İnsanlar yüzyıllar boyunca kendilerini ifade etmek ve varolmak için bir şeyler yapmaya ihtiyaç duymuşlardır. Bu ihtiyaç, insanları birbirlerine yaklaştırmıştır. Bu yakınlığın adı sevgidir. İnsanların yalın olarak bulabilecekleri tek şey odur. Sevgi para ile satın alınamayacak tek şeydir. Sevginin en yücesi, en kutsalı, anne ile çocuk arasındaki sevgidir.
Değil midir ki, düştüğünde herhangi bir yeri kanadığı zaman, annesinin yanına ağlayarak gelip, annesinin şefkatli öpücüğünü bekleyen. Daha sonra anne tarafından öpülerek iyileştiren. Bu sihirli şey nedir? Evet, bu sihirin adı Biyoenerji denen enerjidir. Buradan anlaşılmaktadır ki, en güzel pozitif enerji sevgidir. Dikkat ederseniz, rahatsızlandığınızda gittiğiniz hekim size çok iyi davranır ve yakınlık gösterirse iyileşme şans yüzdeniz çok fazla olacaktır.
Sabah gazetesinde, Sayın Ayhan Atakol' un hazırlamış olduğu ve yönettiği TOPLUM bölümünde,SEVGİSİZLİK HASTA EDİYOR başlıklı yazıyı, sizlere anlatmak istediğim sayfalar dolusu tutabilecek düşünce ve fikirlere son derece uygun ve güzel ifade edildiği için aynen aktarmayı uygun buldum:
Her insanın en büyük sağlık kaynağı, yaşamın da özü olan sevgi. Sevgisiz kalmak, uzmanlara göre en büyük hastalık nedeni. İster sevgilinin terk edişi olsun, ister iş yaşamında mesai arkadaşları tarafından dışlanmak olsun, sevgi iletişimin olmaması, çeşitli ruhsal ve fiziksel hastalıklara yol açıyor.
Sevgiden yoksun olmak, insanları tehdit eden en büyük stres faktörü, sinir sistemi aracılığıyla alarm durumuna geçen vücut, kalbin daha hızlı atmasına, damarların daralmasına, tansiyonun yükselmesine, beyin ve kasların daha fazla kanla beslenmesine neden oluyor. Ayrıca solunum da hızlandığı gibi, göz bebekleri de büyüyor.
Bunun yanı sıra böbrek üstü bezleri, stres hormonları olan adrenalin, noradrenalin ve kortizon salgısını artırıyor. Bunun sonucunda da bağışıklık sistemi, kandaki adrenalini algılayıp enfeksiyonlara karşı koruyucu görevi olan akyuvar üretimini hemen azaltıyor. Kortizon da bağışıklık sistemini en zayıf noktasına düşürüyor. İşte tüm bunların sonucunda da uzun süre yaşanan sevgisizlik, kişiyi yatağa düşürüyor. Bilim adamları, sevgisizliğin vücutta şu hastalıklara neden olduğunu belirtiyorlar:
Baş: Baş ağrısı ve migren, sevgisizlik sonucu en sık görülen hastalıklar. Ani şoklar, endişe, depresyon, bunalım ve stres ise diğerleri.
Kalp: Psikolojik kaynaklı stres, kalp atışlarını hızlandırıyor. Nabız 150'ye fırlıyor. Tansiyon yükseliyor. Solunum zorluğu, ter boşalması, panik derecesinde korku görülüyor. Ayrıca basınç, göğüs kafesi üzerinde yanma, sol kola ve alt çeneye sancı girme gibi enfarktüs belirtileri görülüyor.
Cilt: Sevgisiz bir ortamda en önce cilt ağlıyor. Alerji, egzama, sivilce, sedef hastalığı, kaşıntı gibi şikayetler hemen ortaya çıkıyor.
Kulak: Kulakta basınç meydana geliyor. Bu durum, paslı işitmeye, bazen ıslığımsı bir ses duyulmasına neden oluyor. Kulaktaki bazı küçük damarlar daralıyor, işitme hücreleri oksijensiz kalıyor ve ölüyor. İşitme zayıflıyor veya işitme kaybı meydana gelebiliyor.
Sırt: Sevgisizlik, gerginliğe neden olduğundan ense, omuz ve sırttaki kaslar geriliyor. Ağrılar ortaya çıkıyor. Aşırı yüklenme sonucu fıtık bile meydana gelebiliyor.
Mide: Gastritin başlıca nedeni, stres. Sevgisiz bir ortamda en büyük stres kaynağı. Böylece mide ağrısı, bulantı ve kusma ortaya çıkıyor.
