Bir Yangının Külü

Son güncelleme: 27.04.2006 15:20

  • Gönül penceresinden ansızın bakıp geçti... Bir yangının külünü
    yeniden yakıp geçti...

    Şehrin en kalabalık yerinde ona rastlayabileceğimi nereden
    bilebilirdim? Üstelik bu rastlantıyla darmaduman olacağımı
    bilseydim, değil aniden bastıran yağmurdan kaçmak, dışarıda üzerime
    çığ düşeceğini bilsem kaçmak için o alışveriş merkezine girer
    miydim? Ama olan oldu. Onca kalabalığın arasında kader yine gelip
    beni vurdu.

    Önce benzetiyorum sandım. Sonra başımdan aşağı dökülen kaynar suyla
    bir güzel yıkandım. O, bu beklenmedik tesadüfü beklermişçesine,
    hatta sanki ben onu yıllardır orada bekletiyormuşum gibi, beni
    görünce derin bir oh çekercesine rahat bir gülümsemeyle yanıma
    yaklaşırken, ben adeta donakaldım. Aman Allah'ım kimbilir görüntü
    olarak da ne salaktım! Durumumu daha iyi kavrayasınız diye filmi
    iki gün öncesine sarıp, aramızda geçen diyaloğu kafa sesimle
    birlikte aktarayım:

    -Oooo... Merhabaa... Napıyosun? (o mutlu mutlu gülümsüyor)
    -İ... İyi... yim... Napıyosun burda... Şey yanii... Nasılsın demek
    istedimm... (Dumur haldeyim.)
    -İyiii... Alışveriş yapıyorum. Güzel bir tesadüf! (Hala aynı
    rahatlıkta)
    -Kilo mu almışsın sen biraz? (Ne diyeceğini bilemediğimden,
    dikkatimi çeken ilk şeye sığınıyorum. İlk çamı da böylelikle
    deviriyorum.)
    -Biraz evet. Ameliyattan sonra oldu! Sen aynısın gördüğüm
    kadarıyla... (Bana jest yapıyor olmalı!)
    -Yok ben de aldım biraz. Ama ne ameliyatı ya? Hiç haberim yok...
    (Sahiden ne ameliyatı?)
    -Fıtık! Aldırdım. (Refakatçisi kimdi acaba?)
    -A... Öyle mi? Çok geçmiş olsun. (Gerçekten üzüldüm.)
    -Ama iyiyim şimdi. Bir hafta kıpırdamayacaksın demelerine rağmen,
    evime yürüyerek geldim. Yakın ya hastane... (Refakatçisi yokmuş
    demek!)
    -E haber verseydin keşke. Yardım ederdim sana. (Yalan değil,
    ederdim.)
    -Üzülme, tek başıma hallettim. İyiyim şimdi. Vaktin varsa gel kahve
    içelim. (Tek başıma dedi!)
    -Şey... Pek vaktim yok ama... (Evet mi demeliyim, hayır mı?)
    Hadi hadi... Özlemişim seni. Gel konuşalım biraz. (İçsek mi?)
    Peki o zaman birer kahve içelim. (Nedense huzursuz değilim.)

    Şimdi bu hikayenin kahramanına isim de istersiniz siz, değil mi?
    Sözünü ettiğim kişi, daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi
    kalbime yerleşen ve giderken içini talan edilmiş halde bırakan
    kiracılardan biri! Kendisi benim nezdimde aslen rahmetli. O yüzden
    şaşırdım, e siz şaşırmaz mısınız karşınıza çıksa şimdi bir zombi?

    Oturup birer kahve söyledik. Aradan geçen iki yılı değerlendirdik.
    İnanın çok tuhaf oluyor. Yani bir zaman önce "en sevdiğim"
    dediğiniz adam tam karşınızda oturuyor. Gözlerinizin ta içine bakıp
    "Çok güzel görünüyorsun." diyor. Sizin cevabınız ne olurdu bilmem
    ama benimkisi "Farkındayım." oluyor! Evet, iki yıl önce aynı
    cümleyi söylediğinde bünyemde 2000 kalori eriten adama cevabım
    aynen bu oluyor. Allah'tan o espri yaptım sanıyor ve "Daha iyi
    gördüm seni ama. Yüzünde değişik bir huzur var." diyor. Ardındansa
    "E anlat Yaso... Hayatında neler var?" sorusu geliyor. "Hiiiç. İş
    güç hep." diyorum, başka ne diyeceğimi bilemeden. "Hayatında biri
    yok mu?" diye pat diye soruveriyor. Susuyorum. O bir soruyla
    duvarlarımı yıkmaya çalışırken, ben o an yanaklarımdan tüm vücuduma
    yayılan ateşle havale geçireceğimi sanıyorum!

