İSTİKAMET (DOĞRULUK-DOĞRU YOL)

Son güncelleme: 12.05.2007 09:34
  • Doğruluk, dürüstlük, her çeşit işte i'tidal üzere bulunma, adalet ve doğruluktan ayrılmayıp din ve akıl dairesinde yürüme. Din ve dünya ile ilgili vazifelerini emrolunduğu gibi yapmaya çalışan bir müslüman dosdoğru bir insandır. Bu sıfatlara sahip olan bir kimse toplumun en değerli bir ferdidir.

    İstikametin karşıtı hıyanettir ki; doğruluğu bırakıp, hak ve hukuka tecavüz etme, verilen sözde durmama ve ahde riayet etmeme demektir.

    İnanan ve inancının gereğini yerine getiren, doğru insandır. iyi insan vasıfları arasında en başta doğruluk yer almış ve temel prensip olmuştur. Doğruluk; sözde, düşüncede ve davranışta gerçekleşir. Allah'tan gerçek manada korkmak, iyiliğe yönelmek, rahatlık ve gönül huzuru duymak, ancak doğrulukla mümkündür. Doğrular, en güç ve çetin işleri, doğrulukları sayesinde başarabilmişlerdir. Bu şekilde hareket edenler, peygamberlerin ahlâklarını kendilerine örnek almış olurlar. Zanna ve yalana tenezzül ve itibar etmezler.

    Kur'an-ı Kerîm'de doğruluk, en geniş şekilde fayda ve hikmetleriyle açıklanmıştır. "Sıdk" ve "istikamet" kelimelerinden türetilen doğruluk, gerçekten ahlâkı yaşayışın ve ahlâkî vasıfların tümünün kendisinde toplandığı bir ruh hâlidir. Allah'a, ahirete, meleklere ve kitaplara iman edenler; mallarını akrabâya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere, köle ve esirlere harcayanlar; namazı kılan, zekâtı veren, sözünde duran ve sabredenler "doğrular" ve takva sahibi kişiler olarak nitelendirilmişlerdir. Ayrıca istikamet (doğruluk) müslümanların ortak vasfı olarak tanımlanmıştır (el-Bakara, 2/177. Tefsiri için bk. Cemâleddin el-Kâsımı, Mehâsinu't-Te'vil, III, s. 394; el-Ahzâb, 33/35) ve en büyük ideallerinin "sırat-ı müstakîm" (istikametli yol) olduğu belirtilmiştir (el-Fâtiha, 1/6).

    "Ey inananlar, Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin", ayetinin tefsirinde Cemâleddin el-Kâsımî (ö.1332/ 1913) şöyle demektedir: "Doğruluk (istikamet) her türlü saadetin kaynağı ve bütün bir kemâl'in temelidir. Doğruluk bütün mükemmelliklerin sebebi olan kalbin saflaşmasıdır. Bu saflaşmanın her ne kadar takva ile gerçekleşmesi mümkün ise de, yalandan kaçınma olan doğruluğun ve istikametin, kendi başına üstünlüğüne ayette ayrı bir cümle halinde yer verilmiştir" (el-Kâsımî, a.g.e., XIII, s., 4922. el-Ahzab, 33/70. ayetin tefsiri).

    "Doğrularla beraber olun" (et-Tevbe, 9/119) ayetinde, istikamette olanlar örnek alınmaya değer iyi niyet sahibi kişiler olarak tanımlanmıştır. Allah'tan gerçek manada korkmak, doğru olmakla ve yalandan kaçınmakla mümkündür. Yalan insanlığa ters düşen rezilliklerin en kötüsü ve en çirkinidir.

    Doğruluk (istikamet)a insanın Allah'a karşı yerine getirmek için önceden verdiği bir söz, bir misak ve bir ahiddir. insan bu yaradılış ahdine vefa gösterdiği ölçüde sadıktır; sadakatın mükâfatı da verilecektir (el-Ahzâb, 33/23, 24).

    Allah'tan gerçek mânâda korkan, inancını açığa vurarak günahlardan bağışlanmasını ve azabtan korunmasını isteyen insanların ahlâkı vasıfları için "doğru olma hasleti" (Ali İmrân, 3/16, 17) sardır. Muttakîlerin diğer özelliklerini de şöyle sıralamak mümkündür: Sabır, itâat, infak, istiğfar.

