insan çiçekler ile konuşur
insan gökyüzü ile konuşur
yıldızlar ile, ay ile yağmur ile
doğan güneş ile
batan güneş ile ..
kimseye söyleyemediklerini kendi kendine konuşur gibi fısıldar
belkide en çok bundan kaybetmişizdir
söyleyemediğimizden yani..
şöyle akşam manzarasının olduğu bir yerde
ay ışığı gözlerinin içine vururken
özledin ise ben seni özledim diyemediğimiz için
çok sevib de söylemeyi akıl edemediğimiz için kaybediyoruz
ne vardı sanki iki sokak ötede oturuyor olsa idin
akşamları çaya gelseydik size .. sonra geniş balkonunuz dan şehrin ışıklarını seyretse idik..
varsın şehrimizde deniz olmasın
geceler bizim ya ..
kısa bir süreliğine gözlerini kapayıp gökyüzünü düşünmeye odaklandığında gözünün görebildiğince bir denizimi olurdu gökyüzü ..
yıldızlardan taç yapardık mesela, rüzgarlardan bir demet yapıp masamızın üstüne koyardık ..
en çok sevdiğimiz koku değilmiydi zaten yıldız kokusu ..
en sevdgimiz renk değilmiyidi ki ay ışıgı .. sende onu giyinir otururdun yanımıza ..
ne vardı sanki bir iki karış ötemizde oturuyor olsa idin ..
aynı vakit namazında saf tutar aynı imama uyardık ...
İnsan sevdiklerini sırtında değil, kalbinde taşımalı
sırtımızda taşıdıgımız insanalar bizi yorup, hırpalar
oysa kalbimizde taşıdıgımız insanlar hatırımıza her geldiklerinde
ifademiz tebessim, yüzümüzde allık bir gülümseme
ve yorgunluğumuzdan da eser kalmayacaktır
İnsan sevdiklerini sırtında değil,kalbinde taşımalı
hisler büyür yüregimde
mevsim bir bahar değildir, çiçekler açarım renkli renksiz
kelimeye düşler sözlerim
cümleler kurulur sözlerimden
unuttuklarım anımsarım, ertelediklerimi güncellerim
sevgi namına ne varsa şimdi içimde, dilimde
hepsini bir dua yaptım şimdi..
günahsız bir dil arıyorum, bana amin diyecek
insan sevdiklerini kalbinde taşımalı,sırtında değil
kelimelerdeki mana, değer katar hayatıma
manalarını anladıgın kelimeleri konuşşmaya,
telefuz etmeye kıyamıyorum bir süre sonra
susmayı öğreniyor insan
susarak konuşmayı
susarak sevmeyi ...
susmaların en güzeli bu olsa gerek
İnsan sevdiklerini sırtında değil, kalbinde taşımalı
Göz göze gelmeliyiz önce, yorucu geçen bir günün ardından beraber soluklanmalıyız
bir yandan gözüm çaydanlık da bir yandan da mutfağa bakıyorum
senle aynı sofraya oturmak istemem acıktığımdan değil
hani derler ya
maksat tuz ekmek olsun, hatırımız geçsin bir birimize
söz edecek nazımın olsun ... hatırlanacak bir anımız
bir birimize vefamız olsun ...
Seni beklediğim nereden nasıl anlaşılıyor bilmiyorum
içimden konuşuyorum
adını içimden dillendiriyorum sadece ..
gel, gel, gel diye ..
vazoda çiçek susuz kalmış, elbiseler ütüsüz,
takvim yaprakları hala bir önceki günü gösteriyor
söylermisin seni beklediğim nereden nasıl anlaşılıyor ..
şimdi gökyüzüne baktım, geceden kalma bir yıldız hala orada duruyor
sanırım benim yıldızım ..
geceyi bekliyor ...
... kelimelerim bitiyor bazen, konuşmak için cümle kuramıyorum
gökyüzüne bakıyorum bu aralar
sanki unuttuğum bir şey vardı ve oda gök yüzünde asılı idi.
