Hüzünlü gözlerinden bana doğru uçuşan martılardan, sabrımın katıksız bekleyişinden alıntılar yaptım sana, sırf bu yüzden.
Sen molasındayım yani, bitirimhanelerinden çıkarıyorum bütün benleri, hazırlan ufkumun yüreğine uzanan yolculuğuna. 
tut, en katıksız düşler kuralım seninle, camın sana bakan tarafını temizle hadi, buğusunu sil göğümün, uykularımı diz gecene, sabah seninle güneş, öğle seninle gün, ikindi seninle loş kalsın tenimde..
Geçmişe ibret olsun diye yıkıyorum karanlığımı, geldiğinde yağacağın yarınlara inat bugünden sarılıyorum, bugünden asıyorum düşleri koynuna
hayalmiş bakmadan, görmeden, seve seve bulursun içini, seve seve, sarılırsın, ağlarsın, özlersin en özleminden, düşe düşe bulduğun kaldırım kokusudur, bilir misin, sevdin mi böyle, çocuk gibi hem de, hep bir artısı vardır yokluğunda, eksildiğin güne bakmadan ,
sıra sıra önce kaybolur sonra bulursun, mazgalları dolar göz bebeklerinin, seversin ama, ulan bit kadar aklın vardı, o da güme gider her gördüğünde, işte buna benzer sevda, dergâhın toz tutmaz, yüzün yoz görmez hiç..
Bende olduğunu biliyorum artık.
Dünden beri koşuyorum sana, dünümden bu yana, pususundayım umutların, sen, evet sen, kapanıyorum sana, sus payı yok şimdi senden bana,
Tuhaf değil mi?
Mavi dokunuşlar şehri. Yüzüme bakan binlerce yüzün arasından yüzüne akmak, yağmur gibi. Numarasız bir sayfayı çevirip çevirip okumak, tuhaf değil mi? Bir bir yokluğunu sayıklamak. Eteğinden somurtkan düşleri döke döke gelişinden anlamalıydım gideceğini.
Her ne varsa sakladığım, ikisinin arasında kalsın istiyorum bu yüzden. Kırdığım bizler uyku aralarında uzaklaşıyor da, bir el verip tutmuyorum onları. Gerisi zaten boş geliyor, suskunluğum, susuşun, hatta gidişin bile. Elimde kalanlarsa anılarım..
Gözümden kaçan umutların hemen yanında umutlarım beliriyor, anlıyorum; en güzel
Biliyorum, mavin de olmasa yoluma
İlk nefesimi... Gözlerimi...

Tenimde huzur yok simdi, bak, sana susamıs gözbebegimden çıkmıyor askla döktügün 
Sen yoksun iste. Pamuk tenin yastıgıma düsmüyor diye...