    İnsan; ibadetinin kabul edilişinde, riya ve kibirden kurtuluşunda, ihlâsla temizlik ve karşılığını bekleme yönünde doğru bir yol tutar; isteğini, kötülüklerden çıkma, nefsin heva ve heveslerine boyun eğmeme, Şeytan, nefis ve insanlardan gelebilecek baskı ve şüphelerden uzak kalma gibi noktalarda toplarsa, o zaman, "Rabbim beni kötülüğün olmadığın güzel bir yere koy. Ve beni, hidâyetten sonra dalâletin ve nefse uyma afetinin olmadığı, hoşlanılan güzel bir yere çıkar" (El-Kâsımî, a.g.e., X, ş 3975, el-İsrâ, 17/80. ayetin tefsiri) mealindeki ahlâkî seviye gerçekleşmiş olur.

    Davranışta istikametin önemini, "Emrolunduğun gibi dosdoğru hareket et" (Hûd, 11/112; eş-Şûrâ, 42/15 ilâhî emrinde görüyoruz. Hz. Peygamber Hûd sûresinin özellikle bu sûredeki "dosdoğru ol" emrinin kendisini ihtiyarlattığını, saçlarını ağarttığını belirtmiştir (Tirmizî, Tefsiru Sûre, 56/6).

    Yüce Allah, Peygamberlerini doğruluk örneği olarak takdim etmiştir. Hz. İbrahim, Hz. İsmâil, Hz. İdris, doğruluk ve sözlerindeki sâdakatlarıyla nitelenen peygamberlerdir (bk. Meryem, 19/41, 54, 56).

    "Her durumda doğruluğa sarılmanın, her hükümde onu aramanın ve ona dönmenin temel kural olduğuna işaret eden Kur'an, bunun davranışlarda değişmez bir alışkanlık olmasını sağlamıştır. Bu alışkanlığın sağlanması da yalandan öte, zan, şüphe ve dedikodularla mücadeleyi arttırmakla mümkündür" (Muhammed el-Gazzâlî, Hukuku'l-Müslîm, s. 32). O halde istikamette olmayan ve doğrulukla hüküm vermeyenler "Zanna tabi oluyorlar, zan ise gerçek bilginin yerini tutamıyor" (en-Necm, 53 / 28 ) .

    Kur'an'ın tespit ettiği ölçüler içinde istikamet (doğruluk), hareketlerimize hâkim bir rûh olarak yerleşirse, "hayâ, emanet ve sıdk" olarak ifadelendirilen üç haslet gerçekleşmiş olacaktır (Muhammed Ahmed Câdu'l-Mevlâ, Hukuku'l-kâmil, I, 315, vd.).

    Şeytan insanları doğru yoldan uzaklaştırmak için devamlı çaba harcamakta, ön, arka, sağ ve sollarından girmeye çalışmaktadır (el-A'raf, 7/16, 17). Bu durumda insan, doğruluk mücadelesini önce içindeki düşmanlara karşı verme durumundadır. Karşılıklı ilişkilerde, doğruluk prensibine riayet şarttır. "Bunlar size karşı doğru durdukça siz de onlara karşı doğru harekette bulunun" (et-Tevbe, 9/7) ayetinde karşılıklı riayetin önemine dikkat çekilmiştir.

    "İstikâmet" kelimesi, ahlâkî bir vasıf olmasına rağmen Kur'an'la ve Hz. Peygamber'le tefsir edilen lafız olması açısından önem taşır. Kur'anı doğruyu Hz. Peygamber (s.a.s) getirmiş; müminler de onu tasdik ederek takva sahibi kişiler olma özelliğini kazanmışlar ve istikâmetlerini sağlamışlardır. Yalanlayanlar ise en büyük haksızlığı yapan zalimler oluyorlardı" (el-Hac, 22/67; Yâsin, 36/4; ez-Zümer, 39/32, 33; eş-Şûrâ, 42/52).

    Müslümanlar için gerçek gaye; Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Bu, dünya ve ahiret mutluluğu demektir. Hedefe en kısa ve sağlam yoldan kavuşmak ise, bütün müslümanların ortak arzusudur.

    Genel anlamda insanı, özel manâda da müslümanı, ilâhî hoşnutluğa ve gerçek mutluluğa aday kıları Allah (c.c), Peygamberi aracılığı ile kendisine giden doğru ve en kısa yolu tanıtmıştır. Bu yol hiç şüphesiz ki doğru yol (sırât-ı müstakîm) dur. Allah Teâlâ bu yolu, ilâhi hoşnudluğa (rıza) ve mutluluğa kavuşmak için vesile kıldığını ve ona uyulmak gerektiğini çeşitli ayetlerle açıklamış bulunmaktadır: Meselâ, "İşte benim doğru yolum bu, ona uyun! Başka yollara uymayın ki, sizi O'nun yolundan ayırmasın. (Azabından) korkarsınız diye (Allah) size böyle tavsiye etti" (el-En'âm, 6/153).