    Neyseki imdadıma kafe elemanı yetişiyor. "Başka bir şey arzu eder
    miydiniz?" diye soruyor. "Evet ederim. Lütfen beni iki sene
    öncesine götür ya da şu an bu soruyu neden duyduğumu söyle bana."
    demek geliyor içimden. Kafe elemanı gidiyor, şaka gibi ama o
    ısrarla tekrarlıyor: "Anlatsana... Neler yaşadın?" Neler mi
    yaşadım? Aslını istersen bıraktığın enkazı yeni ortadan kaldırdım!
    O nedenle sen şimdi ne diye karşıma çıktın, hiç anlamadım! Böyle
    demedim tabii. "Kamera şakası mı bu?" dedim, "Konuşacağımız başka
    konu mu yok?" diye ekledim. "Demek ameliyattan sonra yürüyerek eve
    gittin..." diyerek konuyu değiştirdim. "Evet ya... Doktorun verdiği
    menü dışında yemek yemek de yasaktı ama ben aşağıdaki kafeden bir
    sürü çikolata siparişi verip yedim." dedi. "Hasta bakıcılar
    anlamadılar mı peki?" dedim merakla. Hızla cevap vereyim derken,
    ağzından kaçırdı sonunda "Refakatçim için istediğimi söyledim!"

    Kalakaldı. Hatta donakaldı. Göz gözeydik. O bende yanıt ararken,
    şimdi onun özel hayatında idik. Toparlamaya çalışacaktı,
    yapamayacağını anladı. Kendine güldü, en başta gerçeği gizlediğine
    üzüldü. "Bir refakatçim vardı hastanede. Gece kaldı ama sabah
    gitti" dedi. Hala yüzüne bakıyordum. Neden yalan söylediğini
    düşünüyordum. Bu rastlantının gitgide anlamsızlaşmasından
    korkuyordum. "Öylesine refakatçi denmez, ziyaretçi denir" dedim
    birden. Masanın üzerinde çakmakla oynayan elimin üstüne elini koydu
    aniden. "Senin gibi değildi" dedi, kalbim hızlanırken...

    Bir filmin, bir şiirin, bir hüzünlü melodinin içinde gibiydim.
    Kendi kendime "Şimdi sadece kızdığını sandığın bu adamdı bir
    zamanlar en sevdiğin... Resmine bile bakıyorken eridiğin..."
    diyordum. Elim avucunun içinde ben hala çakmakla oynuyordum. Bir
    yangının külünü yeniden mi yakıyordum?
#17.02.2006 22:07 0 0 0
  • Evet harika bir hikaye keyifle okudum

    eski askinin yeniden alevlenmesi cok duygusal cok romantik bir hikaye

    bir yanginin külünü sanirim yeniden yakacaklar

    tesekkürler ozlems_o
#17.02.2006 22:16 0 0 0
  • yakacak gibiler
#16.04.2006 02:16 0 0 0
  • elina sağlık ölzemcim
#16.04.2006 10:08 0 0 0
  • ellerin esağlık
#24.04.2006 15:38 0 0 0
  • harika bişey ya
    bizimle paylaştığın için teşekkür ederim arkadaşım
#24.04.2006 20:35 0 0 0
  • Harika Bir hikaye.. Yangin mi yakiliyor Kullendigi sanilan Közler alevemi dönüsüyor belli degil Tesekkurler paylasim icin
#24.04.2006 22:52 0 0 0
  • Harika bir hikaye ...
    Bizle paylastigin icin tesekkurler.
#24.04.2006 23:37 0 0 0
  • emegine saglik özlemcim cok güzel bir hikaye
#25.04.2006 03:12 0 0 0
  • BIZIMLE BU SENIN ICIn COK ÖZEL HIKAYEYI PAYLASTIGIN ICIN tesekkürler.
#25.04.2006 13:02 0 0 0
  • Ahh ablam ahhh keske hiç yanmasaymış o kül...

    Yüreğine sağlık canım ablam cok muhtesem bi hikaye
#25.04.2006 23:41 0 0 0
  • ellerıne emeğine tesekkurler
#26.04.2006 06:25 0 0 0
  • Ortalığı Kasıp Kavurmuşsun Duygularla, Acılarla ve En Güzel Olgularla... Emek ve Paylaşımların İçin Çok Teşekkür Ederim Güzel Arkadaşım...
#26.04.2006 10:53 0 0 0
  • Çok keyifle okudum ben bu hikayeyi,
    iki tarafta istekli inşallah yangının külü yeniden alevlenir,
    Genel mesajım ise SEVENLER HİÇ AYRILMASINLAR
#27.04.2006 15:20 0 0 0