğru yanlış.
Örseleme alın yazılarını
Olan olmuş...
Dönme geri ileri bak
Giden gitmiş !
Bak ufukta bir güvercin
Dalış yapıyor boşluğa.
Coşsun içinde sevincin
Kavuşuyor sonsuzluğa...
GÜZEL ÇOCUK
Cemal ve Muhsin'e /10 Şubat 1986
Bir tomurcuk nasıl açar
Sen de öyle açıyorsun.
Allı morlu güller gibi
Etrafa renk saçıyorsun.
Hele dik durmayı başar
Başlayacak bir koşucuk
Değişiyorsun Güzel Çocuk...
Bilmediğin bu dünyaya
Bilmem nasıl bakıyorsun.
Yumuk yumuk gözlerinle
Gülücükler döküyorsun.
Hele biraz tanı şöyle
Dağıtmazsın mavi boncuk
Değişirsin Güzel Çocuk...
Ömürler de mevsim gibi
Yeşillenir solar bir gün.
Ana baba kardeş nine
Kucak kucak dolar bir gün.
Bu mevsim de çabuk geçer
Şurda kaldı bir oyuncuk
Değişiyorsun güzel çocuk...
Billur bardakta su gibi
Saf ve temiz duruyorsun.
Renklerle dolu alemi
Kendin gibi görüyorsun.
Gece doğan ay gibi
Dağıt etrafa mutluluk
Değişme sen Güzel Çocuk...
Bakarsın ki alem başka
Seyredersin şaşa şaşa.
Hayatta ne çirkinlikler
Yolun keser koşa koşa.
Çağır sende güzel aşka
Duyma kimseye burukluk
Değişme sen Güzel Çocuk...
Sen bilmezsin bu dünyada
İhtiraslar kinler de var.
Aman düşmesinler yana
Sevgiye açılan kollar.
Gönüllere giden yolda
Sevgi topla soluk soluk
Değişme sen Güzel Çocuk...
Vatanbayrak aşkıyla yan
Allah için olsun sevdan
Halk içinde Hakk'ı ara
Daima sen Hakk'a dayan.
Bahar geldi renkli rüyan
Solmasınlar uçuk uçuk
Değişme sen Güzel Çocuk...
Ağlarsın vatan bağında
Gülbelki gülmez yüzüne.
Aç diye yüz sürersin de
Diken batırır özüne.
Çile çekümitle bekle
Bir gün açar o tomurcuk
Değişme sen Güzel Çocuk...
Her şeyi var eden Allah'tan
En güzel bir numunesin.
Unutma ki sen ruhunla
Meleklerin üstündesin.
Bizi bize hatırlatan
Tanrı'dan armağan çok
Değişme kal aman Çocuk!
Değişme kal aman Çocuk!
GÜL VE SABIR
Gül gül açmış tabanlar
Güller suya hasret
Güle tuz suya ateş
Direnmek hayata eş
Kurumuş dudaklar
Bir damla suya hasret
Su vücutta buz
Karar ver ve sus
Karanlık bak ufuklar
Gözler ışığa hasret
Gözde kırmızı tülbent
Düşün diren ve sabret
Bağlı tavanda kollar
Vücut sıcağa hasret
Titre ceryan gereği
Direnç gelin çiçeği
Bitti beden direnci
Bir baygın ana hasret
Ruh bedenin gerçeği
Direnç iman ölçeği
BENZERLİK
Bahar gelmiş ak topraklar yeşermiş
Ak gönülde doğan ümitler gibi.
Yükseklerde donan karlar erimiş
Sabrın karşısında zulümler gibi.
Çağıl çağıl sular akar dağında
Türlü çiçek açmış yurdun bağında
Kuzular meleşir yayla çağında
Güzel yarınları müjdeler gibi.
Meyveye dönüştü nar çiçekleri
Bahara işaret kar çiçekleri
Ufukta boy verir nur çiçekleri
Ülkümün güneşi doğuyor gibi.
Tomurcuklar patlamanın çağında
Bülbül gonca bekler gönül bağında
Bahardan habersiz yurt ocağında
Mahkum bahar bekler bülbüller gibi.
ZİNDAN VE HAYALLER
Zindanmış bu karanlık oda
Ne gam !
Bana imanımın ışığı yeter...
Ellerim mi kelepçelenmiş arkasından ?
Tutsak edilemez ya düşünceler !
Paslı kilit ve demirlerle çevrili
Olsa da odam
Sınır tanımaz hayaller...
" Ağla Mamak!...Sızla Mamak!...
Mümkün değil mümkün değil
Ağlamamak... Sızlamamak..."
"Gül diktiğin bahçede
Sana tuzak kurdular.