    Bu ilâhî çağrıya uymak, doğru yol (sırat-ı müstakîm) üzere olmak ve o doğrultuda istikâmet almak, hiç kuşkusuz, çok büyük bir mazhariyettir. Böyle yüce bir mazhariyetten uzak düşmekse, çirkin ve derin bir mahrumiyet, dünya ve ahirete nasipsizlik demektir. Bu noktanın akıllara ve zihinlere nakşedilmesi ve mücerred iradeyle talep çizgisinde irtibatın sürdürülmesi için daha ilk sûrede Cenâb-ı Hak müslümanlara şu duayı öğretmektedir:

    "Bizi dosdoğru olan yola ilet" (el-Fâtiha, 1/6). Ayetin devamında, bu yolun kendilerine nimet verdiklerinin yolu olduğu açıklanır. Bu nimet verilenler de peygamberler, sıddîklar, şehidler ve Allah'ın salih kullarıdır. Mümin, Allah'ın salih ve sadık kulları ile beraber olur, onları sever, ilim ve sohbet meclislerinde bulunursa Cenâb-ı Hak onun doğru yolu bulmasını ve onda devamını kolaylaştırır.

    Şâmil İA




    RABBİM BİZİ DOĞRU YOLDAN (İSTİKAMETTEN) AYIRMASIN ARKADAŞLAR...

    SELAM VE DUA İLE....
#13.04.2006 17:45 0 0 0
  • allah senden razı olsun paylaşımlarınıda dayimkılsın arkadaşım yazıların çok güzel hazırlıklarında emeğine sağlık fakat bizim istediğimiz konuların verimini artırmak konuyu herkesin katkılarıyla zenginlendirmek biliyorum sende iyi niyetle olduğunu biliyorum ama arkadaşım çalışmalarımızda birbirmize destek olursak daha iyi verim alırıs güzel çalışmalarında herkes daha faydalı yararlansın
#13.04.2006 20:27 0 0 0
  • Kardesim benim actigim konularda tesekkurden baska birsey gelmedi yorum yapmasaniz ben size ne gibi destek vereyim ki tek sizin actiginiz konularda yorum olmaz ki .ok konularim guzel o zaman sizde katilin buyrun sizde bu konuya ekleme yapin hersitede ayni bir kisi konu acar baskasi gelir o konuyla ilgili bildikleri ekler olmaz ki tek sizin konularda yorumolsun buyrun katrilin ben seve seve konu aciyorum bilgi sunuyorum kendi kendime cevap yazamam ki buyrun katilin
#13.04.2006 20:53 0 0 0
  • goksahan sen beni güldürdün Allah da seni güldürsün, nedendir bilmiyorum ama bu sitede herkes seni yanlis anliyor. sen baska bi sey söylüyorsun, onlar baska bisey anliyor

    bence sen susmayi dene, kimsenin isine karisma, basin da agrimaz böylece, yani bi abla tavsiyesi

    ha cristiana ya da helal olsun, agzinin payini vermis, seni iyi haslamis dogrusu, sen herkesi ben mi sandin
#13.04.2006 22:06 0 0 0
  • Allah razı olsun arkadaşım sizden fırça yemeye niyetim yok hemen bir yorumda bulunuyorum. İşin şakası bu tabi konu gerçekten önemli. Çünkü yazılanlar okunduğunda şu anlaşılmaktadır ki; Müslüman nasıl bir yol çzmelidir. Öz olarak söyleyecek olursam istikamet; önce inanç, daha sonra da inancın davranışa yansıması, inancın gereklerinin davranışlarda ve yaşantıda gösterilmesidir. Ancak bu sayede bir Müslüman gerçek anlamda felaha ulaşır ve bakmaktan ziyade görür hale gelir.

    Üftade -kuddise sirruh- buyurur:

    Gerçek bu söz yarenler,
    Gördüm demez görenler,
    Keramete erenler,
    Gizli sırrın açar mı?.