şarkılar söylemek isterdim sana
sonra sen yanında getirdiğin kitap dan sayfalar okuyacaktın bana
sonra kitap bittiğinde akılda kalan cümleleri tekrarlayacaktım
sahi yüzünü bana döner misin .. tekrarladığım cümleleri duyduğundan eminim ama
anladığından da emin olmak istiyorum ..
gecenin en koyu hali geldiğinde
ay ışığı daha belirgin oluyor, yıldızlar daha anlamlı..
sahi havalar soğudu artık, üşüyorsun ama seviyorum bu üşümeleri
içime içime siniyor karanlık
kelimelerime, cümlelerime siniyor soğuk, üşüyorsun, üşüyorum
sahi yüzünü dönsene bana, gözlerine bakarsam üşümeyiz
hadi bana güzel bir şey söyle
altını çizdiklerinden olsun
Gün yine dönüyor, ikindi vaktinin serinliği, ikindi vaktinin rengi de yerini daha koyu bir renge, serinlik ise yerini daha emniyetli bir rüzgara bırakıyor..
rüzgar o kadar güzel esiyor ki gökyüzü sanki bir deniz, rüzgar ise gecenin dalgaları oluyordu ..
şimdi içinde bulunduğumuz mevsimin kokusunu alıyorum
şimdi gecenin rengine bürünüyorum
hani gökyüzünde ay olmasa gözlerim hariç her yerim simsiyah olacak,
ama heni gökyüzünde yıldız olmasa bende gece gibi olacagım, rüzgarlı, derin ve suskun ...
iyi ki gökyüzüne ay ve yıldızlar var .. iyiki sen varsın hayatım da
yoksa ben sensiz sade bir gece olacaktım
bilmem belki şimdi şarkı söylemek lazım
yada kime yazıldığı belli olmayan şairin sözlerini okumak gerek..
her bir cümlesindeki hayali yakalayıp, şiirdeki karakteri hayal sahnesinde izlemek lazımdı
söylenmiş cümleleri tekrar etmek, okunmuş ama anlaşılmamış kelimelerin altını çizmek lazım belki..
okunmuş ama anlaşılmamış kelimeler ...
sen iyiki gökyüzündesin
sen iyiki varsın, gecemi ve ömrümü aydınlatıyorsun..
sen iyiki varsın, beni anlıyorsun, okuyorsun
Yazmak için bir kalem birde kağıt gerekli belki
ama onlardan daha önemli şeylerde var..
evvela sevgin olmalı kalbinde, biraz hasretlik
ve her şeye rağmen umudun olmalı
yeni doğan gün ile büyümeli umudun
batan güneş ile gökyüzüne taşıdığın olmalı sevgin
gökyüzünde, yıldızda ve ayda
esen rüzgarda
kelebeğin konduğu bir çiçek de
sendeki kalp olmayacak tabi, herkes kalp taşırken sen yürek taşıdığını kimseye söylemeyeceksin
mevsimlerden bahardı
vakitlerden akşam
denizin kokusu gelir ya insana,
işte öyle bir akşamdı işte öyle bir serinlikti ..
işte öyle bir vakitti..
akşamın sahiline inmek lazımdı,
akşamın yıldızlarının altında gezinmek
belki bir yağmur tuttururdu,
belki bir çiçeğin açmasına şahitlik ederdi ..
belki güzel bir tesadüf lazımdı ...
belkide yol boyunda gezinmek lazımdı
şimdi yanına bir arkadaş lazımdı deyilmi
hani can dedigin, candaşım,
gönüldaşım diyecegin birisi lazımdı deyilmi yanında gezinecek
sen anlatacaksın o dinliyecek,
Şimdi yanına birisi lazımdı deyilmi...
geçmiş günlerden konuşacaksın
muhtemelen geçmişin altını bir kez daha çizeceksin,
anımsamlarla her ne kadar doğru anımsayabilirsen işte...
her ne kadar yaad edebilirsen ..
..
insanın sarılası geliyor..
oysa birazdan yağmur yağsa
islansak ...
