Eleştiri Ve Yorumlar Hakkında Sesli Düşünceler - Gülgün Öztürk - Yaşamdan Hikayeler
Bir hevesim var, hangi kelimelerle anlatacağımı bilmediğim
Zorlanıyorum çünkü; işin ucunda bazı yazanlarımıza bir misyon yüklemek olduğu gibi, kendimi ok yağmurunda bulmam da olası. Kelimeler dilimin ucuna sıralandı bir kere, yutkunmak olmaz artık, becerebildiğimce anlatayım o zaman.
Yazmaya başlamak bir milat sanki. Öncesinde farklı sonrasında farklı insan olmak anlamında değil de; yazdıkça artmak, gelişmek, nitelik kazanmak kastım. Yazmaya başlamadan önce ve sonra aynı insan, aynı kalem olarak kalmışsak; yazma eylemini yeterince sevmemişiz demektir diye düşünüyorum aslen. Başka bir deyişle, yazmak için yapılacak en iyi şey "değişmek" mi acaba?
Sizce nereden geçer bu değişimin yolu? Okumaktan, daha daha yazmaktan, yönlendirilmekten, eleştirilmekten, yorumlanmaktan Yazılarımızı yayınladığımız bu alan öyle bir alan ki, bir cümle önce sıraladıklarımın hepsi mevcut. Hikayeler.net'te okuyabiliriz, yazabiliriz, yorumlanabiliriz, eleştir/il/ebiliriz. Nedense işin "eleştiri" kısmı biraz güdük biz site yazanlarında; eleştiriyi sadece "kötü" algıladığımızdan mı, nasıl yapacağımızı bilmediğimizden mi nedir sadece beğenilerimizi bırakıyoruz yazıların altına.
Bu yazıyı yazarken "ben nasıl eleştirilmek isterim" sorusu var hep aklımda. Derme çatma şiirlerimin "biçimsel görüntü"süne bakılsın mesela, ya da "yazım dilimin ses boyutuna" kulak verilsin, olmadı seçtiğim "sözcüklerin enflasyonu" ölçülsün, "imgelerim tartılsın", "anlam kavşaklarım" gözlensin Ne çok şey istiyormuşum meğer.
İşin şaka tarafı bir yana, bizi olduğumuz yerden ileriye ivmeleyecek görüşlere ihtiyacımız var. Bu da ayrı bir yeti gerektiriyor ve aramızda bu yetiye sahip yazanlar mevcut zaten. Diyorum ki, biz çıraklar kulağımıza tatsız gelen her yorumu püskürtmesek de, ustalarımız yazıların teknik yanına biraz göz atsalar fena mı olur? Bence iyi olur, ya sizce?