    Allah cümlemizi görenlerden eylesin inşallah. Selametle.
#13.04.2006 22:28 0 0 0
  • RABBİM hepimizi istikamet(doğru yol) üzere yaşatsın vesselam...
    Size firca attmak niyetimde degilim ama o kadar cok konu aciliyor ki ve tesekkur yazip duruyorlar,konuya katilmak isteyen yok,sadece mesaj sayilarini artirmak istiyorlar,bana sorarsaniz haftanin konusu secip o konu uzerinde calisma yapilim o zaman hem bu kadar konu sunulmaz hemde bir konu actigimizda o konunuyu inceliklerini arastirabiliriz,tabi ki bu benim fikirim.
    Selam ve dua ile.
#13.04.2006 22:59 0 0 0
  • Fikrin çok güzei cristiana kardeşim bana uyar. Olması gerekende bu değil mi? Hepimizinde bildiği gibi *ibadetin az ama devamlı olanı makbuldür.* Burada da çok konu açıpta konu kalabalığı yapmaktan daha ziyade açılan belirli konular üzerinde durmak faydalı olur. Hizmetin selameti açısından. Selametle.
#13.04.2006 23:44 0 0 0
  • Fikirimi begendinize sevindim,zaten bu bolumle gercekten ilgilenen bir kac arkdasiz o zaman bir tum olalim ve dinimizin ozelilklerini daha da iyi tanimaya nasip olsun insallah...
    Selam ve dua ile
#13.04.2006 23:58 0 0 0
  • Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (2/256)

    Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir. (6/115)

    "Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver." (26/84)

    Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır. (33/8)

    Çok kudretli, mülkünün sonu olmayan (Allah)ın yanında doğruluk makamındadırlar. (54/55)Doğruluk Anlayış ve Düşünce Biçimine Göre İkiye Ayrılır. Doğruluk Doğruya (Hak'ka Giden Yoldur)Giden Yoldur. Doğruluk Dürüst Olmaktır...
#14.04.2006 09:02 0 0 0
  • noimage
    kardeşim biz sadece bizim konularımıza yorum yapılsın üste kalsındiye uğraşmıyorum mümkün olduğunca konularımıza destek olusundiye uğraşıyorum sen benim yazdığım iyice okusaydın anlardın senin fazla konu açılmayıp konular üstünde durulsun meselesini anlatmıştım ben sana sen benim yazdığımı başaka şekilde yorumlamışın benim sana anlatmak istediğimide kendi fikerinmiş gibi ortaya atmışın sadece burda sana deyil ayrı bi konu açıp defalarca anlatım ama sen sadece konu açmakla meşgul olduğun için bizim anlatmak istediklerimizle ilgilenmedin şimdide böyle bi tablo çıktı ortaya hayırlsı canım kardeşim herşeyin hayırlsı inşllah bu yazdıklarımıda yanlış anlamasın benim kimseyle bi rahatsızlığım yok açılan konularada elimden geldiğince yardımcı olmak istiyorum sana bütün kardeşlerimin düşünceleri benim için degerlidir allah hepimizin çalışmalarını karşılıksız bırakmasın
#14.04.2006 11:07 0 0 0
  • Kardesim goksahan kendi fikirimmis gibi ortaya attim sey ne oldugu anliyamadim haftada bir konu acmak mi?kardesim benim fikirim degil ki genelde tum siteler bu sekil konu sunuyorlar ve sizin actiginiz konularda haftada bir konu acip inciletmekle ilgili hic bir yazi okumadim veya nasip olmadi diyeyim anlamadim tek seyde de acilan konularda ellimden geldigi kadar yardimci oluyorum yazmisiniz benim simdiye kadar actigim hicbir konuda bir ekleme gormedim sizden veya bir yorum(tesekkurler yardimci oldugunuzu sayilmaz...) o zaman demeki eksik birsey var veya sizi tekrar yanlis anladim neyse sizin dediginiz gibi Allah hepimizin calismalarini karsiliksiz birakmasin zaten bu bolumle ilgilenen bir ellde sayilacak kadar insaniz birbirimize kirmaya gerek yok...
    Selam ve dua ile.
#14.04.2006 12:27 0 0 0
  • sevgili kardeşlerim bu tür konuları başka yerlerde konuşmayı tavsiye ediyorum size.cristiana fikrin güzel bence.özelden de mesaj atacam şimdi size.iman etmedikçe cennete giremezsiniz,birbirinizi sevmedikçe de gerçekten iman etmiş olmazsınız.bu size ne demek istediğimi açıklar umarım.

    doğru yol sırati müstakimden cenabı hak hiç bir kulunu ayırmasın inşallah.şeytan kula nasıl yaklaşacağını biliyor sevgili kardeşlerim.ve nefis zamanın en büyük düşmanının her an ensemizde hazır beklediğini hepimiz biliyoruz.yarabbim şeytanın ve nefsin şerrinden yanlızca sana sığınırız.Allah (c.c) yar ve yardımcımız olsun.selam ve dua ile
#14.04.2006 12:47 0 0 0
  • ateşkeeeeees. Olmayan bir sorunun çözüldüğünü düşünüyordum. goksahan ve cristiana kardeşlerim ikinizde aynı şeyi savunuyorsunuz hatta bende ikinizin de söylediklerinize katılıyorum. Ya bu nasrettin Hocanın sende haklısın işine döndü ama gerçek bu. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. goksahan kardeşimi tanıyorum gerçekten çok iyi niyetli ve temiz kalpli bir insan. inanıyorum ki cristiana kardeşimde öyledir. Gidiş yolu farklı gibi ancak ulaşılan sonuç aynı. Bu böyle biline, tiz elden orta yol buluna kardeşlerim. Ümmeten vasatan (orta yolda ilerleyen ümmet). Selametle.
#14.04.2006 12:56 0 0 0
  • Allah Allah ya ben yine gec kaldim

