İngilizce Kelimeler 2

Son güncelleme:
  • ev, mesken, hane; ev halkı, aile; kil piskoposlar meclisi; tiyatro, tiyatro seyircileri; hükümet meclisi; gen bh hanedan; ticarethane, müessese; cemaat; astr göğün on iki kısmından biri, zodyak'ın bir burcu; santranç hanesi house agent İng ev simsarı, komisyoncu house arrest evde göz hapsi house dog ev köpeği house dress i ev kıyafeti house flag geminin bağlı olduğu şirketin bayrağı house guest gece yatısı misafiri house of cards dayanıksız iş; kolay yıkılan şey House of Commons İng Avam Kamarası house of correction ıslahevi house of detention tutukevi, tevkifhane house of God tapınak, kilise house of ill repute genelev House of Lords İng Lordlar Kamarası house of refuge düşkünler evi House of Representa- tivesABD Temsilciler Meclisi house party birkaç gecelik ev partisi: bu partiye katılanlar house physician revir doktoru house regulations iç tüzük house surgeon nöbetçi operatör bring down the house çok alkışlanmak; herkesi güldürmek, gülmekten kırıp geçirmek country house İng şehir dışında malikâne disorderly house genelev, umumhane keep house ev idare etmek keep open house her gelen misafiri ağır- lamak, kapısı herkese açık olmak like a house afire şiddetle, kuvvetle on the house bedava, masrafı patrona veya müesseseye ait olmak üzere People who live in glass houses should not throw stones Sırça köşkte oturan başkasına taş atmaz public house İng meyhane; içkili lokantası olan otel put one's house in order işlerini düzene koymak shout from the housetops etrafa yaymak town house şehir evi, kışlık ev houseful i ev dolusu
    f bir eve koymak, kendi evine almak; yerleştirmek; den siper altına almak, aşağı indirmek; evde oturmak, barınmak


    tutmak, yakalamak, kavramak; anlamak, idrak etmek, kavramak; (i) yakalayış, tutma, kavrama; idrak, kavrama grasp at yakalamayı denemek; istekle kabul etmek grasp at a straw en ufak bir şeye ümit bağlamak, yılana sarılmak grasp a nettle cesaretli davranmak beyond one's grasp uzakta, elin erişemeyeceği yerde; kavranamaz, idrak edilemez


    mürekkep; mürekkepbalığının çıkardığı siyah sıvı; f üstüne mürekkep sürmek; mürekkep bulaştırmak ink bag mü- rekkepbalığının mürekkep torbası ink horn i boynuzdan yapılan eski biçim mürekkep hokkası ink in kurşun kalemle çizilmiş veya yazılmış şeyleri mürekkeplemek ink pad ıstampa ink up mürekkeple koyulaştırmak inkwell i okul sıralarındaki mürekkep hokkası indelible ink solmaz veya çıkmaz mürekkep invisible ink gözle görülmeyen ancak ısı veya kimyasal yöntemlerle belli olan mürekkep printers ink matbaa mürekkebi solid ink kalıp şeklinde kuru mürekkep


    (i) defne, defneye benzer birkaç cins ağaç; zafer nişanesi olarak verilen defneden yapılmış taç; (çoğ) şöhret, ün bay leaf defne yaprağı bay rum bir çeşit güzel kokulu losyon, defne ispirtosu bay tree defne ağacı wild bay tree fil burnu, yaban defnesi, (bot) Viburnum tinus
    (i), (s) doru rengi; doru at; (s) doru, kızıl doru, kızıl kahverengi bay horse doru at
    (i), (f) uzun havlama sesi, uluma; (f) havlamak, ulumak at bay av köpekleri tarafından kıstırılmış; sıkışık durumda
    (i) koy, küçük körfez; pencere çıkması, cumba; duvar bölmesi; bölüm bay window cumba

    akın, yağma, çapul, hücum; polis ve gümrük memurlan baskını; f akın etmek, baskın yapmak raider i akıncı, baskıncı; eskiden ticaret gemilerine hücum için kullanılan silahlı ticaret gemisi


    fırında kızartmak, kebap etmek; (kahve) kavurmak; kdili takılmak, alay etmek; kdili azarlamak, haşlamak; tavlamak; I etkızartmasl; s kızarmış, kızartılmış


    hareket; bir yerden bir yere gidip gelme veya gezme hareketi


    ged, ging) sis, duman; (foto) donukluk; bunaklık; (f) sisle kaplamak, karartmak; sisle dolmak, sis basmak: (foto) belirsiz olmak, donuklaşmak; bunamak fog bank (meteor) uzaktan özellikle denizde görülen sis, sis yığını fogbound (s) sis yüzünden beklemek mecburiyetinde olan fogbow (i), (meteor) bazen sisli havalarda görülen beyaz veya sarımtırak gökkuşağı foghorn (i) sis düdüğü
    (i) ot biçiminden sonraki yeni sürgün


    pasaport; bir memleketin karasularına girmek veya çıkmak için bir gemiye verilen izin kâğıdı; giriş vesilesi
0 0 0