Bir Karafatma'nın Günlüğü

Son güncelleme: 06.05.2006 14:16
  • BİR KARAFATMA'NIN GÜNLÜĞÜ


    Dün gece yine ölümle burun
    buruna geldim. Kendime bir zarar geleceğinden değil ama karım
    Cemile ne
    yapar sonra. Biz akşam yemeğimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik,
    ama ev
    sahiplerimizin misafiri geldiğinden geç vakitlere kadar oturup
    yatmadılar.
    Neyse ki konukların gitmesiyle birlikte uykuya
    daldılar.


    Bir süre ortalığın
    sakinleşmesini bekleyip, yiyecek toplamaya başladım. Bugün

    misafirler geldiği için menü çok zengindi. Pasta ve börek
    kırıntılarına
    bayılırız.


    Her neyse ben nevaleyi toplarken
    birden mutfağın ışığı yandı ve "Aaaaaa! Karafatma" diye bir ses
    duydum.

    Salak adam, ben bir erkeğim Fatma da nereden çıktı. Benim adım
    İsmail.


    Böyle şeyler
    delikanlıyı bozar. Hadi
    beni karımla karıştırdın diyelim. Sen ne kadar korkak bir adamsın.
    Benim
    kaç katım büyüklüğünde olmana rağmen bu bağırış da ne böyle? O
    korkunç
    sesin kesilmesiyle birlikte, sanki ben ona bir bok yapmışım gibi
    beni
    kovalamaya başladı. İnanın o kadar da dikkat ediyorum, tabak,
    çanak bardak
    üzerinde dolaşmamaya çünkü bu dingilin karısı çok
    titiz.


    Bazen diyorum ki bu gıcıkların
    misafiri geldiğinde git ortalarda dolaş böylelikle utanılacak
    duruma
    düşsünler. Ama yapamıyorum işte. Ne olursa olsun, ekmek yediğin
    tekneye
    kötü gözle bakmamak gerekir.


    Ben eve geldiğim ilk yılları
    hatırlıyorum da ne güzeldi o
    günler.


    Rahmetli kayınbabam ve kayınvalidem
    beni evlerine kabul etmişlerdi. O zamanlar rahattık, çünkü ev
    sahibimiz
    Rıza amca kördü. Bu sebeple evin her
    yerinde serbestçe
    dolaşabiliyorduk.
    Hatta Rıza amcayla aynı sofrada yemek yediğimiz günlerde oldu.
    Gerçi
    bizleri görebilseydi nasıl davranırdı bilmem ama o hep yüreğimizde
    yaşayacak.


    Rıza amcanın durumu pek iyi
    sayılmazdı, memur emeklisiydi. Bu evde rahmetli karısınınmış, bu
    yüzden
    yiyecek konusunda bu kadar fazla seçeneğimiz yoktu. Ama daha mutlu
    ve
    huzurluyduk. Rıza amca bir gün görünmez kazaya kurban gitti. Gerçi
    onun
    için bütün kazalar görünmezdi. Rıza amcanın toprağa verildiği gün
    biz de
    oradaydık. Karşı komşusu Osman Zeki bey bize geldiğinde ceketini
    asmıştı.
    Biz de bunu fırsat bilip ceketin cebine girdik. Ardından Osman
    Zeki beyle
    birlikte mezarlığa doğru yola koyulduk.

    Rıza amcanın üç tane oğlu vardı ama bugüne kadar sadece
    nüfusta gözüküyorlardı. Hayırsızlar daha ilk günden evi satışa

    çıkardılar.

    Evi şu anda oturan adam ve karısı satın aldı. Eve ayak
    basmalarıyla kayınbabam ve kayınvalidemi öldürmeleri bir oldu.
    Adam sonra
    iğrenerek cansız bedenleri kağıda sararak çöpe attı. Sanki kendisi
    çok
    temizmiş gibi. Halbuki tuvaletten çıktıktan sonra ellerini
    yıkamadığına
    defalarca şahit oldum.


    Şimdilerde kendine üzerinde rahmetli
    kayınvalidemin resmi olan bir ilaç almış, durmadan üzerimize sıkıp
    duruyor. Kayınvalidem Sultan hanım gençliğinde fotomodel olduğu
    için bu
    tür ilaçların üzerinde resmi bulunuyor. Hatta bir iki reklam
    filminde de
    oynamıştı. Ama evlenince mecburen bıraktı. Çünkü kayınbabam tam
    bir
    Osmanlı erkeğiydi.


    Bugüne kadar rahmetli Rıza amcanın
    anısına bu evde oturduk, artık daha fazla

    dayanacak halimiz kalmadı. Eşe dosta haber saldık. Kendimize göre

    bir ev
    bulur bulmaz taşınacağız buradan.


    Belki de sizin evinize yerleşiriz,
    hayat bu belli mi olur
#06.05.2006 12:48 0 0 0
Ice Ice foto
  • Cok güzeldi tesekkürler..
#06.05.2006 14:16 0 0 0