kara kaşları ve
kara gözleriyle
karaya vurmuş
bir şarkıydı yalnızlıkve ben bir doğulu çocuktum
çocukluğumun doğusunda
pus tutmuş eteklerinde yalın ayak
ve yaşamak ya da ölmemek korkusunda;
hani biri çıkar gelir elinde bezden oyuncak belki de kırılmamışken tekerlekleri
oyuncaklı yılların
o çatlak o elleri kömür karasında
kara gözleriyle
kara kara düşünen anaların
kararan alınlarında umutların
ve hep kardan adamın çıkıp geleceğini sandığım Anadolum'un
karla kaplı yollarında
maviye ve hüzne çalan yalnızlığımda
kara gözleri ve
kara kaşlarıyla
karaya vurmuş
bir şarkıydı yalnızlık