Güzel Görebilmek Üzerine

Son güncelleme: 18.04.2010 09:12

  • noimage


    Kelimelerimiz, bazen kontrol edemediğimiz oklarımız. Karşımızdakini ne denli yaraladığımızı düşünmeden atıveriyoruz bazen. Bazen çok kırıcı olabiliyoruz. Buna hakkımız varmış gibi Hatta bu yapılmalıymış gibi Zaruriymiş gibi Allah'ın bize verdiği en mucizevî yeteneklerden birisi olan "ses dalgaları oluşturma ve bunu karşı tarafın ilgili duyusuna hava yoluyla nakletme" bulaşık beşer elinde bir işkence aletine dönüşüyor gün geçtikçe. Herkes birbirine dile ile işkence ediyor. Elimizin yetişmediği yerlere dilimiz yetişiyor ve insan belki de en çok zulmü bu duyusu ile işliyor. Garip gerçekten!

    Gerçi gözün de kendisine göre günahları vardır. Fakat bir göz başkasının hakkını nasıl ve ne kadar zayi eder? Nasıl edebilir? Bu çok zor Karşısındaki insanın görmesini istemediği yerlere göz, çok zor ulaşır. Bu nedenle de belki kul hakkına girmesi o derecede zordur. Fakat dil öyle değil. Dilin sanki engeli yok. Hem gıyabında, hem o kişi yanınızdayken söyledikleriniz bir şekilde onu etkiliyor. Ve taksimetreniz gün boyu açık. Sürekli iyi veya kötü şeyler hanenize yazılıyor.

    Böyle bir dünyada yaşamak zordur, bilirim. Her sözün hesap edildiği, her fiilin elekten geçtiği bir dünyada yaşadığını düşünmek insana zor gelir. Belki de inkâr edenlere "inkâr edebilme gücü"nü veren de bu garip haldir. Yani olmadığını düşünme Olmamasını isteme Bu tıpkı insanın, çölde susuz kaldığında, karşısındaki her şekle su ile ilgili bir resim vermesi gibidir. Mesela öyle bir haletteyken, uzakta bir mavilik belirse, bu "göl" olarak tesmiye edilir. Başka anlam verilmez. Uzunca bir duvar görülmüş olsa, "Bir çeşme olabilir mi?" denilerek peşinden gidilir. Kayalar deve sanılır. Ve hakeza Bunun gibi anlam vermeler ve resim çizmelerle hakikat hayale karışır ve birçok hayal hakikat giysisi giyerek bizi aldatır.

    Ben bunu çok tarafgirlik yaptımız meselelerde de görüyorum. Mesela ideolojilerin bağnaz taraflarını temsil edenler, kendi mesleklerine ve gittikleri yola sevgilerinden dolayı karşı tarafın yaptığı tüm hayırları "şer" olarak görebiliyorlar. Öyle ki, karşı taraftan bir iyilik bulsalar "Kim bilir hangi menfaati için yaptı?" diyebiliyorlar. Bu aslında karşı tarafın kötülüğüne çölde su gibi muhtaç olma halini andırıyor. Ya da susuzluk kadar şiddetli bir hırsı! Bir düşmanlığı!

    Böyle bir taassuba yakalanmak hastalık mıdır?

    Bence öyle Bu da bir çeşit psikolojik hastalık! Ya da yok, yok Psikolojik demeyelim. Ruhî diyelim. Psikoloji de çok maddesel anlaşılıyor. Hâlbuki kanaatimce buradaki sorun daha metafizik bir şey. Nasıl söylesem, sanki bu noktada inançlar ve inanılmak istenenler, insanın maddi sahadaki algılarını bile etkiliyor. Hatta bazen de değiştiriyor. Tıpkı ayılardan çok korkan birisinin ormandaki her hareketi potansiyel bir ayı tehlikesi olarak algılaması gibi Ya da yılanlardan çok korkan birisinin yanında çıkarılan her "tısss" sesine bir yılanla karşılaşacakmış gibi korkuyla tepki vermesi gibi

    Her neyse Çok dağıtmadan yazımızı toparlayalım. Sesler, renkler ve algılardan ibaret olan dünyamızda (ki onlar ruhun dünyayı izlediği pencerelerdir) bu algıların saflığını ve dürüstlüğünü tayin etmek hepimizin görevi. İyi insana "kötü" nazarıyla bakıldıkça onun kötüleşmesi; kötü bir insana iyi nazarıyla bakıldıkça da onun iyileşmesi çok vuku bulan bir hadiseyken âleme böylesine pozitivist kuşkularla bakmak bize ne getirir? Komplo teorileri ile büyümek mutluluğun anahtarı olabilir mi? Bence insanın içinden çıktığı topluma, vatana ve dahi zamana daha fazla güvenmesi gerek. Hem bunlara güvenmek aynı zamanda onların sahibine (c.c.) güvenmektir. Zira onların dizginleri de onun elindedir.

    Ülkemiz veya dünya türlü sıkıntılar geçiriyor olabilir. Ama insana güvenin, elbet güzel günler de olacak. Yeter ki, kendi algımızı düzeltelim. Tıpkı Bediüzzaman'ın dediği gibi "Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır." Mutlu olabiliriz. Buna fırsatımız var. İşte yeter ki, bu seviyeyi kendi aynamızda yakalayabilelim. Kim bilir? Belki biz aynamızı düzelttikçe dünya da düzelir? Belki güzellik de gözbebeklerimizin üzerindedir. Belki de sorun bizdeki tozlu camlardadır? Belki de tüm problem bu kadardır?

    Ne dersiniz, olamaz mı?


    Ahmet Ay


#15.04.2010 20:53 0 0 0
  • Emeğinize sağlık kardeşim.
#15.04.2010 22:02 0 0 0
  • her zmanki gibi paylaşımın çok etkileyici ve güsel olmuşş...paylaşım için teşekkürlerr..eline emeğine sağlık.. :)
#18.04.2010 09:12 0 0 0