Bu kaçıncı yazdığı karalama bilemiyordu Bilgisayarının klavyesi bozulmuş olması onun yazmasını engelleyemiyorduMasasının üzerinde duran beyaz kağıtlara; beynindekileri, sağanak halinde yağmurun yağması,bardaktan boşanması gibi hızlıca yazmaya çalışıyorduGelişi güzel bir tema seçmiş,onun üzerinde birkaç gündür kafasını yormuştu"Yalnızlık"Kendi öz yaşamından esinlenerek yalnızlık üzerine denemesini tamamlamaya çalışıyorduBir nevi içsel dünyasını anlatıyorduBu koca metropolde nasıl yalnızlığa düştüğünü üçüncü tekil ağzıyla duygularını beyaz kağıda serpiştiriyordu
Aslında ümitsizlik içerisinde kıvranıyordu. Günlerdir hatta aylardır sağlıklı düşüncelerinden uzaktı.Yazmakla kendisini oyalıyordu.Paranoyak durumda olduğunun da farkında değildiMazisindeki yıkıntının enkazını hala üzerinde hissediyorduBir türlü atamamıştı üzerindenMaziyi zaman zaman yad ediyor,anlamsız gözlerle etrafa bakıyordu sadeceElinden ne gelebilirdi ki
Aşık olmuş ve sevmiştiBir hayranı ile duygusal yakınlaşmasından sonra çok geçmeden evlenmiş ve mutluluğu yakaladığını sanmıştıİlk yazdığı ve tesadüf eseri olarak yayımladığı Rıhtımdaki Yalnızlık romanı ona mutluluğun kapısını açmıştıArtık yalnız olmadığını düşünmüş evlendiği kadınla ömür boyu birlikte olacağını hayal etmişti
Cicim ayları çok kısa ve çabuk geçmiş her şey gerçeğine dönüşmüştü ne yazık kiBeklentiler tersine dönmeye başlıyorduKadın,kocasının yazarlık dünyasının ahım şahım bir şey olmadığını anlayınca isyanları oynamakta geç kalmadıOdadaki kitaplar ve yazarın edebi çalışmaları ona diken gibi batmaya başlamıştıÜstüne üstlük bir türlü hamile de kalamıyorduHalbuki çocuk özlemiyle yanıp tutuşuyorduYapılan tetkiklerde kocasının spermlerinin ölü olduğu ortaya çıkmış yıkıma uğramıştıBunu da kocasına koz olarak kullanmayı ihmal etmedi
Kocasının yaşantısı beklediği gibi çıkmamış bir nevi hayal kırıklığına uğramıştıRıhtımdaki Yalnızlık'ın yazarı böyle sürünmeli miydi?Ekonomik sıkıntılar,yiyip bitirmişti kadını.Ev kirasını bile veremediği aylarda boynundaki altınını bozdurmak zorunda kalınca iyiden iyiye fıttırmıştıEkonomik krizin hat safhada olması da geçimlerini zorlaştırıyordu"Bu yazar müsveddesiyle bir ömür böyle yoksulluk içerisinde geçmez" düşünceleri hakim olmaya başladı kendisindeEvde olmadık hır gür çıkarıyorduO, gençliğini doya doya yaşamak istiyorduKendi kendine kızmaya başlamıştı. "Nasıl bir hata yapmışım,kitaplar arasında kendi dünyasına çekilmiş,kağıt ve kalemden başka bir şey düşünmeyen bu basit adamla evlenmişim.Böyle hayat çekilir mi?...Ben yanılmışımBu,böyle sürmez
Kocası bir gün internet sitesinin birine öykü yazmaya çalışırken,kadının hırçınlığı hat safhaya çıkmıştı:
Bıktım senin yazılarından ve sitendenSen,benimle mi evlisin yoksa sanal alemle mi? Diye öfkesini kocasına kusmuştu
Yazar, evliliğin sağlıklı bir şekilde gitmeyeceğini çoktan hissediyordu:
- Bu benim tutkum, dünyam.Kopamam bu yazarlıktan
- O zaman herkes başının çaresine baksınSenin gibi yazarın da yazılarının da içine edeyimGençliğim senin yüzünden heba olacak beEvlenmemizin üzerinden beş yıl geçti bir tatile bile götürmedin beniRahipler gibi eve hapsettin
- Herkes yoluna diyelim o zaman
Boşanmalarının ardından yüksek olan kirayı vermekte zorlanıyordu genç yazar
Çok geçmeden bir tanıdığının yardımı hızır gibi yetişmişti onaŞehrin dışındaki gecekondusunu koruması açısından kira almadan oturmasını teklif edince hiç gurur yapmadan kabullendiOnun için varsa yoksa kitaplarıydıKitaplarını gecekondunun iki odasına da yığdıTavana kadar her taraf kitaplarla doluydu..Mutfakta bile kendisine kahvaltı hazırlamaya çalışırken kafasına takılan bir şey olsa koşup araştırıyorduÇoğu zaman ocakta tava bile yanıyorduGecekondu ona huzur veriyorduBahçesini ekip biçiyor doğa özlemini az da olsa gideriyordu.Etrafındaki tahtadan çitleri tamir ediyor,bu gecekonduyu gözü gibi kolluyordu
Bir gün yayınevinden gelen teklif,onu rahatlatacağa benziyorduO gün yayınevi sahibi tarafından sıcak karşılanmış ve yapılan konuşmalar can simidi olmuştu:
- Rıhtımdaki Yanlızlıktan sonra ikinci bir romanını basmayı düşünüyorum.Hazırda var mı taslak.
