İslam > EFENDIMIZI NE KADAR TANIYORUZ???

    EV İŞLERİNDE

    Vefatından sonra eşi ve bütün inananların annesi Hz.Aişe'ye sorarlar:
    -"Allah'ın elçisinin evdeki hali nasıldı?"
    Hz.Aişe cevaplar:
    -" O kendi işini kendi görmekten hoşlanırdı.
    - Arkadaşları bütün işini yapmaya hazır oldukları halde bunu istemezdi.
    -Evdeyken elbiselerini yamar, evi süpürür, keçileri sağar, develeri bağlar ve yemlerini verirdi.
    - Ayrıca ayakkabılarını ve delik su kırbalarını tamir ederdi.
    - Hizmetçilerine de yardım ederek onlarla birlikte hamur yoğururdu.
    - Çarşıdan yiyeceğini kendi taşır, birisi EY ALLAH'IN ELÇİSİ! İZİN VER BEN TAŞIYAYIM dediğinde:
    HER MÜMİN TAŞIYABİLİYORSA KENDİ YÜKÜNÜ KENDİ TAŞISIN.... derdi...
    BIR HALKIN EFENDISI

    Mescidde arkadaşlarıyla beraberdir. İçeri hızla yabancı bir ulak girer. Elinde önemli bir diplomatik mektup bulunmaktadır. Medine'nin ve müslümanların tamamen yabancısı olan ulak soluk soluğa sorar:
    -" Bu halkın efendisi kimdir?"
    O sırada Efendimiz (sav) ayaktadır ve oturmakta olan arkadaşlarına kendi elleriyle ikramda bulunmaktadır. Ulağın sorusunu duyunca hiç düşünmeden cevap verir:
    -" Bir halkın Efendisi ona hizmet edendir."

    Hiç düşünmeden verilen bu cevapla ulağın sorusunu cevaplamış ve bütün müslümanlara nezaket dersi vermiştir...
    EYVAH E$IM....

    Bir yolculuk sırasında Hz.Aişe'yi taşımakta olan deve aniden parlayıp hızla koşmaya başlar. Durumu gören Efendimiz (sav):
    -" Eyvah eşim!" diye bağırır.
    Ve deve arkadaşları tarafından yakalanıp da tehlike atlatılıncaya kadar sakinleşmez, endişesi yatışmaz...
    YEMEDIGINIZDEN FAKIRLERE VEREMEZSINIZ

    Bir arkadaşı yemesi için bir keler (çölde yaşayan bir canlı) hediye eder. Fakat o alışkın olmadığı için keler yememektedir. Bunu bilen Hz.Aişe keleri o sırada kapıda yiyecek isteyen bir fakire vermek için O'nun iznini ister. O ise izin vermez:
    -" Kendi yemediğinizden fakirlere veremezsiniz!"
    DOYMADIN MI???
    Mescide yakın bir yerde Habeşistanlı zenci müslümanlar, yerel oyun oynamaktadırlar. Efendimiz (sav)'in aklına eşi Hz.Aişe gelir. Eve gider ve:
    -" Ayşe gel, sen de seyret." der.
    Hz.Aişe oyunu;
    -" Ben de yanağımı Allah'ın Elçisi'nin omuzu üzerine koyarak seyretmeye başladım." diye anlatır.

    Oyun uzun sürer, efendimiz (sav) arada bir;
    -" Doymadın mı?" diye sorar. Hz.Aişe kendi deyimiyle " Bana sevgisini denemek için":
    -" Hayır" diye cevap verir.
    Efendimiz (sav) yorulmasına rağmen sesini çıkarmaz ve ayak değiştirerek dikilmeye devam eder...
    SALAVATI UNUTTUK MU?
    Unutmayalim..
    ALLAHÜMME SALLI ALA SEYYIDINA MUHAMMEDIN VE ALA ALI SEYYIDINA MUHAMMEDIN VE SELLIM
    sevgili kardeşim eline emeğine sağlık.Allah (c.c) razı olsun senden
    emegine saglık gülcancıgım teşekkürler Allah razı olsun
    Hz Aise (r.a.) Annemiz anlatir :

    Bir gün Rasul-i Ekrem SAV benim hücremde idi. Birlikte yattik. Aradan bir zaman geçmisti. Bana buyurdular ki:

    _ Ya Aise ! Yaninda kalayim mi istersin, yoksa RABBime ibadet etmeme müsaade eder misin?
    Dedim ki :

    _ Anam babam sana feda olsun Ya Rasulullah, sen nasil istersen öyle yap.

