Gitme Hikayesi - Gerçek Hayattan Alıntıdır - Hikayeler - Oğuz İğneci
kadın-gitmeni istemiyorum, gitme
erkek-olmasını istediğin şeye şimdi niye karşı çıkıyorsun
kadın-böyle olmasını istemedim ben
erkek-inan bana bende istemedim
kadın-beni affetmeni istemiyorum bana acıma ama beni anla
erkek-yardımseverler gibi konuşma
kadın-peki
erkek-peki
Gece yarısı kendi saltanatının en karanlık dönemini yaşıyordu,birazdan gökyüzü aydınlanmaya başlayacak ve gün ağıracaktı.Ve genç bir erkek,bir yerlerde bir yerde acemice sigarasını yaktı.Şimdi boşluk hakimdi fiziksel dünyasına.Az önce bir damla yaş akmıştı gözlerinden şimdi ise rüzgar tüm soğukluğuyla yalıyordu yanaklarını...
Sadece arkasından bakıyordu kadın.Elinden başka hiç bir şey gelmiyormuşçasına tuhaf bir ifade vardı gözlerinde.Dünya daha yavaş dönüyordu sanki o an yada daha hızlı.Bu pahalı anlarda zamanı kestirebilmek güçtü.Yavaşça elini ona doğru uzattı.Sanki onu tutuyormuş gibi,ona sarılıyormuş gibiydi.Şimdi bir yaş daha süzülüyordu yanaklarından.Ufukta günün ilk ışıkları karanlıkla sevişir gibiydi.Ve dudaklarından tek bir kelime döküldü ve rüzgarla istenilen yere doğru yol aldı sanki sözcükler.Zamanı kestirebilmek zordu yine...
Bir an için durdu genç adam.Öylesine bir duruş değildi.Bir karar vermişçesine hızlıca durdu.Sİgarası bitmek üzereydi.Yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.Günün ilk ışıkları ayın görüntüsünü sansürler gibiydi.Tereddütsüz geri dönmeliydi.Böyle olamazdı.Son anlarda gelen bu parlak fikirler değiştirirdi herşeyi.Sigarasını ustaca fırlattı boşluğa doğru.O an güneşin bakire ışıkları yüzüne vurdu.Bir huzur hissetti içinde...
Ani esen rüzgar herşeyin habercisi gibiydi.Ve bu rüzgar genç adamın kulağına genç bir kadının ağızından çıkmış bir kelime fısıldı. HOŞÇAKAL!
Sabahın tüm şevkatli sessizliğini bozan silah sesi tekinsiz tekinsiz gülümsüyordu masalsı zamanlara.