Sensizliğin ezberinde sessizlik beni iyi bilir
Gün mora çaldığında vakit bizizdir
Bile bile karanlığın gizli kuytularına yürürken
Değişir iklimlerin hattında sevinç göğüm
Kat kat yalnızlığı giymeye hazırımdır
Ve yağmurdan sonra ilk ben sürgünümdür gurbetine
Korkma seferinden dönen akşamlarda susan düşlerine
Gül verecek değilim
Deli tekne yüreğimde bütün yaşamadıklarım
Alıp başını gitmek isterken
Kendimi kıyılarına vuracak da değilim
Ellerimde öfken yüzüme vuran serüven
Sen yaşadıklarımın ölgün kırmızısı
Ki ben
Gün usulca dağılırken geceye
Ufka süzülen sevince bağladım güneşi
Çünkü;
Baharlarım inatçı ayazlarında sen buğulu izler
Akarken ömrünün içinden siyah saçlarım
Kaybettim yeşillerimi sağanaklarında
Yollarda ceketsiz aşk eski bir şarkı sancısında
Dokunsam ölür
Dokunmasam büyür
Bu yüzden kaç solgun yüzle duyarsız kalırım
İyileşmez anlamsız korkularım
Yılların ellerimde gezerken
Çağırmasana beni hüzün
Her yerde silüetine kilitlenir efkarım
Kimse bilmez uyurken avuçlarımda ay'ın
Hayatın yarısısın
Yaşam tutuklu dilimde duraklarken
Konuşma sakın mezar uykularımda
Güneşim oralarda da bir takvim bulur kendine elbet
Isıtır teni kuytularda gözleri çalıntı gülüşlerimle
Sıyrılırken terinden biz hiç yokmuşuz
Artçı depremler gibi yığılır yalnızlık
Hep adını yazar bir yarayla aşk
Ve her gün nasıl kanatır canımı
Kimse bilmez vakitleri vurur
Hüzünlerim
Titreyen gölgelerde büyüttüm kendimi
Gövdesinde oturan kançanağı bakışlarım telaş
Yansırken ışıklı evler sığınağıma sormam hiçbir şeyi
İçinde kavgalı hayatlar nehir düşüncelerime tükeniş
Ey kalabalık ölürsem siz olacağım
Kederlerde