İkisi de bize kökten gelen bir bağla bağlanmıştır. Her ikisinin de değerini kaybetmeden anlayamayız nedense... İyi günde de kötü günde de içiçeyizdir her zaman.
O kadar alışırsınız ki varlıklarına, hani "ağzının içine bakmak" deyimi vardır ya. Onun gibi. Ne söylese bal damlıyor gibi gelir, sanki konuşsa şakıyan kuş sesini duyuyor gibi olursunuz. Hatta ağzından çıkacak tek söz sizin için bakarsınız "emrin olur"a dönüşür. Yani size ağzınızın içi kadar yakındırlar.
Peki kaybedince ne olur? Yeri kimse tarafından doldurulmaz bir boşluk olur. Yerine yenisi gelene kadar yeri sizde sızı yaratır. Gelen de zaten o boşluğu emaneten doldurmuş olur. Diğerinin ışıltısı hiç bir zaman yakalanamaz. Bazen ikisi de sinirlerinizi zorlarlar.
Kimi zaman her ikisine de çok değer vermiş olsanız da iç ve dış faktörlerin etkisiyle yıpranmalar meydana gelir. Yıprandıkları zaman da ne yapsanız eski haline almazlar veya zor alırlar.
Bahsettiğim kimler biliyor musunuz? Bizim için vazgeçilmez iki şey "Dost" ve diğeri "Diş".
Ben çok benzerlik buluyorum ikisi arasında. Her ikisinin can yakışı farklı oluyor. Birisi "diş ağrısı" şeklinde dayanılmaz bir ağrı yapar, diğeri ise "dost kazığı" olarak başınızı ağrıtır. Her ikisi de verdiği sıkıntıdan dolayı gece uyutmaz.
Dişlerimize çok iyi bakmalıyız ve kaybetmemek için her gün düzenli aralıklarla fırçalamalıyız.
Bir tek bu konuda farklı bir şey yazacağım dostlarımızı fırçalamayacağız ama. Sadece onları da gücendirmemek adına sık sık veya durumuza göre aramayı ihmal etmeyeceğiz. Dostluklarımızın ebediyete kadar sürmesini sağlayacağız.
Herkese iyi dostlar ve sağlıklı dişler temenni ediyorum.