Hüznün Doğu Yarısı

Son güncelleme:
  • Çiğ tanesi pırıltısında gözlerim ve yine adınla başlıyorum

    İsrâ. Kekeme kalmış cüzlerimin nurundan
    yoksun gözlerim ve yavaş yavaş hırpalıyor
    suretimi aynanın resmedemediği. Kıvılcımla ateş arasında
    bir mirâcı vardı herkesin Herkesin bir İsrâ'sı
    Kim bilir kaç kez dokunduğum yerdeydi kalbimin ibresi.
    Hezimetim akşam alacasında


    Ah ne çok denizdir ellerin bana, ne çok aşina!

    noimage

    Kum tanelerinin suya inmesi yakınken
    yaz yağmurlarının tutuştuğu akşamlarda
    okudum kendimi ve en çok seni.
    Mabedimin uzaklığına sen düştün ya,
    geceye çektiğin siyah peçenin ardında uyku ve uyanıklık arası kutsal terennümler mırıldanıyorum. Bir bedevinin yangın yeri uykusuna benzetiyorum seni; 'ruhu besleyen'.
    Bu yüzden iğfal edilemiyor hükmüm cümlelerimin bittiği yerde.
    Al bu ağır aksak düşü toparla benden!

    Adının başında ben bir zedeyim İsrâ!

    Aşkın, geceden dökülen tutam tutam teksifken, kahrım lütfuna öğrendim, çölün rahmetine düşmenin kızıl kıyamet yanmaktan geçtiğini! Onca gidiyorken aşk, kalmak da neydi? Gidenlerin ardında bıraktıkları toz sürmelenirken gözümüze, durmak neyin nesiydi? Göğüne mest olan muradım, fikrime el ettikçe kopar kıyamet İsrâ. Zemheri tutar geceyi. Dolanır niyazıma gül kokulu sunaklar.

    Kan tutar sana olan düşkünlüğüm de, hüznün doğu yarısı kalır öksüz!

    Ezberimdesin daim.
    Her gece gökte mavi bir yıldızla kıyama duruyoruz aşka.
    Ellerimde virdin
    Razılığımla karışıyorum yokluğuna.
    Seninle gül mevsimiyken içim, fırtına çıksa ne yazar İsrâ!
    Değil mi ki,sen saçlarıma alev alev yağarken,
    geçeceğim sadece bir pervaz vardı.
    Yağmur bu kadar ıslak geçerken ömrümden,
    sen en çok 'O'ydun. Haydi!
    Beni senin aşkında sına. Ab-ı hayatın ile yıka kalbimi.
    Selama dursun yıldızlar.
    Ben senden geçeyim, sen benden

    Tâ ki 'O' görünsün İsrâ!




    Mesira Meriç
0 0 0