Şerbet sunduğun tasta
Geri zehir verdiler... "
"Sustum artık
Zakilere bu yeter.
Çok bağırdım
Dinleyen varsa eğer:
Gül bahçelerimi gör de
Baharımı anla..."
"Bir elime güneş' i
Bir elime ay' ı verseler;
İşte sana bu dünya
Sonsuz nimet deseler...
Vallahi vazgeçmem
Bana verilen şu Hak Dava' dan
Ya bu yolda can verip
Ya 'Hedef'e varmadan..."
"Hazinenin anahtarını sana verdim
Belki sen ulaşırsın biz ulaşamasak da ..."
Biz Türküz Türk esir olurmu hiç, Biz Türküz Türk devletsiz olmaz, Biz Türküz Türk bayraksız olmaz, Biz Türküz Türk ezansız olmaz, Biz Türküz Türk hürriyetsiz olmaz
Allah gani gani rahmet eylesin.. Mekanı cennet mekan olsun büyük başkanımızın ..
Ben Milletim ugruna adamisim kendimi.
Bir dogrunun imani bin egriyi düzeltir.
Zulüm azrail olsa, hep hakki tutacagim.
Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir ...
Allah hepimizi affetsin,
Bu millet Türk milleti olamaz.
Türk milleti islama bu kadar cahil kalamaz
Nasıl söylersiniz beyler başörtüsü takılamaz
Hani özgürlükçüydünüz laiktiniz ne oluyor.
Bu ne düşmanlık kardeşim yaşadıkça içim yanıyor.
Orada burada millet rahatça fuhuş yapar oldu
Din birliği denildi misyonerlere gün doğdu
Çene altına takılma sen çoluk çocuk incil okur oldu
Biz karışıyormuyuz millet etek altı giyiyor.
Bu ne düşmanlık kardeşim gördükçe içim yanıyor.
İslam dini evrenseldir öğren artık baykal bey,
Zamana ve mekana göre değişmez, olurmu hiç öyle şey
Allahın emri bu arkadaş türbana yasak ta ney
Git sor bakalım millete millet ne diyor.
Bu ne düşmanlık kardeşim düşündükçe içim yanıyor.
Okumuş yazmış yazar olmuşsunuz siz nasıl aydınsınız
Sizden aydın maydın olmaz,hepiniz resmen hainsiniz.
Bu millet laikliği bilmiyor siz hocası kesildiniz
Sizin laikliğinize eminim Atatürk bile gülüyor.
Bu ne düşmanlık kardeşim okudukça içim yanıyor.
301 i değiştirdiniz Türklü'ğü sildiniz
Biz sustuk siz üzerimize geldiniz
Zaten türk değildiniz de müslümanda değilmişsiniz
Anlaşıldı kurt sustukça meydan, ite köpeğe kalıyor.
Bu ne düşmanlık kardeşim konuştukça içim yanıyor.
Öğrenci başörtüsü takarsa kopya çekermiş bahaneye bak Sen ne işe yarıyorsun lan profesör olacak salak
Gözün nerede, çektirme gözünün önüne bak
Sözüm cümle öğretmenlere değil, o laf yerini buluyor.
Bu ne düşmanlık kardeşim sövdükçe içim yanıyor.
Derdiniz milletin kıyafeti mi, inancı mı kavrayamadım
Anayasa mahkemesi başkanımısın fetva makamımısın anlayamadım
Kes sesini birader kandırmıyor bu milleti yalanların
Siz nasıl müslümansınız lan bunu nasıl mideniz kaldırıyor.
Bu ne düşmanlık kardeşim sordukça içim yanıyor.
Soyunuz ne sizin arkadaş siz nereden geldiniz,
Okul mescidinde namaz kılan öğrenciyi flaşh haber verdiniz,
Düşman olunacak din yok islama göz diktiniz.
Uyuma Türk milleti uyuma özün elden gidiyor.
Sen uyudukça benim içim yanıyor.
Gündüz anıtkabirdesiniz, gece mekanınız bar,
Tayyibe ihtiyacımız yok haddide değil zinhar.
Eğer islam emrederse Bahçeli türbanı kendide takar,
Senin slogan attığın yerde liderim fatiha okuyor.
Bu ne putperestlik kardeşim izledikçe içim yanıyor.
Yıllarca bu milleti karanlığa ittiniz, 40 ta - 60 ta - 80 de de ittiniz hala itsiniz,
Az bir ses çıkardık, tapınağınıza gittiniz,
Suyunuz ısındı beyler ısındı kaynıyor.
Bu ne pisliktir kardeşim temizle temizle bitmiyor.
Tamam tamam sustuk, sustuk ta! sizde bizi çabuk unuttunuz.
