Saati icâbe Duası - Saati icâbe anlamı nedir - Saati icâbe vakti
Saat-i icâbe: Duâların kabûl olunduğu vakit saat zamân dilimi. Cum'a günü içinde duâların daha fazla kabûl edildiği bir icâbet saatinin bulunduğunu Hazret-i Peygamber (asm) sırlı bir şekilde haber vermiştir:
"Onda bir saat vardır ki bir kul namâzda bulunup o saate rast getirerek ALLAH'tan bir şey istesin de ALLAH Azze ve Celle ona isteğini bahşetmesin!"
Bu saatin kısa olduğunu göstermek için de mübârek elinin baş parmağının ortasına şehâdet parmağını temâs ettirerek işâret etmiştir. (Buhârî III/507.) Ebû Bürde bin Ebû Mûsâ el-Eş'ârî (ra) der ki: "Cum'a günü duâların kabûl olunduğu saatle ilgili olarak babamın şöyle söylediğini işittim:
Resûlullah (asm) demiştir ki:'Bu saat imâmın minbere oturduğu zamân ile namâzın kılındığı vakit arasındadır.' " (Riyâzü's-Sâlihîn 1154.)
Başka bir rivâyette de Peygamber (asm) Efendimiz bu saat için "Cum'a namâzına girişten i'tibâren namâzdan çıkıncaya kadar" buyurmuştur. Fakat bu saatin çok bilinmeyen ve mechûl kalan bir saat olduğu yolunda da rivâyetler vardır. Meselâ yine Ebû Hüreyre (ra) demiştir ki:
"Bu saatin hangi saat olduğunu Nebiyy-i Muhterem (asm) Efendimizden sorduk. Bize: 'Bu saati ben biliyordum. Lâkin sonradan Leyle-i Kadir bana unutturulduğu gibi bu da bana unutturuldu!'buyurdu." (Tecrîd Tercemesi 106.)
Demek oluyor ki Cenâb-ı Hak bir takım hikmetlere binâen bu saatin açıkça belli olmayıp mechûl kalmasını murâd etmiştir. Müellif-i Muhterem (ra) bu binler hikmetten birisine; insânlar içinde velînin Cum'a gününde icâbet saatinin Ramazan'da Kadir Gecesinin Esmâ-i Hüsnâ içinde İsm-i Azam'ın ömürde ecelin mechûl kalmasının; sâir emsâline de kıymet ve ehemmiyyet verilmesini sağlamaya müteveccih bir tecellî ve tasarruf-i İlâhî olduğu şeklinde Îzâh getirir:
"84. İnsânlarda velî Cum'a'da dakika-i icâbe Ramazanda Leyle-i Kadir Esmâ-i Hüsnâda İsm-i A'zam ömürde ecel mechûl [gizli]kaldıkça sâir efrad [diğer insânlar dakìkalar geceler Cenâb-ı Hakk'ın güzel isimleri ile ömrün bütün dakíkaları]dahi kıymettâr kalır ehemmiyyet verilir. Yirmi sene mübhem [eceli gizli her ân hem ölme ve hem de yaşama ihtimâli olan]bir ömür nihâyeti muayyen[sonu belli ölüm saati bilinen]bin sene ömre müreccahtır.
[Çünkü ömrün sonuna kadar neş'e gaflet ve tenbellikle geçen bir ömür sonuna doğru adım adım darağacına yaklaşan i'dâm mahkûmu gibi ıztırâb çekip dehşete düşebilir.]" (MektûbâtHakìkat Çekirdekleri s.460.) Böylece her dindar insân bir velî Cum'a'nın bütün vakitleri saat-i icâbe Ramazan'ın her gecesi bir leyle-i Kadir ve hem ölme ve hem de yaşama ihtimâliyle insân ömrünün bütün dakìkaları kıymetli birer vakit makàmına çıkmış olur.