[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=n-rUmcgkoUs[/youtube]
Bırak Eşkıya Bellesinler Susurluk Skandalı ve çevresinde
adı geçen herkesi ilgilendiriyor.
Abdullah Çatlı ve Polis-MİT ilşkisinden Mehmet Eymür ve Çatlı çekişmesine
ASALA Operasyonları 'nda kullanılan yurtdışındaki kaçak ülkücülerin
nasıl ve kimlerle pazarlık ettiklerine Çatlı 'nın yazdığı raporların kimler
tarafından ve ne için kullanıldığı Malum Kaza 'da Abdullah Çatlı 'nın
yanından hiç ayırmadığı çantasının neden ortaya çıkmadığı BOTAŞ ihalesi-
YEŞİL ve olaya adı karışan herkesle nerede nasıl tanıştığını anlatan Kırcı
ülkenin neden bu duruma geldiğine de ışık tutmaya çalışıyor.
Kimi nasıl tanıdım
Mehmet Ali Yaprak'ın kaçırılması ve sorgulanması
Kaza neyin bahanesi oldu
Polis veya MİT ile ilişkimiz var mıydı
Azerbaycan darbe teşebbüsünün neresindeydik
Faili meçhul cinayetler
BOTAŞ ihalesi ve ...
Yeşil ...
1980 Öncesi ve Bahçelievler Olayı...
Yeraltı Dünyası...
GLADYO'mu PSUAT'mı...
FİRST MERCHANT BANK ve Hakkı Yaman
Bir dönem devlet için...
Türkiye'ye döndükten kısa bir zaman sonra, çoğu emekli olmuş operasyanel MİT'çilerle birlikte bir yemeğe katıldı. Mehmet Eymür, Hiram Abas gibi isimler yanında Mete Bey isminde yine emekli bir MİT'çi vardı. Yemek tam bir hesaplaşma şeklinde geçti. Çatlı, kendini ASALA operasyonlarına sokanlardan ve ismini deşifre edenlerden hesap soruyordu. Ortam çok gerginleşti. Hatta Çatlı Mehmet Eymür'e küfretti.
Hepsinden önemlisi; ben devlete kırgınım. Devlet bütün iyi niyet ve samimiyetimize rağmen, bizi inanılmaz biçimde ezmiştir. C-5'lerde işkencelerden geçirmiş, yıllarca Mamak zindanlarında akla gelmedik baskılar yapmıştır. Arkadaşlarımızı iplere göndermiş, askerini polisini katleden, çocukları kurşuna dizen hainleri affetmiştir.
(Arka Kapak)
Beni hep kavgalarımdan bildiler...
Yarım bıraktığım okul,
Bir bir tembihleyen anam,
Sevdiğim kız, sevdiğimi bilmeyen kız...
Beni hep kavgalarımdan bildiler...
Ulusta bir kasım akşamıydı
Işığımı çaldı, kızıla çalan karanlık.
Ak alnına, al kan damladı yiğidimin,
Kahpece vurup, kahpece kaçtı parkalılar.
İşte o akşam sıktım yumruklarımı.
Eridi avuçlarımda,
Anamdan miras merhamet.
Şehit evi yüreğimde çelikleşen sevdama,
Çifte su diye kan verdi Alperenler.
Tabanca tutuşturup elime,
Çıktı içimden tabutlarla masum düşler.
Aynalara minnetsiz geçirdiğim gençliği;
Meğer nice gömülenler hiç ölmemişler.
Bir hoyrat diyemedim aşka dair,
Kurşunların söylediği türküyü bildim anca;
Yalnız, çaresiz, belimde tabanca.
Sevdiğimden, sevdiğim için kaçtım.
Anlaşılmak değildi derdim;
Kitapların önünden hep mahcup geçtim.
Gül dalında bulunsun isterdim, parmak izim.
Bağışlayın beni!
Babasına doymayan kızım.
Kanıma kan, canıma can aldım,
Acımadım, vurdum, gözümü kırpmadım,
Her kavgamın gecesi rüyamda,
Geleceğimin büyük ülkesinde,
Kavga etmeyen çocuklar gördüm.
Rabbim bilir ki; dinim, devletim,
Bayrağım, ülküm için geçti ömrüm.
Yine bir kasım günüydü...
Bir hurda yığınında buldular beni,
Senelerdir horozlanan tetikler,
Öldükten sonra vurdular beni.
Reisini dinlersen, yarım kalmamalı,
Hayallerimizin gerçeğe hicreti.
Koy düşmanlar ellerini zillesinler,
Anlatmaktan ötesi düşer sana
Bırak beni eşkıya bellesinler...