ıpıslak deyilde sırılıklam olsak...
sahil kenarında bir cafenin yanından geçsek
kahve içmesekte kahvenin kokusunu içimize çeksek..
canlı müzik çalıyor ...
sözleri anımsamıyorum ama çok hoş bir ezgi geliyor kulaklarma..
sözleri neydi bunun .. bu şarkıyı kim söylüyor.. .. bu şehir hangi şehir..
selda bağcandı galiba sende karanlıgın sustugu yerde beni unutma diyordu ..
sende karanlıgın sustugu yerde beni unutma ..
sözlerin tesadüf ettiği olmuştu daha önce şimdide olduğu gibi ..
yolu aydınlatan sokak lambaları geride kalmıştı,önümüz karanlıktı artık.
şarkıda olduğu gibi karanlık susuyordu sadece dinliyor ..
şarkıda oldugu gibi ..
ama ben unutmamıştım ..
ama ben susmamıştım ...
neydi bu şarkıyı bana bu kadar sevdiren
muhtemelen okul yıllarını düşüneceğim
muhtemelen bir yarım kalmışlığı anımsıyacağım
yüzümde bir tebessüm..
ifademde bir kaygı belirecek belki..
belkide yakın bir tarihi anımsıyacağım ifademde
yine bir kaygı yüzümde yine bir tebessüm olacak şimdi..
..
ben seni her anımsadıgımda hep gülümsedim..
hiç yüzümü burkmadım
hiç karamsar olmadım
ben seni her anımsadıgımda hep iki kolumu açıp seni karşılamak istedim
ben senı her anımsadığımda yüzümde bir tebessüm,
ifadem çok seviyorum demek olmuştu
şimdide öyle
yine tebessümdeyim
yine çok seviyorum
şimdi yine bir şarkı var dilimde..
içimde beliren amansız dürtülere teslim olmaya karar verdim ...
cafeye oturmalı mıydım... yanımdaki arkadaşımın gözlerinin içine baktım
göz göze konuştuk sanki, oturalım mı dedim o da itiraz etmedi ...
ama hiç bir cümle kullanmadım sadece bakışlarımız ile konuşuyoruz...
gelen garsona birer çay dedik... garson da konuşmadı ve gitti
elinde iki tane çay ile geldi, bir bardak çay ne anımsatabilir ki bir insana ...
belki hiç bir şey belkide çok şey...
biz şimdi çaya bakınıyoruz...
biz şimdi çayın içindeki kızıl renge donuk bakıyoruz...
müzik devam ediyor.. sözleri yine anlamıyorum ilk defa duyduğum bir müzik değil
sözlerde yabancı sözler değildi oysa bana.. aşina olduğum bir kaç ezgiden birisiydi...
bu akşam mevsimlerden baharı yaşıyorum ben.. ben bu akşam mevsimin ötesindeyim...
şimdi bir yağmur yağsa diyorum ...
şimdi bir yağmur yağsa ıslansak ama ıpıslak deyil...
sırılsıklam olsak...
..
çayımı iki şekerli içerim normalde ben ama bu sefer çaya şeker atmıyacagım
sanırım bunan sonra çayımı da şekersiz içiceğim...
sadece çayı değil bundan sonraki hayatımda tatlandırıcı kullanmayacağım...
insanı gönlü huzurlu dilinde aşk nağmeleri eksik olmadıkca
hiç bir tadlandırıcıya ihtiyaç duymaz sanırım ...
artık çayımın da... hayatımın da şekeri sensin... anımsamaya çalıştığım şeyi buldum...
oysa hiç kaybetmedim ki ...
şarkıların söyledigi kadın sendin, dedim ...
şiirlerin anlata anlata biteremediği sevda sendin ..
ben seni hiç ifade etmeye çalışmadım biliyormusun
ben seni hiç birkaç cümle ile ..
ben seni bir hayal ile sınırlı tutmadım biliyormusun ..
her mevsimde seni düşledim
her yağmurda
her rüzgarda seni söyledim..
yıl hangi yıl olursa farketmez..
ben seni hep yüregimde taşıdım..
mevsimin ne oldugu farketmez..
ben seni ömürlük sevdim..
hatırlıyamamam ondandı şarkıları
başladıgım şiiri bitirememem de ondan ..
ben başladıgım hiç bir şiiri bitiremedim ki
hiç bir şarkıya eşlik de edemedim..
şarkılar seni söylüyordu..
