Katılım Bankalarından Kredi Alırken Leasing Olarak Almanın Günahı Vramıdır

Son güncelleme:
  • gerçek kişilerle leasing sözleşmesi - murabaha ne demektir - murabaha nedir - murabaha neye denir - peşin alıp vadeli satmak - peşin fiyat vadeli fiyat - vade farkı


    Soru: Katılım bankalarından kredi alırken leasing olarak almanın İslami bir alışveriş olacağını söylüyorsunuz. Fakat leasing kanuni olarak gerçek kişilerle yapılabilen bir alışveriş türü değil. Başka bir öneriniz var mı?


    Cevap:

    Leasing sözleşmesi katılım bankalarında yalnızca tüzel kişilerle değil, gerçek kişilerle de yapılmaktadır. Şayet leasing yapma imkânı yoksa bu durumda şartlarına uygun gerçek murâbaha yöntemine başvurulabilir.

    "Murâbaha, ister peşin, ister veresiye olsun, maliyetlerin ve kârın müşteriye tam olarak bildirilmesi suretiyle yapılan satıştır. Müşteri, katılım bankasının ne kadar kâr ettiğini ayrıntılarıyla bildiği için onun yaptığı her satış murâbaha olur.

    Katılım bankaları, peşin alır vadeli satarlar. Böylece satıcı, malını peşin satma, alıcı da onu veresiye alma imkânını elde eder. Malın peşin satılması arzu edilse de veresiye satışlar vazgeçilemez ihtiyaçtır. Parası olmayan kişi, eline para geçinceye kadar aç bekleyemez, veresiye alım yaparak ihtiyacını giderir. Bu ihtiyacı, zaman zaman herkes duyar.

    Malların peşin fiyatı ile vadeli fiyatı farklı olabilir. Bu fark faiz değildir. Faiz, borç vererek gelir elde etmektir. Satıma konu mal belli olur, fiyatı konusunda taraflar anlaşır, taksit miktarları ile ödeme günleri belli olursa satış geçerli olur. Artık o malın peşin fiyatı ile vadeli fiyatının farklı olması önemli olmaz." (Abdülaziz Bayındır, Ticaret ve Faiz, Süleymaniye Vakfı Yayınları, İstanbul, 2007, s: 263)
0 0 0
  • finansal kiralama - finansal kiralama caiz midir - katılım bankaları ve leasing - leasing - leasing caiz midir - leasing nedir - leasing şirketleri


    Soru: Leasing nedir? Caiz olup olmadığı hakkında bilgi verir misiniz?

    Cevap:

    Leasing, yani finansal kiralama, bir malı satın alarak ona ihtiyaç duyan kişi ve kuruluşlara kiralamaktır. Bu, faize girmeden yatırım yapma imkânı sağlar. Kiralama ya normal şekilde, ya da mülkiyetin devriyle sonuçlanacak şekilde yapılır.

    Normal kiralama, kiraya verilen malın, kira müddeti bitiminde geri alınması şeklinde olur. Meselâ bir leasing şirketi, sanayicinin ihtiyaç duyduğu bir fabrika binasını yaptırır veya satın alır, ona 10 yıllığına kiraya verir. Süre sonunda sözleşme yenilenmezse binayı geri alır. Şirketle sanayici arasında bu konuda bir ön sözleşme yapılabilir. Böylece taraflar, karşılıklı taahhüde girmiş olurlar. Bu taahhüt taraflardan birinin diğerini zarara sokmasını önleyecek biçimde yapılabilir. Fabrikanın kurulması için gerekli takım ve tezgâhlar vs. de aynı usulle alınıp kiralanabilir.

    Katılım bankalarının ve leasing şirketlerinin yaptığı, mülkiyetin devriyle sonuçlanan kiralamadır. Bu, satış ile kiranın birleşmesinden doğan yeni bir akit sayılmaktadır. Buna göre, kiralanan mal 100 hisse itibar edilirse ilk taksitte bunun 1 hissesinin bedeli, 99 hissesinin kirası alınır. Yani yapılan her ödemenin bir kısmı mal bedeli, bir kısmı da kira bedeli olur. Taksitler ödendikçe kiracının o maldaki payı artar. Bu pay yüzde yüze ulaşınca kiracı, malın sahibi olur.

    Bize göre bu, vadeli satıştan başka bir şey değildir. Bu sebeple hukuki ilişkiler, vadeli satışa göre düzenlenmelidir. (KAYNAK: Abdülaziz Bayındır, Ticaret ve Faiz, Süleymaniye Vakfı Yayınları, İstanbul, 2007, s: 265-266)



0 0 0
  • haram kazanç - yarışmadan kazanılan para helal olurmu - tv proğramlarından alınan paralar caizmidir


    Son bir yıldır ekranların en çok izlenen programı iddiasıyla izleyicileri kendisine kilitleyen bu şans programnda kazanılan para haram mıdır, yoksa helal mıdır?

    İlk bakışta yüzeysel olarak şans oyunlarının geneli için haram diye tanımlandığını biliyoruz. Bu yarışma programı fıkh'en ne kadar şans oyunlarındaki kumar huduna giriyor?

    Eğer herkesin para yatırıp sadece bir kişinin kazanması ölçüsü olmadığından ötürü şans oyununa girmiyor ise, emek harcanmadan kazanılan paranın vicdanen hak olduğunu hangi dini kaide ile kendimize teselli edebiliriz?

    Soru tam açık değil ama anladığımı söyleyeyim. Kural şudur: Birden çok kişinin para ödeyerek katıldığı ve hiç bir üretim ve beceri sözkonusu olmadan sadece birinin ya da bir kaçının kazandığı her oyun kumardır ve kumar da haramdır. Sözünü ettiğiniz yarışmaya katılabilmek için insanlar doğrudan ya da dolaylı olarak harcama yapıyorlar ise demek ki bu da bir kumardır ve kumarın hükmü bellidir.


    Diyanet İşleri eski başkanlarından Prof. Dr. Süleyman Ateş ise 'İçinde bilgi bulunmayan ve tamamen şansa dayanan yarışmaların kumardan hiç bir farkı yok' diyor. Ateş, içinde bilgi barındırmayan şans yarışmalarının büyük bir zaman kaybına yol açtığını, vaktin boşa harcanmasının ise büyük bir günah olduğunu savunuyor.

    Diyanet İşleri Fetva Kurulu'nun Televizyon yarışmalarına olumlu bakan Kurul'un bildirdiği görüşü şöyle: 'Burada yapılan eylemle kumar oynamıyorsunuz. Bir ödül var ve ona ulaşmaya çalışıyorsunuz. Para yatırmıyorsunuz ya da bir başkasının kazancını almıyorsunuz. Size bilginizin ve şansınızın karşılığı bir ödül veriliyor. Bu nedenle yarışma programları kumara girmiyor. Dinen bir sakıncası yok.'



0 0 0