    neyse saglik olsun, madem ateskeeeesss olayi vuku bulmus, biz de uyalim o zaman.

    yalniz ben haftada 1 konu acilsin olayina katilmiyorum, yani bu konuda sizi desteklemeyecegim, simdiden haberiniz olsun
#14.04.2006 14:54 0 0 0
  • canım kardeşim dedin gibi bundan sonra susmayı deniyecem
#14.04.2006 15:02 0 0 0
  • Emek çaba sarfedildiği müddetçe, Uğraşıldıkça güzelleşir. Hele birde emek sarfettiğin, insanları aydınlatıcı ve insanlara yol gösterici ise. Allah çabalarının devamını getirsin.Ellerine sağlık
#14.04.2006 15:19 0 0 0
  • öyle bi hata yapma bence, sonucta sadace ufak bi yanlis anlasilma daha dogrusu anlasilamama var...

    pire icin yorgan yakma derim ben, yani kücücük bi olay yüzünden bizi buralarda kardessiz, yalniz birakma...

    hem sessizlik sana hic yakismaz ki, sen konustukca güzellesenlerdensin...

    benim sözümü dinliyorsun madem o zaman burada kal, bizimle kal, yoksa küserim, aglarim bak


    (bu defa yetistim, cok sükür)
#14.04.2006 15:21 0 0 0

  • Alinti:


    Emek çaba sarfedildiği müddetçe, Uğraşıldıkça güzelleşir. Hele birde emek sarfettiğin, insanları aydınlatıcı ve insanlara yol gösterici ise. Allah çabalarının devamını getirsin.Ellerine sağlık

    Ne kadar guzel yazmis bilinmez kardesimiz,benim soylemek istedigim tek sey haftada bir konu secelim o konuya bildiklerimizi sunalim,hem o konunun incelikleri gormeye nasip olur insallah hemde bu bolumu gezen arkadaslarimiz konularin detaylarini ogrenebilirler arti hepimiz haftada bir kez olsa bile "bir takim oluruz"(bu arada bende yanlis anlasildim baska konular sunmayalim demiyorum ki )
#14.04.2006 16:12 0 0 0
  • Mükemmellik sadece Allah'a mahsus. Beser ise şaşar. Beserin de hepsi bir değil. Bazısı bazen şaşar, bazısı daha çok.

    Şaşmak, yani hata etmek, her şeyi mahveden, telafisi imkansız bir eksiklik değil insan için, insan olmanın bir tabiatı.

    Fakat normal olmayan, hoş görülemeyecek olan, hatada ısrarlı olmak. Şaşmayı, hataya düşmeyi hal edinmek. Bir elbise gibi giyinmek. Beser olma durumunu zaaflarına, hatalarına kalkan edinmek.

    İşte bu durum beser olmaya yakışan, yarasan bir hal değil. Zira hatada ısrarla insanlık haysiyeti tehlikeye girer. Kişinin izzeti nefsi yaralanır, şerefi düşer. Oysa insan, şerefli yaratıldı. Ona şerefini Yaradanı verdi. Ona eşref-i mahlukat dedi.

    Bu durumda beserin en önemli görevi, kendisine bahsedilen bu şerefi korumak değil midir? Öyledir, öyle olmalıdır.

    Hatalara rağmen şerefli kalmak çok mu zor? Değil elbette. Yolu öğretilmiş. Tarihin en başından beri insanlığa rehber kılınmış kutlu elçiler tarafından.

    Çok kolaymış meğer. Yolun asli hataya pişman olmak imiş.

    Pişman olmak sadece insana özgü. O halde çok insanî, tamamen insanî.

    Önce hataları hata kabul etmek. Yakışmadığını, insanlık şerefiyle uyuşmadığını idrak etmek. Sonra yaptığına pişman olmak. Sonra bir daha yapmamaya karar vermek, azmetmek...

    Nihayet güzel bir dönüşle dönmek. Doğruya, doğru istikamete... Hep doğruya gitmek, yani dosdoğru olmak... Selametle.
#15.04.2006 15:59 0 0 0