Sensizliğin gül rengi akşamlarıma sokulmuş kırıl hazan sarısı
Buruk bir yaprak dökümünde ruhum
İnzivaya çekilmiş düşlerimin kurumuş kınası
Naftalin kokusunda boğulmuş umudun maviye açılan yelkeni
Her ağaç dibime dokunurken rüzgârın yelesi
Üşürüm
Tenimden çekilirken nefesinin elleri
Bir kor bakışın ıslanırken kirpiklerin limanında
Parmak uçlarım dokunur aşkın sana bulanmış hasret damlalarına
Set olmak ister benden gidişine sanki usulca
Omuzlarıma kilitlenmiş
Sevdiğim
Bin bir hatıra
Giydirmez sensizliğin urbalarını ruhuma
Gülüşün böler hüznün kahkahalarını
Uyanır gölgelerim
Dilimdeki hüzzama karışır sesin
Dudaklarımda senvari bir tat bölütlen reçelim
Karanlığın mahzeninden saçılırken kokun
Ruhuma bir ay doğar
Yokluğunda da dünyamı sana boyar