"Her pamuk şeker yediğimde aynanın karşısına geçip dilimin pespembe olmasını... seyrediyorum büyük bi hazla.. Sonra sen geliyorsun aklıma..
Acaba senin dilin ne renk oluyordu ? Benim ömrümü yedikten sonra!"
Zahiri Ayna
'bize gönderilmeleri yetecekti'
- onu burada bulmamaya çalış; şal
liköründe
üstüme giydiğindi.
Ve genç erkekti haçı getiren
tanımadıkları ama örtündükleri,
haçlı yaşlı kadın da götürecek
bir elinde bir tepsi örümcek
bir elinde bir tepsi örümcek
Yükselendeğerler
Bitirilmiş bir gövdenin akşamüstü müziği!
yüzümü sokuyorum suya, bitkilere ve şevke
memnun oldum diye sesleniyor çürük bir mürdüm eriği!
Gücümle birleşiyoruz kaşlarımız alınmış:
gerçekleştirilmesi imkansız bir savaş taktiği
gibi duruyor sol elleri sol ellerimde!
şu ağaçta sallanan ölüyü görüyor musun diyor o anki körün biri
Okul Arkadaşı
Aynı ranzada uyumuştuk seninle
yatılı okula benzeyen bir sevdada,
üstte kim yatabilirdi ki: Elbette yeryüzü!
altta kim yatabilirdi ki: Elbette gözlerimizdeki intihar süsü!
birbirimizi düşündüğümüz gizli saklı rüyalarla
kim mutlu olabilirdi ki: Elbette günah dürtüsü!
Nasıl tabir edilir ki artık veda kabusları..
şimdi çift kişilik yataklardayız başka
başka insanlarla! Başka başka hayatlarda!
ama hiçbir iyi geceler! ağlatmıyor beni
ağlatmıyor senin karanlığın içinden duyulan
küçük hıçkırıkların kadar hala!
*çünkü aklım acıyor.
çünkü sevdiğime dokundukça bölünüyorum.
çünkü isyanım bir komplo
çünkü altkatta biri dolaşıyor.
çünkü iktidardan iğreniyorum.
çünkü her masalda biraz bizden var.
çünkü terkedenin sesi unutulur. ilkin.
çünkü dönemem. çünkü dönmez / dönemez.
çünkü titriyorum.
çünkü tren devrildi ölü çok.
çünkü ağrı bütün vücuda yayılıyor.
çünkü vurulduk.
çünkü kolaj zehri çoğulluyor.
çünkü birbirimizi işitmiyoruz.
çünkü birbirimizi istemiyoruz.çünkü suçu üstümüze aldık.
çünkü sanki teslim olduk.
çünkü kolay ölmeyeceğiz.
Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika.
Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam.
Ne yazık ki , seni seviyorum diyerek bi pot kırdım, juri yılın en iyi çıkış yapan aşığı seçti beni..
Sense sekiz dalda en iyi ihanetleri kaptın, tebrikler!
Bileğimi kestim.. Bileğini kestin..
Ordan çektiğimiz iki damarı bağladık birbirine..
Artık büyük dolaşım'ın adı sevda'dır!!!
İçimde hissederken kanını bu şehrin daraldığını
aşağılara doğru genişlemek istediğini düşünüyorum...
Kanın beni üşütüyor...
Suçu benim üstüme at: Zamanlama hatası derim. Suçu benim üstüme at: Batık gemilerin de bir rotası olduğunu saklarım. Suçu benim üstüme at: Taşa inanan bir tanrı parçasıydı derim.Suçu benim üstüme at: aşk değildi o; yalnızca bir isim benzerliğiydi diye söylenirim.
Suçubenim üstüme at: Örgütlü kalp ağrılarıydı derim. Geceleyin arkadaş
evine sığınan ağır yaralı bir militan kadar güzeldi derim.Suçu benim üstüme at: Yaz sıcağında kasıklarından yükselen ter kokusunu parfüm niyetine kullanacaktım demem...
Çelişkili kuvvete dönen yapışkan bir ölü var
korkulan otobanın ortasında viraj yaratan.
bir dedektif hissiyle yaklaşırken dünyaya ay
toprak tutarken elini cetvelle çizilmiş suyun
gözlerini düşürmüş bir genç kız gibi mağrur
ve diken diken; arabanın bagajında bir ölü var
direksiyondaki cesetle hayatı tartışan
Anla beni kafa yapan her şeyi severim ben.
İç cebimdeki kanyağı, kutu birayı, köpek öldüren şarapları, yüksek rakımda içilen rakıları hep severim.
Belki de sen de benle kafa yapıyorsun ya ondan sevmiş olabilirim seni...
Ben bir pamuk prens'tim. Cücelerim beni yedi.
Her şey karmakarışık.
Ağlayarak gevşiyorum.
İnsan, anılarıyla geviş getiren bir hayvan mıdır?!
Tempomuz düşmeyecek.
Gereksiz bir duygusallığa kapılarak, aptal ama onurlu öleceğiz.
Açıkcası, ziyan olacağız!
"Bizim senle hukukumuz var, avukatımız var, suçumuz var.. Bizim senle bir ömrü paylaşmaya andımız, bu andı çiğneyip iç yüzümüzü ifşa eden ihanetlerimiz, birbirimizi kolayca harcamanın lüksü, bu lükse sığan başönde boş boş oturuşlarımız var.. Konuşamayışlarımız, hiçbir şeyi açıklayamayışlarımız, kaçıp gitmeyi erdem sayışlarımız var"