Kur'an-ı Kerim'de Kabir Azabı ile İlgili Ayet Var mı

Son güncelleme: 30.05.2010 13:08
  • Kur'an-ı Kerim'de Kabir Azabı ile İlgili Ayet Var mı - Kur'an-ı Kerim'de Kabir Azabı - Kabir Azabı ile İlgili Ayet Var mı

    Selamün Aleyküm-

    Kabir azabının olup olmadığı hakkında bazılarının kafasında nedense bazı şüpheler var. Bu düşüncede olanlar, sahih hadiste verilen bilgilerle iktifa etmiyorlar.Kur'an-ı Kerim'de Kabir Azabı ile İlgili Ayet Var mı?Kabir Azabı ile İlgili Ayet Var mı

    "Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir."(Haşr Suresi, Ayet 7)

    "O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz. O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir." ( Necm Suresi, Ayet 3-4)

    Yine de, bazı kardeşlerimizin aklında böyle bir "soru" yer aldığına göre, bu konu hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak gerek.

    Bu konu hakkında söyleyecekleri olanların da, bildiklerini bizlerle paylaşmalarını bekliyoruz.

    Peki gerçekten de Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de kabir azabının olduğuna dair bir ayet yok mudur?


    K.Kerim'de Kabir azabına doğrudan yer verilmemekle birlikte, bir kaç ayrı yerde -aslında görmek istenirse bir çok yerde- işareten yer verilmektedir. Tefsir kitaplarında, bu ayetlerin kabir azabı ile ilgili olduğunun belirtildiği ehlince malumdur.

    Bu ayetlerden bir kaçının mealini vermek yeterli olacaktır kanaatindeyim.

    1- "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun" (Mümin Suresi, Ayet 46 )

    2-"O zalimleri ölümün pençesinde çırpınırken ve melekler ellerini uzatıp `Haydi verin canınızı, Allah hakkında söylemiş olduğunuz asılsız, yakışıksız sözlerden ve O'nun ayetlerine karşı kibirlenmelerinizden dolayı bu gün onur kırıcı bir azaba çarptırılacaksınız' derlerken görmelisiniz." (En'am Suresi, Ayet 93)

    3-"Fakat melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vura vura canlarını alırken acaba halleri nice olur?" (Muhammed Suresi, Ayet 27)

    4-"Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
    Diyecek ki: "Ey Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin. Oysa ben, gören bir kimse idim?"
    Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.
    Ve işte haddi aşıp Rabbinin ayetlerine inanmayanları Biz böyle cezalandırırız ve elbette o ahiret azabı daha çetin ve daha kalıcıdır."(Taha Suresi, Ayet 124-127)

    Kur'an müfessirleri içerisinde en muteberi olarak kabul edilen, Mekke tefsir okulunun kurucusu ve sahabe-i güzinden olan, ayrıca ilim konusunda sevgili peygamberimiz (sav)in övgüsüne mazhar olmuş Hz. İbn-i Abbas'ın tefsirinde ( Taha suresinde yer alan 124. ayetteki "danka" kelimesine "kabir azabı" anlamı verildiğini özellikle belirtmemiz gerekir.

