hikayenin dışında kalmış
bir anlatıcıyım ben
samanyolunu anlatan
kum tanesi sessizliğindedir şimdi odam
bir yanı derin
bir yanı sığ yüreğimin
ilk orucu
yeminli sözü, harflerim
bir çağlayandır gönül
sürgün kalan gözler
ve kekeme duygular..
dudağımdadır dünden kalma sözler
terkedilmiş kentlerin
kuytu köşelerini ararım, ayrılıklar için
imlası bozuk, devrik cümleler koyarım
sokakların köşebaşlarına
sonra iki gölge arasına sıkışmış ruhun son sözleri
dilin kıyısına vurur;
-ey deli gönül!
sevmek bu mudur? sevda bu mudur?
yumarım gözlerimi
işte göz kapaklarımın içinde olup biten
yumuyorum gözlerimi yummasına da
korkuyorum!
gözlerimi açsam
biliyorum, bitecek hikayem
hikayenin dışında kalmış
bir anlacıyım ben
yıldızın, gökyüzünde yersizliğini anlatan
uzak ışıklar yanmaya başlar içimde
adını koyamadığım hikayenin
inceden yağan yağmurları..
ne yazık ki yarım kalır hikayem
olsun!
yalansızdır,şimdiye kadar anlatılan
gölgelere görünmeden..
benden sonra da ışık olur bir düşe
ve ben düşe düşe kaybolurum, yolun sonunda
varlığımın eseri;
anlattıklarımı yazan kalemin ayak izleri
hikayenin dışında kalmış
bir anlatıcıyım ben
o kadar..