şiirler sana okunuyordu ..
ben sensiz hiç yaşayamadım ki ..
..
müzik sustu cafede .. sahildeyiz..
denize bakıyorum karanlıktan pek bir şey farkedilmiyor ama..
ben dalgaların sesini duyuyorum ..
denizin orada oldugunu biliyorum
kokusu geliyor bana...
hayalimde canlandırıyorum şimdi denizi ..
şimdi göz gözeyiz..
şimdi karşı karşıyayız..
akşamlar hiç bu kadar güzel olmamıştı ..
rüzgar hiç bu kadar güzel esmemişti..
ve nefesim hiç bu kadar ılık
sesim hiç bu kadar titrememişti ...
neydi o şarkı ..
neydi o söz ..
ve sahnedeki arkadaş gitarı ile çalmaya başladı ..
sonra sözü girdi ..
ben yağmur yüklü bir bulutum ..
kime çarpsam ağlarım ...
bu kararlaştırılmış bir şey deyildi..
müziği duymamız ile birlikte ikimiz de söylemeye başladık
biz yağmur yüklü bir bulutuz,
biz her göz göze geldigimizde ağlarız...
söz kar etmez bize ..
hiç bir ifade tamamlamaz bizi..
ne desek az .. ne kadar çok konuşsak yine yetersizdi.. .
ben sevda yüklü bir bulutum..
ıpıslak değil ama sırılsıklam ...
Yağmurlar yağmaya başladığı vakit
insan nedense uzaklardan gelecek olan birilerini bekliyor
söylenmemiş sözlerin esaretinde
duymayı umduğu sözcükleri arıyor gözleri
yağmurlar yağmaya başladığı vakit
insan eksik olan şeyleri fark ediyor
kulaklar telefonda, gözler kapı ve yollarda oluyor
yağmurlar yağmaya başladığı vakit, insan nedense yol gözlemeye başlıyor
ezberlediğin şiirler kesmiyor artık
sonbaharın rengine bürünüyorsun
yağmurun kokusuna
birden bir ürperti geliyor sana..
kapıya bakıyorsun. sanki gelen birileri varmış gibi
sanki telefonun çalmış da sen duymamış sın gibi,
birden telefonuna sarılıyorsun
sanki arayan birisi varmış gibi ...
oysa gelmesini beklediğin henüz gelmemiştir
araması gereken kişiye henüz mevsim yağmurları yağmamıştır
ne bilsin ki sana yağmurlar yağıyor
ne bilsin ki mevsim sana sonbahar ..
İsmini bilmediğimiz dürtüler vardı, ilk defa başımız ağrıdığında
ilk defa yorgun düştüğümüzde ve ilk defa aşık olduğumuzda
hiç bir katkı maddesi kullanmadan bu ağrıyı, bu sızıyı sonuna kadar hissederiz
bu heyecanı, bu tutkuyu ve bu afrodizyak etkisini sonuna kadar yaşarız
sonra aldığımız nefes buharlanmaya başlıyacaktır
artık gecelerimizde yıldız
sabahlarımızda yağmur ile uyanırız
güne daha dinç gecelere ise daha heyecanlı yaşarız
cebimizdeki bozuklukları kumbaraya atar gibi
özlemimizi, hasretliğimizi
ah bir gece olsada dile getirsem diye
gün boyu tutuşur dururuz
gün içinde özlenilesi
gece vuslatım olansın
gece söz olub dile geldigim
gece yıldız yıldız gözlerine daldıgımsın..
Kelimelerin anlamını kaybettiği
Hatta yetmediği anlar vardır ya
Ne yapacağını bilemez sağa sola bakınır sın
sonrada gökyüzüne
Bulutlar rüzgar etkisi ile yön Değiştirmektedirler
Takip etmek istersin
Gittikleri yöne doğru dünyanın şeklini düşünür
Tahminlerde bulunursun
Hayal gücü yormaz insanı
Bazen kahraman olursun
Bazen bir şiir
Bazen bir memleket gibi
Düşünürsün
Bazen bir şair
Bazen bir yağmur olup
Kurak topraklara yağmak istersin
Bazen bir kuş olup ,
gökyüzünde uçmak süzülmek istersin ..