Senelerce bu ülkeyi laiklikle uyuttunuz, korkudan az mı hela da tabanca unuttunuz.
AMA ÜLKÜCÜ UYANDI ARTIK KURŞUN SIKMIYOR.
Bu ne düşmanlık kardeşim YAZDIKÇA KALEMİM KAYNIYOR
BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun 25 yıl önce Mamak Cezaevi'ndeyken yazdığı "Üşüyorum" adlı şiiri
Üşüyorum
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum
Muhsin YAZICIOĞLU
Bundan 25 yıl önce üşüyorum dedi. ölümü karlar altında oldu.Üşüdü ama o harika bir liderdi.Ruhun şad olsun.Mekanın cennet olsun.
Muhsin Yazıcıoğlu, Bursa'da Dualarla Anıldı
Büyük Birlik Partisi (BBP)'nin Merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Ölümünün Birinci Yıldönümünde Bursa'da Anıldı. Yazıcıoğlu, Kahramanmaraş Keş Dağlarında Meydana Gelen Helikopter Kazası Sonucu Hayatını Kaybetmişti.
Büyük Birlik Partisi (BBP)'nin merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, ölümünün birinci yıldönümünde Bursa'da anıldı. Yazıcıoğlu, Kahramanmaraş Keş dağlarında meydana gelen helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmişti.
İngilizce öğrenmek için kursa gitmek şart değil! Tıklayın!
BBP Nilüfer İlçe Teşkilatı, Muhsin Yazıcıoğlu'nu anma programı düzenlendi. 'Bizim Türkiye'miz Projesi'nin tanıtımının da yapıldığı programda hüzünlü hava hâkimdi. Programda duygu dolu bir konuşma yapan BBP Nilüfer İlçe Başkanı Mustafa Aydın, "Yazıcıoğlu, öncelikle çocuklarına baba, eşine eş, babasına evlat, annesinin ciğerparesi idi. O kimisinin abisi, kimisinin Muhsin beyiydi. Ancak o yediden yetmişe herkesin Muhsin başkanıydı." dedi.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun, ömrünün en güzel yıllarını zindanlarda geçirmesine rağmen, ülkesine zarar gelmesin diye, arkasına dönüp bakmayacak kadar vatanperver bir Alperen olduğunu aktaran Mustafa Aydın, merhum genel başkanın 'adam gibi adam' olduğunu ifade etti.
Aydın, "Yazıcıoğlu'nun isminin geçtiği her yerde, etrafı bir hüzün alır, o an gözlerden yaşlar akar, yüreklere kör düğümler bağlanır. Nasıl bağlamasın ki. O bizim aileden biriydi. Denizde fırtınaya yakalanan balıkçıların aileleri gibi, biz de Keş Dağlarından gelecek bir haber bekler gibi bekliyoruz. O gün o dağlarda ne oldu, o yarım saat içinde ne fırtınalar koptu? Onun haberini hala bekliyoruz." şeklinde konuştu.
Muhsin Yazıcıoğlu ve yol arkadaşlarının hatıralarını taze tutarak, Keş dağlarındaki olayın aydınlatılmasını beklediklerini kaydeden Aydın, şunları söyledi: "Kazanın üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen, sorumlular hakkında henüz bir soruşturmanın bile başlatılmamış olması bizleri derinden yaralamakta. Ülkenin itibarını Keş Dağlarında, karların altında bırakan, basiretsiz iktidar bilsin ki onlar en yakın zamanda tarihin tozlu raflarında, bu ayıp altında ezilip kaybolacaklar. Ama bizler dünya durdukça Muhsin Yazıcıoğlu gibi yiğit insanları, Fatihalarla anmaya devam edeceğiz."
BBP İl Başkanı Tahir Kahveci de 25-31 Mart Muhsin Yazıcıoğlu haftası nedeniyle Bursa ve Ankara'da yapılacak etkinlikler hakkında bilgi verdi. Asıl anma programını bu tarihlerde yapacaklarını anlatan Kahveci, "25 Mart merhum başkanımız Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü tarih. 31 Mart ise toprağa verilme günü olduğu için bu asıl anma programları bu tarihlerde yapılacak." dedi.
Tahir Kahveci, ayrıca, Muhsin Yazıcıoğlu adına Bursa'da bir orman oluşturacaklarını belirtti. Kahveci, "Osmangazi ilçe teşkilatımızın öncülüğünde 28 Mart pazar günü Kestel mevkiinde 30 dönümlük bir araziye Muhsin Yazıcıoğlu ormanı kurulacak. Orman Bölge Müdürlüğü'nde bize tahsis edilen bu araziye merhum başkanımızın adına ağaçlar dikerek burayı ormanlaştıracağız." şeklinde konuştu.
