Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Çoğalmak neyse ne azalmak zor
Birisi seni her an bırakıp gittiğim
Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
Gözlerine kirli bir bulut getirdim
Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor
Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
Bir yerin üşüse onun sıcaklığı
Öbürü en içten çağrını işitmiyor
Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
Bakışları kıyısız deniz uzaklığı
Elimden gelen bu ben iki kişiyim
İkisi birden çıkmaya uğraşıyor
Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
Birisi yeni baştan serüvene başlamış
Öbürü silahında son mermiyi sıkıyor
Çoğalmak neyse ne azalmak zor
Varlığına hamd edilene.. İçimdeki derin yar'a/ya..
" Her bir nefes kadardır lisanım. Kelimeler kandırır göz aldanır amma.. Dilde değil yüreğimdedir ihsanım. Azat ettiğim kadar hür, Sevdiğim kadarsın * Cân'ânım . . . ! "
Hayatın bir yarış değil her saniyesinin tadı çıkarılması gereken
güzel bir yolculuk olduğunu aklından çıkarma.
Dün tarih oldu... Yarın bir sır... Bugünün kıymetini bil
Samimiyet kazanmadan samimiyeti ölçer olmuşum
kendimi ; kendi icat ettiğim mahkemenin savcı makamında bulmuşum..
Sağımda idam sehpaları,solumda mahpushane parmaklıkları
bu zamanda böyle idare ediyor insanların vicdan hesapları...
Çok şey var,Olmakla olmamak arasında
Bence bütün ve her şey,Bölmekle çıkarmak arasında
Çokluk ikiye bölerler her şeyi,Toplamakla çarpmak arasında
Ben dörde bölerim her şeyi,Gitmekle kalmak arasında
...
Bir yokluk, yok olmak,Aldanmakla inanmak arasında
Bir varlık, var olmak,Unutulmakla unutmak arasında
Ben; en son güvenimi beni yarıyolda bırakana bıraktım.. Tahammülsüzüm, eyvallahım yok kimselere.. Samimiyetler sahte geliyor..
artık. Ne insana ne de insan görünümlü olanlara inanıyorum. BAKIYORUM, SEÇİYORUM, GÜLÜYORUM, GEÇİYORUM..
Yüreğimde toprak kokusu, yüreğimde sana bir an evvel kavuşma çoşkusu..Hadi sevgili Kapılarını, perdelerini sonuna kadar arala..Mevcudiyetinin ve geleceğinin tek idamesi / gayesi koca yürekli " umut " sayfalarına bir " Elif " miktarı "(gül)"ümse olmaya geliyorum..Heybemde yetiştirirken her nefesine bir " Elif " miktarı huzuru kattığım birkaç sevda gülü ve nefesimde Cennet tahayyülü ile sana koşmaktayım
Hayat dediğin; Düğüm! Düğüm! "Bir ben var ki benden içeri..!Gör/düğüm.!Kör/düğüm.!Gördüğümün gösterdiğine körlüğüm,kördüğüm eder gördüğümü..! Mazeretlerle ör/düğüm..
Sanki bedenimde sığıntı yüreğim,
Koparılmış unutulmamış viran düşlerim,
Yenilmedim hala ümidim var.,
Sözleri buysa susmayı yeğlerim,
Yüreğinin en ücra köşesine al beni sakla,
...Beni orada çocuk sarıp sarmala,
Kilidini sal uzaklara,
Bulunmasın bir daha,
Esaretin böylesi mahbul anlasana,
Zaman geçer, zaman siler.. Çok sonra zaman hatırlatır yeniden size her şeyi... Yıllar sonra yine bir ayrılık sapağına geldiğinizde, o son konuşma çınlar kulağınızda:
"Geri gelmeye cesareti olmayan bir korkak olduğun için dönemiyorsun ve bunun için gidiyorsun kabul et" -"Hayır! Yolumdan dönemediğim için değil, seninle hiçbir yolda yürüyemeceğimi bildiğim için gidiyorum"....
Üşüyen kelimelerim var ellerimde. Ellerimden soğuk, yüreğimden buz. Duymak istemeyeceğin kadar anlamlı ve anlamak istemeyeceğin kadar gerçek. Ve bir kaç umut parçası yüreğimde. Yarına gülerek bakan, sevdaya hala inanan, yokluklarını varlıklarından çaldıklarıyla tamamlayan.Bir çocuk var içimde.Yeri geldiğinde ağlayan, dizleri kanayan.Ve bir çocuk var içimde benim...oyuna geri döndüğünde herşeyi unutan!!!
Hintli bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür.
Onu kurtarmaya...... karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar.
Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar.
Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler.
Ama Hintli adam söyle der:
" Sokmak akrebin doğasında vardır.
Benim doğamda ise sevmek var...
Neden sokmak akrebin doğasında var diye
kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim? "
Sevmekten Vazgeçmeyin.!
İyiliğinizden Vazgeçmeyin;
Etrafınızdaki Akrepler Sizi Soksalar Da..