- Var
- Adı nedir?
Son Şarkı
- Hımmm.Peki sana avans olarak bir miktar para veriyorumİşine yarar,sıkıntılarını giderirsin
Adam,çok mutlu olmuştuO gün felekten bir gün çalmak istedi.Cebinde artık para vardıBir an için kendisini güçlü hissetti.Onun da zaafları vardıO da sonuçta bir insandıEvlenmeden önce arada bir takıldığı üçüncü sınıf pavyonların iç burkan havasını özlemiştiYaşamım kıskacında ufalanıp oralara sürüklenen hayat kadınları ona bir nevi ilham veriyorduHepsinin trajik öyküleri olduğunu kabulleniyorduBirini yazsam bir roman çıkar diye düşündüHatta geçmişte birisiyle dostlukta kurmuş aşk yaşamıştıPavyon karısı ona:
-Bana aşık olacak ne buldun? Ben sıradan bir pavyon kadınıyımHatta sürtüğün tekiyim
- Aşkın kutsallığı işte burada yatıyor. Aşk, seçici olmazGözlerde başlar yürekte kaynaşırSen gerçek hayatın içinden gelen çok değerli bir kadınsın Senin gibileri her insan koklayamaz.Koklasa da anlayamaz içine çektiği kokunun ne kadar değerli olduğunu
Pavyon karısı, susmayı yeğlerdi, bu filozofça konuşmalar karşısındaİşte şimdi o pavyon karısı geldi aklına.Onunla çoğu duygularını paylaşmış mutlu olmuştu o zamanlar
Sönmeyen Yıldız pavyonun dış kapısından içeri girdiğinde içerinin bar kapısında bekleyen iri kıyım badigardın önünden içeri sıyrılıp girdiGirer girmez pavyonun loş havası yüzünü yaladıİçerdeki boş masalardan birine oturdu..Sahnede dansöz kıvrak oyunlarıyla sarhoşların hayal alemine girmek için çırpınıp duruyorduÇok geçmeden yanına gelen konsomatris ile sohbete dalmışlardı
Kadın:
- Anlaşılan bu alemin toylarındansın
- Öyle sayılır
Geçmişte aşk yaşadığı pavyon kadını Gamzeyi gözleri aradı. Yanındaki kadın ilgisini çekmemişti
- Sana bir şey soracağım. Gamze hala burada mı çalışıyor?
- Evet biraz sonra sahneye şarkı söylemek için çıkacak
Sabırsızlanmaya başlamıştıBir an onunla yaşadığı tatlı anılarını anımsadıSesine hayrandı.Üçüncü sınıf pavyonlarda bu sesin yok olmasına hayret eder hatta kendisine:
- Sen büyük gazinoların assolisti olmaya layık bir sanatçısınderdi.
- Oralara gitmek için dayın olacak koçum,dayın
Çok geçmeden beklediği Gamze, yerini almış,Zeki Müren'den söylediği şarkıyla yürekleri hoplatıyordu adeta
Rüyalarda Buluşuruz
Yıllar var ki biz seninle
Bakışarak konuşuruz
Sevdalanmış kalbimizle
Rüyalarda buluşuruz
Bu şarkıyla kavuşuruz
Aşk gülümüz solsa bile
Gözümüz yaş dolsa bile
Zaman geçmiş olsa bile
Rüyalarda buluşuruz
Bu şarkıyla kavuşuruz
Yazar,gecenin geç saatinde yuvarlana tekerlene gecekondusunun yolunda yalpalarken,şarkının sözlerini mırıldanıyordu:
R ü y a l a r d a B u l u ş u r u z !... R ü y a l a r d a B u l u ş u r u z !...