Anestezi Riskleri - Anestezi Nedir - Anestezi Nasıl Uygulanır - Anestezi Yan Etkileri
Tüm tıbbi girişimler gibi anestezi uygulamaları da bir takım riskler içermektedirler. Her ne kadar anesteziye bağlı bir çok yan etki ve komplikasyon tanımlanmış olsa da bunların oldukça nadir görülmesi sevindiricidir. Özellikle teknolojik gelişmelere paralel olarak hasta güvenliğini artıracak yeni monitörizasyon yöntemlerinin kullanılması, daha güvenilir malzemelerle daha az yan etkili ilaçların geliştirilmesi ve bunları kullanabilecek eğitimli anestezi uzmanlarının sayısının artmasıyla birlikte son yıllarda anestezi uygulamaları çok daha güvenli bir hal almıştır.
Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen ne yazık ki ameliyat sırasında veya sonrasında; uygulanan cerrahi yönteme, kişinin sağlık durumuna ve kullanılan anestezi tekniğine bağlı olarak bir takım istenmeyen yan etkiler ve tehlikeli durumlar ortaya çıkabilmektedir. Hastaya bağlı risk faktörlerinin en önemlisi yaştır. Genellikle yaşla beraber anesteziye ait riskler artmaktadır. Yaşın yanı sıra, dolaşım, solunum veya sinir sistemine ait hastalıklar, şeker hastalığı gibi tüm vücudu etkileyebilen hastalıklar, tedavi amacıyla kullanılan ilaçlar veya reçetesiz de temin edilebilen bitkisel veya hayvansal kaynaklı tedavi ürünleri anestezi uygulamaları sırasında riski artırabilen faktörler olarak sayılabilirler.
Uygulanan anestezi yöntemine bağlı olarak riskler ve ortaya çıkabilecek ciddi problemler değişken olabilmektedir.
Lokal anestezi
uygun doz ve uygulama halinde yan etkileri çok nadir olmakla birlikte yüksek dozlarda kullanılması veya yanlışlıkla damar içine uygulanması ile kalp ve sinir sistemi üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği unutulmamalıdır.
Tüm rejyonel anestezi yöntemlerinde nadir olarak anestezi uygulanan bölgelerde geçici veya kalıcı duyu ve güç kaybı görülebilmektedir. Ayrıca girişim yerlerinde kanama ve enfeksiyon riski de mevcuttur.
Spinal ve epidural anestezi uygulamaları sırasında en sık görülen yan etki tansiyonun düşmesidir. Uygun dozda lokal anestezik kullanımı ve hastalara işlem öncesinde serum verilmesi ile bu durum önlenebilir. Ayrıca tansiyonda düşme olması halinde tedavi amacıyla kullanabilecek ilaçlar da mevcuttur.
Spinal anesteziye ait diğer bir komplikasyon olan baş ağrısı, epidural anestezi uygulaması sırasında işlemin uygun biçimde yapılamamasına bağlı olarak da görülebilir. Yatak istirahatı, bol miktarda serum verilmesi ve kafein içeren ağrı kesicilerin tatbiki ile tedavi edilebilir.
Tüm bu yöntemlerde kullanılan lokal anestezik maddenin sistemik etkilerine bağlı olarak (yüksek miktarda kana karışması sonucu) kalp ritminde bozukluk, tansiyonda düşüklük ve sinir sitemini etkilenmesine bağlı olarak sara benzeri kasılma nöbetleri görülebilmektedir. Epidural ve spinal anesteziye bağlı olduğu düşünülen sinir felçleri günümüzde çok daha nadir görülür hale gelmişlerdir.
Genel anestezi
uygulamaları sırasında lokal ve rejyonel anesteziye kıyasla daha çok yan etki ortaya çıkmaktaysa da bu yan etkiler kolaylıkla tedavi edilebilirler. En sık görülen yan etkiler bulantı, kusma, boğaz ağrısı, tansiyonda ve kalp ritminde değişiklikler, geçici şuur bulanıklığı olarak sıralanabilir. Bunlara ek olarak genel anestezi sırasında öksürük ve yutma gibi koruyucu reflekslerin ortadan kalkması sonucunda mide içeriğinin soluk borusuna kaçarak (aspirasyon) akciğerlerde hasara yol açması ihtimali vardır. Genel anestezi sırasında hastanın solunumunu devam ettirmek amacıyla soluk borusuna yerleştirilen tüp, mide içeriğinin akciğerlere ulaşmasını engellemektedir. Ayrıca tüm genel anestezi alacak hastalar aspirasyon ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla ameliyat öncesi belli bir süre aç kalmaları konusunda mutlaka uyarılırlar. Bunlara ek olarak aspirasyonu engellemek amacıyla kullanılan bazı manevralar da mevcuttur.
Kullanılan ilaçlara ve uygulanan işlemlere bağlı olarak kalp hızında artma veya azalma, ritim bozukluğu, kan basıncında artma veya azalma görülebilir. Genel anestezi sırasında en çok etkilenen sistemlerden birisi solunum sistemidir. Kullanılan ajanların çoğu solunum fonksiyonlarını baskılamaktadırlar. Ayrıca anestezi sırasında ve sonrasında solunum yollarında şişme ve daralmaya bağlı olarak solunum güçlüğü görülebilir. Tüm bu sayılan kalp ve solunum sistemi etkileri ancak gerekli tedbirler alınmadığında ve tedavisi yapılmadığında hayatı tehdit edici problemler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
Bunlara ek olarak şansız bir şekilde genel anestezi altında kalp krizi, inme gibi ciddi ve tedavisi zor problemlerle de karşılaşılmaktadır. Sonuçları çok ciddi olabilecek bu komplikasyonların görülmesi sıklığı ameliyat öncesi iyi bir anestezik değerlendirme ve ameliyat sırasında uygun yöntemlerin seçilmesiyle en aza indirilebilmektedir .
Çok nadir görülse de, özellikle kullanılan anestezik gazların ortaya çıkarttığı düşünülen "malign hipertermi" tablosu halen anestezistlerin korkulu rüyası olmaya devam etmektedir. Ciddi ve ölümcül olabilen bu durumdan şüphelenilmesi halinde kas biyopsileri ile tanı koymak söz konusudur. Malin hipertermi şüphesi olan hastalarda anestezi sırasında tetikleyici ajanlardan kaçınılması önemlidir.
Tüm bu sayılan yan etkiler ve komplikasyonlar anestezi öncesinde ve anestezi sırasında alınacak tedbirler ve uygulanacak koruyucu tedavilerle engellenebilmektedi r. Anestezi öncesi hastaların detaylı bir şekilde değerlendirilmesi, genel sağlık durumlarının belirlenmesi ve hastaya en uygun anestezi yönteminin seçilmesi anesteziye bağlı yan etkilerin ve komplikasyonların görülme ihtimalini en aza indirecektir.