Bu hafta yine spor gündemine değineceğim. Öncelikle Haymanaspor'un ASL (amatör süper lig)de kalmasından dolayı memnuniyetimi belirteyim. Bu ligin önemini ve Haymana'ya katacaklarını zamanla daha iyi anlayacağımızı umuyor, buradan emeği geçen herkese teşekkürlerimi yolluyorum.
Geçen hafta belediye başkanımız Sayın Aysu bu konuda Haymana gazetesine bir açıklama yaparak "Haymanaspor en yakın zamanda genel kurula gidecek, genel kurulda seçilecek olan kadro ve yönetime belediye olarak imkânlarımız ölçüsünde kanun ne yapmamız gerektiriyorsa imkânlarımızı kullanacağız. Belediye olarak hiçbir kişi ve kurumun arkasında olmayacağız. Bundan sonra ben hiçbir şekilde Haymanaspor yönetiminin ve kadrosunun yanında olmayacağımın bilinmesini istiyorum" demiş.
Sözlerinin içerisinde birçok anlam var. Her isteyen istediği yere çekebilir. İyi niyetli olarak da kötü niyetli olarak da yorumlamak isteyenler çıkacaktır.
Bu nedenle ben sayın Başkan'ın sözlerini iyi irdelemek gerekildiği kanısındayım. "Haymanaspor en yakın zamanda genel kurula gidecek, genel kurulda seçilecek olan kadro ve yönetime belediye olarak imkânlarımız ölçüsünde kanun ne yapmamız gerektiriyorsa imkânlarımızı kullanacağız." Ve "Bundan sonra ben hiçbir şekilde Haymanaspor yönetiminin ve kadrosunun yanında olmayacağımın bilinmesini istiyorum" sözleri sanki birbiriyle çelişiyor gibi algılansa da olası bir genel kurulda taraf olmayacağını ifade ediyor. Son cümlesini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor diye düşünüyorum.
Bu sözleri, yaşanan süreci iyi tahlil ettiğinin bir işaretidir. Tüm desteğine rağmen olumsuz bir durum yaşanmış olsaydı bunun faturasını kendisine çıkaranlarla karşı karşıya kalacaktı. Özellikle Kulüp yönetim kurulu oluşurken yaşanan sancılı süreç bir daha tekrarlanmasın istiyor.
Yani bu sözlerin kamuoyunda algılandığı gibi olmadığını ben de istiyor, bekliyor, umuyorum ve böyle olduğunu da düşünüyorum.
Şunu hepimiz biliyoruz ki; Haymanaspor' a belediyenin maddi manevi desteği olmazsa çok zor bir dönem yaşanır.
Başkanın da buna seyirci kalmayacağı zaten açıklamalarının satır aralarında kendini gösteriyor.
Herkesin bir hayvanı var.
Çoğu zaman "hayvan" kelimesini ağır hakaret olarak kabul ederiz. Oysa ki başta Taekwondo olmak üzere birçok spor branşında bu "eş canlıları" kendimize simgeleriz.
Kartal, Kanarya, Aslan, Timsah, Leopar, Horoz, Boğa, Ayı, Koç, Eşşek.
Kimisi spor tekniğinin bir parçası kimisi de milyonlarca taraftarı olan kulüplerin simgeleri olmuş.
Kimisi de günlük yaşamın bir "Nü" hali.
- Hayvan seni...
- Hangi hayvan?
- Hangisi olacak? Boğa!
- Eh! Ben de boğa gibiyim...
Boğa, kartal, aslan olurken Hayvan olunmuyor da Ayı ve Eşşek olunca Hayvan olunuyormuş!
Demek ki İnsan itibarı, hayvan olunca da arıyor.
O da hayvan O da hayvan.
Ama gerçekler ayrıntılar da gizlidir.
Şimdi diyeceksiniz ki nereden çıktı bu muhabbet?
26 yıldır iyi bir spor izleyicisi olarak bu kadar yandaş, bu kadar alenen yapılan kayırmacaya tanık olmadım.
Futbolun marka değerini yaratmayı sadece pazarlama becerisi olarak görenler, seyir zevkinden ne kadar uzaklaşıldığını fark edemiyorlar.
"Sahada kazanmak" adına saha dışında elinden geleni yapanları düşündüm bu yazının bu bölümünü hazırlarken.
Kendi egolarını tatmin adına "Leş kargası" olanlar var içlerinde.
Yukarıdaki satırlarda "hayvan itibarından" bahsettim ya anladım ki bazılarının hiçbir itibarı yok.
Yaşam devam ettiği müddetçe spor rekabeti aralarında devam edecek. Ne Fenerbahçe son kez yenmiş olacak ne de Beşiktaş son kez yenilmiş olacak. Sorun birinin galip birinin mağlup olmasında yatmıyor. Saha içi ve dışında yaşanan olayların spor zevkini, mücadele ruhunu, ezeli rekabeti gölgelemiş olmasından kaynaklanıyor.
"Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim." M.Kemal ATATÜRK
Fazla lafa da gerek yok.
Kalın sağlıcakla.