#27.05.2010 13:13 0 0 0
  • KABİR AZABI İLE ALAKALI SAHİH HADİSLER
    Kabir azabı ve mükafatı hakkındaki hadislere gelince onlar sayılamayacak kadar çoktur, ancak biz burada bazı hadis-i şerifleri zikretmekle yetinenceğiz.
    1. HADİS: Osman bin Affan (R.A.)dan şöyle dediği nakledilmiştir: "Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ölünün defin işlemini bitirdikten sonra başında kalır ve derdi ki: "Kardeşiniz için istiğfarda bulununuz ve ona tesbit için (dilinin kabirdeki meleklerin suali esnasında kavl-i sabit olan kelime-i şehadeti söyleyebilmesi için) dua edin, zira o, şu anda sorguya çekilmektedir."[3] ] Ebu Davud, Cenaiz, 73
    2. HADİS: Ebu Said el-Hudri (R.A.)den şöyle dediği nakledilmiştir: Peygamber Efendimiz buyururdu ki: "Cenaze (tabuta) konup da omuzlara alındığı vakit, salih birisi ise der ki: 'Çabuk çabuk, acele acele beni yerime götürünüz.' Eğer Salih birisi değilse de ehl-ü ıyaline der ki: 'Vah zavallı onu nereye götürüyorsunuz.' Onun sesini insan hariç bütün mahlukat işitir. Şayet insan onun bu haykırışını duyacak olsa helak olur, ölür giderdi."[4] Buhari, Cenaiz, 49, 51, 89; Nesai, Cenaiz, 44
    3. HADİS: Hz. Ali'den şöyle dediği nakledilmiştir: "Bakîu'l-Garkad'de -yani Medine'deki Cennetü'l-Baki' kabristanı- bir cenazedeydik, Rasulullah Efendimiz yanımıza geldi, O oturdu bizler de etrafına oturduk, elinde uzunca bir asa vardı. Asasıyla yere bir şeyler çizmeye başladı. Sonra: 'Sizden kimse yok ki, şu anda cennet veya cehennemdeki yeri yazılmış olmasın!' buyurdu. Cemaat: 'Ey Allah'ın Resulü; öyleyse hakkımızdaki yazıya (Allah'ın takdirine) itimad edip (boyun eğip) ona dayanmayalım mı?' diye sordu. Peygamberimiz: 'Hayır; Çalışın, buyurdular. Herkes kendisi için yaratılmış olana erecektir. Cennetlik olanlar, saadet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır. Şekavet ehli olanlar da şekavet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır!' dedi."
    Sonra şu ayeti tilavet buyurdular: "Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve dinin en güzelini tasdik ederse, biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız." (Leyl 5-7)"[5] ] Buharî, Cenaiz 81, Edeb 120, Kader 3, Tevhid 54; Müslim, Kader 6, (2647); Ebu Davud, Sünnet 17, (4694); Tirmizî, Kader 3, (2137) Tefsir, Leyl, ( 3341).
    4. HADİS: Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi. Kabir azabından bahsederek: "Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi. Hz. Aişe de Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanına girince Yahudi kadının söylediklerini anlattı ve kabir azabından sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Evet, kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu. Hz. Aişe der ki: "Bundan sonra Aleyhissalâtu vesselâm'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim." [6] ] Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123; Nesâî, Cenaiz 115
    5. HADİS: Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (Aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Kul kabre konulup, yakınları da ondan ayrılınca -ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir- kendisine iki melek gelir. Onu oturtup: "Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) denen kimse hakkında ne diyordun?" diye sorarlar. Mü'min kimse bu soruya: "Şehadet ederim ki, O, Allah'ın kulu ve elçisidir!" diye cevap verir. Ona: "Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennette bir mekâna tebdil etti" denilir. (Adam bakar) her ikisini de görür. Sonra ona, kabri geniş ve rahat hale getirilir. Eğer ölen münafık ve kafir ise: "Sizin içinizde gönderilmiş bu kişi (Muhammed Aleyhisselam) hakkında ne diyordun? denilir. "(Sorduğunuz zatı) bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyordum!" diye cevap verir. Kendisine: "(Allah Rasülü'nün getirdiklerini) Anlamadın ve (Allah'ın Kitabını) okumadın!" denilir. Sonra demirden sopalarla vurulur. (Sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki, onu (insan ve cinlerden ibaret olan) sekaleyn dışında ona yakın olan bütün (kulak sahibi) varlıklar işitir."[7]
    Bu hadis kafirin kabirde azap çekeceğini, aynı zamanda demir sopalarla dövüleceğini ve bunun neticesinde insan ve cinler dışında bütün yer ve sema ehlinin duyacağı şekilde bağıracağını açıkça ifade etmektedir. Kafirin kabri öyle bir daraltılır ki adeta cehennem çukurlarından bir çukura dönüşür. Tabi ki müminin kabri de öyle geniş ve rahat bir hale getirilir ki adeta cennet bahçesine döner. Aynı zamanda hadis-i şerif, insanın kabirde işiteceğini, göreceğini ve hissedeceğini ifade etmektedir, ancak; onun bu hayatı normal insan hayatından farklıdır çünkü berzah hayatıdır. Allah her şeyi en iyi bilendir.
    6. HADİS: Bera bin Âzib (R.A.)'ın anlattığına göre Rasulullah (S.A.V.) bir gün güneşin battığı sırada dışarı çıkmıştı ki bir ses işitti. "Bunlar Yahudiler! kabirlerinde azap çekiyorlar" buyurdu.[8]
    Görüyoruz ki Rasulullah (S.A.V.) Yahudilerin kabirlerinde uğradıkları azap neticesinde çıkardıkları sesleri işitiyor ve bu seslerin kaynağını ashabına haber veriyor. Bu da kabir azabının varlığına Sadikul-Masduk Efendimiz'den varid olan apaçık, kati bir delildir.
    7. HADİS: Bera bin Âzib (R.A.)'ın naklettiğine göre Rasulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Mümin kabrinde oturtulur, (melekler sorgu için) ona gelirler, sonra o Allah'tan başka ilah olmadığına Muhammed Aleyhisselam'ın O'nun Resulü olduğuna şahadet eder. Bu, Cenab-ı Hakk'ın şu kavl-i şerifi ile ifade edilmektedir: "Allah, iman edenleri, dünya hayatında da, ahirette de sağlam bir söz üzerinde tutar; zalimleri de saptırır ve Allah, dilediğini yapar." (İbrahim,27) [9]
    8. HADİS: Abdullah bin Ömer (R.Anhüma)'in naklettiğine göre Rasulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Sizden birisi öldüğü (ve kabre konulduğu zaman) sabah akşam kendisine gideceği yer gösterilir. Cennet ehlinden ise cennet ehli olarak yok eğer cehennem ehlinden ise cehennem ehli olarak. Yani cennet ehlinden olacaksa cenneti görür ve kabri cennet bahçelerinden bir bahçe haline gelir. Şayet cehennem ehlinden olacaksa ona da kabrinde iken cehennem gösterilir de bu şekilde kabri cehennem çukurlarından bir çukur haline gelir. Sonra kendisine denilir ki: Kıyamet gününde Allah seni diriltip haşr edinceye kadar kalacağın yer işte burasıdır."[10]
    9. HADİS: Abdullah bin Abbas (R.A.) anlatıyor: "Peygamber Aleyhisselam iki kabre uğramıştı, -azap çektiklerini bizzat kendisi işitti- ve dedi ki: 'Bu ikisi kesinlikle azaba uğruyorlar, azaba uğramalarının sebebi de büyük günahlardan biri değil; bu kişilerden birincisi, nemime yapıyordu (yani insanlar arasında laf götürüp getirmek suretiyle aralarını bozmaya çalışıyordu). Diğeri ise idrarının üzerine sıçramasından sakınmıyordu.' Daha sonra yaş bir dal aldı, ikiye böldü ve her bir dal parçasını bir kabrin üzerine toprağa soktu ve buyurdu ki: 'Bu dallar yaş kaldığı müddetçe umulur ki onların azabı hafifletilir."[11]
    10. HADİS: Peygamberimiz (S.A.V.) buyurdu ki: "Sizler birbirinizi defnediyor olmasaydınız kabir azabını size işittirtmesi için Allah'a dua ederdim."[12]
    Kabir azabına dair zikrettiğimiz bu hadis-i şerifleri teyid eden en önemli hususlardan birisi de Peygamberimiz kabir azabından Allah'a sığınır, namazlarında da şu meşhur duasını yapardı: "Allahım, kabir azabından, cehennem azabından, hayatın ve ölümün fitnelerinden, Deccal fitnesinden sana sığınıyorum."