Allah rahmet eylesinnn .. o günü dün gibi hatirliyorum ve u$uyorum .. daglarda onlari ariyorlardii ariyorlardii her öglen eve geldigimde tvyi açip bakardim bir son dakika bir güzel haber olucak bulundular diyee.. ama o son haber kara haber olduu sonsuzluga ula$ti Muhsin abi mekani cennet olsun ..
Ve bir hayat denen filmin önceden kestirilemiyen bir bölümüydü ölüm... Kainatin onca telasesi icinde insana giydirilen hüznün elbisesiydi ölüm...Nerden geldigi asla sorgulanmayan vakti bilinmeyen, gelip cattiginda ise hepimizin yüreginde farkli bir öykü birakan acimsi bir duygu idi ölüm..
Hey cileli koca reis! diye dile düsüp dualariyla gözlerini bir an olsun senden bir umut haberi diye gözlerini ekranlardan ayirmayan insanlarin da acisini yüreginde hissettigi, duygulari olmasaydi, sonunuz böyle diyerek aslında sevilenlere hep böylesine gururlu onurlu hos gidislerin yakistirildigini bir kez daha düsündüren bir nedendi. Bir an önce gecmesi beklenen dakikalar icin gözler saate takildikca, zamanın boslukta öylece kalakalmasi gibi akillari talan eden saniyelerdi, senden gelecek en kücük bir haberin bile umut oldugu.
Oysa ki sen hala; memleketim, milletim, ülküm diye cabaladigin memleketin her bir kösesinde, Anadoluda 'Hic birimizin garantisi yok' diye baslayan sözlerinle sanki nabzimizi yokluyordun. 'Üsüyorum' dedigin dizelerin bir feryad misali cinliyordu kulaklarimizda... Memleketinin ilikleri donduran o sogugu üsüyorum nidalarinla daha bir derin isliyordu her bir hemserinin, her bir seveninin yüregine.
Bir insanın ruh hali yillar sonra demek ki kaderine dönüsebiliyormus..Yıllar önce siirinde ki gibi üsüyen ruhun aradan onca yil gectigin de düsüncesiyle bile insani üsüten ölümü üsütebiliyormus.. Ölümle üsüyebiliyor, üsüyerek ölünebiliyor mus. Haktan gelen ilahi ol emri kadar, öl emri de zaman ne mekan ne insan taniyor mus.Kara haberin karaligina yalnizca insanlikla karar verilebiliyormus ve senin haberin karadan daha bir karaydi...
Sen... Hayata cileyle baslayan ve icine düyanlari sigdiran kocaman bir yürektin. Milletim vatanim derken milletinden ayrı yasamak zorunda kaldigin buz gibi hücrelerde hasretle yazdigin kelimelerinden anladın vatan sevdalisi bir sair oldugunu. Herkes gibi menfaat icin yasamak yerine ve önüne her türlü kolaylik serildiginde bu cirkeflikle dolu yollardan gitmedin ve öz ecdadinin ayak izi olan yollarda onurluca yürümeyi tercih ettin. Seni bir türlü anlamiyanlari ve hic anlamiyacak olanlara Allahin yarattigi mümin gözüyle baktin kin duymadan menfaat gözetmeden o kocaman yüreginle sevdin...Sirf bu yüzden, siyasetin cirkef yüzünü,soguk ve menfaat kokan yanini ellerinle iterek sadece samimiyetinin, insanliginin güvenilirligine, sirtlarini yaslayarak sevdi seni sevenler seni yalnizca sen oldugun icin...
Ne yazik ki hayatının 55. yilinin bahari zerreleri üsüten en soguk bahar olmuştu .. Yürekten dilerim ki üsüyen her bir yanini Rabbim merhamet sifatiyla isitsin... Dilerim ki Allah'tan sagliginda iken görmedigin degeri bir an önce sabirsizlikla ulasmak istedigin sonsuzlugun o yüce sahibi göstersin sana. Bu sön ömründe olmadi göremedin ama sonsuzlugunda sen hic üsüme hep bahari yasa...
Sen ki Gecit vermeyen, zirveleri karla dolu acimasiz dagların haksizca üsümeye mahkum edildigi zerrelerine üsütüp dinen firtina...
Elbet bir gün mizan kurulacak seni soracaklar bana..
Ben sahidim! Bası dik alni ak mazlum bir yigitti diyecegim....
Ruhun sad olsun Mekanin cennet olsun Cileli Baskan...
Bir Coşku Var İçimde Bu Gün Kıpır Kıpır, Uzak Çok Uzak Bir Yerleri Özlüyorum.