Bir ilk bahar sabahı tomurcuk iken güle dönüşmek.
Yada anı yaşarsın
Şimdi olduğu gibi .. bir çiğ olup kalbime düştüğün gibi ..
İnsanı insan yapan değerler vardı
biz bunu konuşarak çoğaltmaya çalıştık ..elimizden tutulası yanlarımız vardı önce gözlerine baktık sonrada yüreğine ..
bir vakit gülüşlerime konu oldun tebessümüme. sonra mana girdi muhabbete, sonra derinlik,sonra tevazu .. sonra sessizlik.
sükut .. ne kadar susarsak o kadar iyi ...
zaman yetmez oldu, mekanın hiç bir önemi kalmamışken birde mekanı konuşturmasını öğrendik
bunları bir kitabın ön söz veya en arka sayfasında ögrenmedim
sadece hissi ve iç güdü ... ve aradan bir zaman dilimi geçti
yani biz o zaman demlenmiş olduk.. "sensiz geçen zamanı dar ağacı kurup asarım diyor ya şair" ..
asıl tek başımıza oldugumuzu sandıgımız vakitlerde biz baş başa kalabilenler olduk..
zaman yetmiyordu, kelimeler de. ne yapacaksak bir an evvel yapmalıydık çünkü saat denilen düzen çok hızlı akıyordu
en çok istediğimiz şeyler her geçen gün değişiyordu
gelişiyordu
çünkü insan bir kuyu gibi, derinliğine inmeden boyunu ölçemiyorsun ..
ben bir kuyu idim
sen gök yüzünde, gece olan ay idin..
hepsi bu ...
hal dili de varmış
insan gece ile yıldızlar ile ve "ay" ile nasıl konuşurmuş
hiç bir şey ..
sadece derin bir sessizlik di bizim şarkımız...
Aya bakmak seninle konuşmak gibi iç güdüsel bir şeydi
anlamını bilmediğimiz kelimeleri defalarca okuduğumuz kitapların altı çizilecek cümlelerini ezberleyip
sonra karşı karşıya geldiğimizde yada sen bir odanın penceresinde bende evimizin damında aynı aya bakarken,
yani sanki başbaşaymış gibi kaldığımızda...
senin gözlerin ile benim gözlerim aynı yıldızda
aynı aya ve aynı rüzgarda üşüdüğümüzde
kimsenin duymadığı
anlamadığı dilde konuşuruz ya ..
işte öyle bir şeydi kapkaranlık bir gecede hayalini görmek
işte öyle bir gecenin sabahında yağmur dilemek gibi bir şeydi sana bakmak
sana bakmak aya bakmak gibi bir şeydi
bir başka zaman diliminde okuduğum kitap da ki kelimelerin anlamını öğrenip öyle geleceğim sana
yeni şarkı sözleri ile değilde
RABBİMİN en güzel isimlerini anlamını bilerek duama ekleyeceğim. "Esma" ile başLayıp esma ile bitireceğim dualarımı...
bundan sonra beni gördüğünde sana yeni dualar ile gelmiş olacağım ...
şimdiye kadar yazılmamış olan şiirleri,şarkılar ve dahi duaları mı alıp geleceğim yanına
sana yeni bir gökyüzü değil de yeni cümleler kuran yeni kelimeler vereceğim
bundan sonra ben sana her şiir okuduğumda mesafeler daha da kısalacak
ben sana aynı şiiri okuyacağım. fakat sen bana sanki ilk defa geliyormuş gibi geleceksin
sanki ilk dafa okuyormuşum gibi yüreğim çarpacak
sanki ilk defa aşık oluyormuşum gibi.. yer yüzü bana dar gelecek...
ay yeryüzüne yaklaşacak bu gece
ve yeryüzü hiç bir gece olmadığı kadar aydınlık olacak. sözler dana net, cümleler daha açık olacak
sana bakmak, seni beklemek "ay"a bakmak gibi bir şeydi..
"yüz aydınlığı
kalp ferahlığı ve tamamı ile iç huzurumun bedenimden taşması gibi bir şeydi ... sana bakmak"