    [2] İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'an'i'l-Azîm, III, 244.
    [3] Ebu Davud, Cenaiz, 73.
    [4] Buhari, Cenaiz, 49, 51, 89; Nesai, Cenaiz, 44.
    [5] Buharî, Cenaiz 81, Edeb 120, Kader 3, Tevhid 54; Müslim, Kader 6, (2647); Ebu Davud, Sünnet 17, (4694); Tirmizî, Kader 3, (2137) Tefsir, Leyl, ( 3341).
    [6] Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123; Nesâî, Cenaiz 115.
    [7] Buhârî, Cenaiz 68, 87; Müslim, Cennet 70; Ebu Davud, Cenaiz 78; Nesâî, Cenaiz 110; Tirmizî, Cenaiz 70.
    [8] Buhârî, Cenaiz 86; Müslim, Cennet, 17; Nesai, Cenaiz, 114.
    [9] Buhari, Cenaiz, 85, Tefsir; Müslim, Cennet,17; Ebu Davud, Sünnet, 27; Tirmizi, Tefsir; İbrahim; Nesai, Cenaiz, 114.
    [10] Muvatta, Cenaiz,16; Buhari, Cenaiz, 88, Bed'ül-halk, 8, Rikak,42; Müslim, Cennet,17; Tirmizi, Cenaiz,71; Nesai, Cenaiz, 116.
    [11] Buhari, Vudu, 55; Cenaiz, 80, 87, Edep, 46; Müslim, Taharet, 34; Nesai, Cenaiz, 116; İbn Mace, Taharet, 26.
    [12] Müslim, Cennet, 17; Nesai, Cenaiz, 114.
#27.05.2010 13:16 0 0 0
  • Allah c.c senden ve ümmetten razı olsun

    güzel paylaşım
#28.05.2010 07:18 0 0 0
  • noimage
#28.05.2010 08:16 0 0 0
  • Allahım kabir azabından ve cehennem azabından sana sığınırız ...
#28.05.2010 16:10 0 0 0
  • emeğine ellerine sağlık Allah (C.C) senden razı olsun teşekkürler kardeşim sağolasın
#30.05.2010 00:28 0 0 0
  • saoll kardeşim allah sizlerdende razı olsun hakkımızda her şeyin hayırlısı olsun
#30.05.2010 13:08 0 0 0