5 Temmuz Urumçi Soykırımı'nın 1. Yıldönümü

Son güncelleme: 06.07.2010 00:19

  • noimage


    Doğu Türkistan'ın yakın zaman tarihindeki en kanlı soykırımlarından biri olan ve uluslararası kamuoyunda etki yaratan 5 Temmuz Urumçi Soykırımı'nın bugün 1. yıl dönümü


    Geçtiğimiz yıl Çin'deki bir fabrikada yaşanan olayların ardından başlayan ve katliama dönüşen saldırılar sonucunda İşgalci Çin'i Urimçi'de gerçekleştirdiği Katliamdan dolayı bir kez daha kınıyoruz



    noimage


    Doğu Türkistan'da ''5 Temmuz'' endişesi hala devam etmektedir. Bölgede yaşam mücadelesi veren 30 milyon Müslüman Türk'ün geleceğinden endişe edilmektedir. Doğu Türkistan'da 1980'den sonra her on yılda bir kargaşa çıkartılarak etnik soykırım uygulanmaktadır. Ne yazıktır ki, insan hakları diye ayyuka çıkanlar, Doğu Türkistan'da yaşanan insan hakları ihlallerinden bihaberler...


    noimage



    26 Haziran 2009'da Çin'deki bir fabrikada köle işçi olarak çalıştırılan Müslüman Uygur kızlarına yapılan taciz olayını protesto eden Doğu Türkistanlı kardeşlerimize karşı Çin güvenlik güçlerince orantısız güç kullanılmış ve olaylar etnik çatışma ve katliama dönüştürülmüştür.

    Bu etnik saldırı ve katliamda hayatlarını kaybeden ve yaralananların yakınları olayın soruşturulması ve adli işlem başlatılması talebi ile yasal hakları çerçevesinde ve tepkilerini ifade etme ve hak aramak için 5 Temmuz 2009'da Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de protesto gösterileri düzenlemiştir. Çin İşgal Yönetimi bu masum demokratik ve hak arama amaçlı göstericileri dinleme ve ikna etme yerine güvenlik güçlerine "Ateş" emri vererek yüzlerce masum sivil Doğu Türkistanlı'yı öldürmüş ve binlercesini yaralamıştır. Bölge Komünist Partisi Genel Sekreteri eli kanlı Faşist Vang Luo Çen Urumçi'de yaşayan Çinli göçmenleri kışkırtıp silahlandırarak etnik çatışmaları ülke çapına yaymıştır. Çinlilerden oluşan yönetim ve onun emrindeki İşgalci Çin Güvenlik güçleri olayların bastırılmasında etnik ayrımcılık yaparak taraflı uygulamalar sergilemiştir.

    Çin Halk Cumhuriyeti olaylarda 197 kişinin öldüğünü ve 2 bine yakın kişinin yaralandığını açıklamıştır. Ancak görgü tanıklarının ifadelerine göre Çin soykırımında binlerce kişi öldürülmüş ve on binlerce kişi tutuklanmıştır. Aradan bir yıl geçmesine rağmen olaylar aydınlatılmamış ve sorumlular adalet önüne çıkarılmamıştır. Aksine gizli ve açık idamlar, yargısız infazlar ve sebepsiz tutuklamalar ve ortadan yok etmeler sürmektedir. Anaların göz yaşı dinmemiş aksine acıları ve ızdırapları katlanarak artmıştır.

    Çin Halk Cumhuriyeti 1949'da zorla işgal ettiği Doğu Türkistan'da tarihte misli görüşmemiş baskı, zulüm ve yok etme politikası uygulamaktadır. İşgalden önce ülkede yaşayan etnik Çinliler genel nüfusun % 3'nü oluştururken sistemli bir şekilde yapılan Çinli göçmen transferi sonucu bu oran günümüzde eşitlenmiştir. Zorunlu kürtaj ve doğumu yasaklama uygulaması bir insanlık ayıbı olarak sürdürülmektedir. Çift dilli eğitim safsatası ile Türk çocuklarına anaokulundan itibaren zorla Çince öğretilmekte kendi ana dillerini öğrenmeleri engellenmektedir. Siyasi, ekonomik, kültürel, eğitim vb. hayatın bütün sahalarında ve işe alımlarda etnik ayrımcılık ve soykırım uygulanmaktadır. Hac ve Umre ibadeti devlet kontrolüne alınmış ve kısıtlanmıştır. Din eğitimi ve ibadetlerin yapılması, ifade ve Seyahat özgürlüğü ortadan kaldırılmıştır. Doğu Türkistan tarihi sakini ve sahipleri olan Müslüman Türkler için adeta cehennem etnik Çinliler için ise bir cennette dönüştürülmüştür.

    BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan Çin Halk Cumhuriyeti işgali altında tuttuğu Doğu Türkistan'da vatandaşı olduğunu iddia ettiği Müslüman Türklere karşı BM İnsan Hakları Komitesi başta bağımsız insan hakları kuruluşlarının da raporları ile de tescillenen baskı, zulüm ve yok etme politikasını insanlığa meydan okurcasına, sıkılmadan, pişkinlikle ve pervasızca sürdürmektedir.
    "Büyük Devlet olmak, zulüm, işkence ve insan haklarını çiğnemek değil, insan haklarına saygı, adalet, hoşgörü ve sevgiden geçer."

    Doğu Türkistan'da "5 Temmuz" devam etmektedir. Doğu Türkistan'da yaşayan Müslüman Türk halkı geleceğinden endişelidir. Ülkedeki Çin işgal idaresi ile onun kuklası sözde "Özerk Yönetim" ülkeyi keyfi, insanlık dışı yöntemlerle ve devlet terörü uygulayarak yönetmektedir. Hayvanlara, çevre ve doğal hayata yapılan saldırıların insanlık gündemini işgal ettiği günümüzde mazlum ve mağdur Doğu Türkistan Halkının problemleri BM başta İKÖ, AB, AP, AGİT, ŞİÖ gibi uluslar arası kuruluşlara taşınmalıdır. Doğu Türkistan'da çiğnenen insanlık onuruna seyirci kalınmamalıdır.

    İnsan haklarına duyarlı herkesi yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan 30 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı'nın feryadına kulak vermeye davet ediyoruz.


    noimage
#06.07.2010 00:19 0 0 0