Tarih > Kazım Koyuncu 5. ölüm yıl dönümü

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız




    25-06-2005

    ... Bıraktığın gibi durmuyor bu dünya,
    Bahar geçiyor, yaz geçiyor, ama sen geçmiyorsun.
    Yumsam gözlerimi rüya, açsam serap oluyor bütün dünya.
    Gitmekle kalmadın, benimle dünyanın arasını açtın. ... "




    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    İşte gidiyorum
    Bir şey demeden
    Arkamı dönmeden
    Şikayet etmeden
    Hiçbir şey almadan
    Bir şey vermeden
    Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum

    Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
    Yürüyorum sanki senin yanında
    Sesin uzaklaşır her bir adımda
    Ayak izim kalmadan gidiyorum

    Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı
    Gönül kuşu şarkıdan yorulmadı
    Bana kimse sen gibi sarılmadı
    Işığımız sönmeden gidiyorum


    Saygıyla Anıyoruz..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız





    Gideyim..
    Mutlu etmedi bu dünya beni..
    Bulacak mıyım acaba ..Bir yer...
    Ağrısız içine yatacağım ..Bir toprak.. (Kazım Koyuncu - Zugasi Berepe)
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız




    * Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim.

    * Birkaç aylık ömrün var... Soruyorsun kendine, ''Ne götürmek istiyorsun?'' Para yok işine yaramaz. Can kalıyor elinde, can nedir, uyur, gözünü kapatır gidersin. İyi ki mülkiyetten bu kadar uzakmışım. Şimdi gitmemem için, asla ölmeyi düşünmemem için bir sebep var. Acayip bir sevgi var.

    * Sevgi çok önemli bir şey. Sevmeyi bilebilmek, sevdiğini hissedebilmek, seni sevenlerle göz göze gelebilmek.

    * Yüz sene daha yaşasam, yapsam, yapsam, yapsam hep yapsam yine eksik gideceğiz. Ne kadar eksik gidersek hayatta yapacak o kadar çok şey bırakırız.

    * O çayı içen biri geri zekâlıdır... Ben kendi zekâmla ve felsefemle ölümü, hayatı uzatabilirim, kısaltabilirim, her şeyi yapabilirim. Peki benim köyümdekiler, anasının kuzusu çocuklar, 16 yaşındaki kız o neyi düşünsün, hangi felsefeyi düşünsün? Onun annesi hangi felsefeyle acısını yumuşatsın? Sen kimsin, o acıları onlara tattırabiliyorsun? Bu ülkenin politikacılara, yalancılara ihtiyacı yok. Kendi onuruna sahip çıkmış, kendi kişiliğine sahip çıkmıs haline ihtiyacı var.

    Kazım Koyuncu Röportajlarından
    Sen Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi,
    Zalimlerin kıyısına çarpan delikanlı,
    Tellerde inleyen,
    Duyarlı yüreğinden süzülen çok demler aldık...
    Kulaklarımızda tınıları duruyor hala şarkılarının
    Seni hiç unutmadık...
    Dido nana dost
    Dido nana
    Sen gittin ya adaşım öte yana,
    Buralarda ardından çağlayan çağlayana,
    Biliyorum dost,
    Sen istemezdin kimsenin ağlamasını,
    Dayanamazdın ağlamalara,
    Herkes gülsün isterdin, yer yoktu sızlamalara...
    Bu uğurda idi zaten mücadelen...
    Biliyor musun dost;
    Kemiklerin sızlayacak ama
    Açılmasın diye en ön saflarda mücadele ettiğin
    Karadeniz otobanı ulaşıma açıldı,
    Çernobil faciasından sen gibi etkilenen canlar için
    Kurulması gereken hastane hala kurulamadı,
    Nice çocuklar, gençler ve canlar sırasını beklemede ecelin,
    Nice fidanlarsa ölümü beklemekte...
    Yani dost;
    Yine kandırıldık,
    Yine savsaklandık,
    Sanma ki savsaklatacağız,
    Sanma ki başka Kazım Koyuncuları
    Kurban vereceğiz...
    Diktiğin fidanları kurutmayacak
    yeşerteceğiz...
    Mücadelen mücadelemizdir dost
    En ön saflarda haksızlıklara karşı mücadele de
    Bıraktığın yerden devam ediyoruz
    Ve edeceğiz...


    Kazım DOĞAN

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız



    Saygıyla Anıyoruz...
    Ve
    Özlüyoruz...