EN GÜZEL ÖRNEK
Bilim adamları, sevgisizliğin hasta ettiğine ilişkin en güzel örnek olarak ,dünyanın en tanınmış insanlardan birini, Prenses Diana' yı gösteriyorlar. Kocası Prens Charles' ın bir sevgilisi olduğunu gazetelerden öğrenen genç kadın, zaten kraliyet ailesi tarafından çoktan dışlanmıştı.
Bunun başlıca nedeni de kendine fazla güvenen kamuoyunca çok sevilen ve çok açık davranan biri olmasıydı. Prenses Diana, çok değil, 3 ay içinde tipik sevgisizlik semptonları gösterdi.
Genç kadında aşırı yemek isteği, her yemekten sonra kusarak günden güne erime, depresyon belirtileri görüldü. Alışveriş hastalığı, intihar girişimleri, Prenses Diana'nın peşini bırakmadı. Hatta uzmanlara göre, kocası Prens Charles'ın gözleri önünde merdivenlerden düşmesi,sevgi arayışı çığlıklarından başka bir şey değildi.
Yukarıda sizlere aktardığım yazı gerçekten sevginin gücünü ve pozitif enerjisini en güzel anlatan örnekti.
İnsanların birbirine yakınlık göstermeleri bile aralarında bir enerji oluşturur. Aşk nedir? Tabii enerjinin insanlar üzerinde bıraktığı bir tesirdir. Bazı insanlar; aşık insanlara kızarlar ve kınarlar. İşte yanlış buradadır. İnsanların enerji nakilleri için dokunmaya ihtiyaçları yoktur. Burada sadece bakarak bile enerji nakli yapmak mümkündür. Hatta enerji insan beyninin ürettiği bir olay olduğu için, çok güçlü olarak düşünerek de enerji nakli mümkün olabilir.
Son yıllarda gerek medya, gerekse bir çok kuruluş tüm insanları sevgi ve kardeşlik için birleşmeye davet ediyor. Bu türde birleşme bize neyi kazandırır biliyor musunuz? POZİTİF ENERJİ' yi, işte o zaman, mutlu ve huzurlu bir yaşamın sırrını, sağlıklı bir yaşamın değişmez reçetesini de böylelikle keşfetmiş oluruz. Hiç düşünebiliyor musunuz? Sabah yataktan kalktınız yüzünüzü yıkamak üzere lavaboya gittiniz. Aynaya baktınız. Kendi yüzünüzü gördünüz. Tebessüm ettiniz. Kendinize Günaydın, hayırlı günler diyorum dediniz. İşinizi bitirip, kahvaltınızı yapmak üzere sofraya oturdunuz. Bu arada ailenizin ;görebildiğiniz kadarıyla selamlaştınız. Ev halkıyla, güzel sohbet ederek, kahvaltınızı bitirdiniz. Vedalaşarak evden ayrıldınız. Arabanıza bindiniz. Bu arada görebildiğiniz, komşularla tebessüm ederek iyi günler temennisiyle selamlaştınız. Bir kavşağa geldiniz. Kavşakta hak sizin olmasına karşın; işine acele gitmek isteyen ve acelesi sizden daha çok olan insanlara yol verdiniz. Trafik yoğun olmasına rağmen, bazen tebessüm ederek, bazen de gülerek seyahat etmeye başladınız. Bu arada oldukça sık, hatta biraz sonra bayağı kahkaha ile gülmeye başladınız. Niye güldünüz? Hata yapan, üstelik hata ve suç yüzde yüz kendinde olmasına karşın; etrafına bağırıp çağıran insanları gördünüz. İşte bunlara gülüyordunuz. Zira artık onlara rahatsız insan gözü ile bakmaya başladınız. Sabah uyandığınız andan itibaren pozitif enerji ile dolduğunuz için artık çevrenizdeki tüm gerçekleri görüyorsunuz. Ama, artık son derece pozitif bir insan oldunuz. Çok büyük bir hoşgörüye sahipsiniz.
Daha sonra işinize gittiniz. Çalıştığınız iş yerinde tüm insanlara karşı çok sıcak davrandınız. Bütün bunlardan sonra, performansınızın arttığını hissedecek, çevrenizde-kilerle iletişiminizin arttığını, güçlendiğini ve buradan itiba-ren pozitif enerjinin mucizesini gösterdiğini göreceksiniz. Beyniniz, bu andan itibaren sürekli olarak pozitif enerji üretmeye başlayacak. Hem ruh, hem de beden sağlığınız açısından kendinizi daha iyi hissetmeye başladığınızı fark edeceksiniz.
ÖNCE, MODERN TIP