BAKMAKLAR

Son güncelleme: 13.04.2006 11:50
  • Donyağımdan yapılmış sabunların
    ürkütüp sindirdiği gözlerim vardı -ağır-
    ağır yani çoraplı ve sürgün doğmanın
    taşınmaz kıldığı.
    Ben şenlikçisiydim pıhtı kanın
    keten helvacılardan, bileycilerden
    rugan çizme giyilen çağlardan geçerdim
    barutun ve susamanın güzelliğiyle
    tek yatmanın akmayan yüzüyle geçerdim.
    Oraya, göğsüme iliklediğim hayvanı ayartmadan
    direnmenin mayasını ellemeye.
    Gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın
    kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla
    ve her gece yatağımda bir engerek bulmanın
    süreğen iğrentisiyle dolardım, sesim
    öylece -Kusmuk Gibi- kalırdı ağzımda.

    Çünkü her yerde bir göğün ufak kaldığı vardı
    -akşama özgü göğsümü açardım
    ey mutluserin penceresi doğanın-
    her yerde köpeksi koklaşmaların sürüp gittiği vardı
    uyurken bir kadına doyar gibi kanardı ayaklarım
    kanardı ve bir irin seliyle boğulurdum her sabah.
    Oysa babam bilirdi yaşadığını aptes alırdı çünkü
    anlatacak şeyleri vardı, eğilip kalkmaları
    dualar okuması, doğum sancılarıyla bırakıp gitmesi anamı.
    Ah, göğe uzatıyorum bir cumartesiyi
    hayın bir çalgıyı kuşanıyorum göğün huysuz kuşlarıyla
    GÖK! Bir kahkahaya geçirdikçe dişlerimi
    bir tabut kalmıştır akşam olmaya
    bir tabut beklenen bir aydınlıktır
    beklenen bir ses gibi avlularda.
    Anam kirliserin penceresinde doğanın
    uykusu ayaklanır kanı birikir saçlarına
    gözlerine uyuşuk bir hınç siner artık
    ölü bir erkeği almıştır yatağına
    o soğuk ölüyü, o kurutulmuş anıyı
    birdenbire benim ağzıma takılır her şey
    giderim akşama özgü göğsümü açmaya.

    Ben nereye adımı yazsam
    nereyi göstersem parmaklarımla
    orası şapkalar yüklü bir vagondur,
    nerede daralmış görsem bir adamı
    akşamın güzelim buğusunda eli-ayağı tutulmuş
    bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem
    işte iğrentim yaylıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
    kuşlar çoktan kapamışlar tarlalarını.
    O zaman bir üzünç aralığında -herkes gibi- başlar korkum.
    Ey irin mutluluğu!
    Ey durmayıp ağrıyan kemiği usumun!
    Uğunursam beni hazdan delirten hayvanın ortasında
    ben koşarken derelerde birikirse çocukluğum,
    **çliğim birikirse sesimin o hıncahınç boşluğunda
    coşkunun en sağlam atıyla geliyorum
    sövgüm büyüyor, ağartıyor günümü.
    TAN! Ölü bir kediyle saçlarımı taramanın vaktidir
    sarı bir bilincim ötesini ellemek istemenin
    bir üzünç aralığındayız artık TAN!
    savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan.
    İsmet ÖZEL
#07.04.2006 18:48 0 0 0
  • Emeğinize,
    Paylaşan yüreğinize sağlık.
    Teşekkürler.
#13.04.2006 11:50 0 0 0
  • BAKMAKLAR Konusuna Benzer Konular
  • Böyle bir şey olamaz.! Hiç alakalı konu bulamadık.