    Bunun üzerine RAsululah SAV kalkti, duvarda asili mataranin içindeki sudan çabukça bir abdest aldi ve namaza durdu.

    Agliyor ve mübarek gözünden inci gibi yaslar dökülüyordu. Sakali iyiCe islanmisti. Sonra rükua vardi. Yine agliyordu. Sonra secdeye vardi. Ve secdede o kadar uzun bir müddet kaldi ki, ben acaba ruhunu mu teslim etti diye korktum. Yanina biraz yaklastim. Nefes aliyordu. Bu hal üzere iki rekat namaz kildi. Namazdan sonra duâ ederek seccadesinin üzerinde tefekküre daldi. Tâ ki Bilâl-i Habesi (r.a.) sabah ezanini okudu. Ezandan sonra izin isteyerek Rasul-i Ekrem SAV'in yanina girdi. Gördü ki, mübarek gözyaslari yerleri islatmis. Dedi ki :

    _ Ya Rasulullah ! ALLAH-Ü TEÂLA senin geçmis ve gelecegini affetti, bagisladi. Sen de mi agliyorsun ?

    Hz. Fahr-i Kainat SAV buyurdular :

    _ RABB-I ZÜL-CELAL'ime karsi çok sükreden bir kul olmayayim mi ya Bilâl?



    SALAVATI UNUTTUK MU?
    Unutmayalim..
    ALLAHÜMME SALLI ALA SEYYIDINA MUHAMMEDIN VE ALA ALI SEYYIDINA MUHAMMEDIN VE SELLIM
    onu tarif etmek sözle olacak birisi değil
    o ki alemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
    şu anda bile hiç bir kitab peygamber efendimizi anlatmakta çok aciz
    Allah senden razı olsun gulcan kardeşim. Peygamber Efendimizi tanımak ya da tanımamak işte bütün mesele bu. Selametle.
    Allah (c.c.) sizden razi olsun
    Evet leotombak kardesim dogruyu yazdin ama tek o mesele degil belki yaniliyorum ama cogu insanlar kendi dinini bilmiyorlar ,bilmemek ayip degil ama ne yazi ki ogrenmek icin hic bir caba gostermiyorlar
    Paylasan yureginize saglik
    Selam ve Dua ile...
    O'nun yolunda gidenlerden olruz inşaallah.
    HOS GELDIN KIZIM

    Soyunun kıyamet kopuncaya kadar kendisinden devam edeceği ve yedi çocuğu içinde kendi vefatından sonraya kalan -altı ay- tek evladı olan kızı Fatıma, Efendimiz (sav)'in kalbinde çok özel bir yere sahiptir.
    Yanına her girdiğinde mutlaka ayağa kalkarak karşılar,
    -" Hoş geldin kızım" diyerek öper, elinden tutarak yanına oturtur. Fatıma da babasına karşı aynı şekilde davranır. Kızına duyduğu sevgiyi ifade ederken:
    -" Fatıma benim parçamdır, ona eziyet veren bana eziyet eziyet vermiş olur." derdi.

    Beş on sene öncesine kadar küçücük kız çocuklarını kendi elleriyle öldüren insanlardan oluşmuş bir toplum da onları seyretmektedir. Kız çocuğunun gerçekte ne değerli bir nimet olduğunu anlayarak...
    ANNE HAKKI

    Bir arkadaşı Efendimiz (sav)'e annesini şikayet eder:
    -" Huyu ve ahlakı kötü." der.
    Efendimiz (sav) cevap verir:
    -" Ama seni dokuz ay karnında taşırken kötü huylu değildi."
    Arkadaşı tatmin olmamıştır:
    - Ey Allah'ın Elçisi! Gerçekten kötü huylu.
    - Ama seni iki sene emziriken kötü huylu değildi.
    Adam yine ısrar eder. Efendimiz (sav) de devam eder:
    - Senin yüzünden uykusuz kalırken kötü huylu değildi.
    Arkadaşı dayanamaz.
    - Ama ben karşılığını ödedim.
    - Ne yaptın?
    - Sırtımda taşıyarak hac yaptırdım.
    Efendimiz (sav)'in dudaklarında acı bir tebessüm belirir.
    - BİR TEK DOĞUM SANCISININ BİLE KARŞILIĞINI ÖDEMİŞ OLMADIN!!!...
    Allah (c.c.) senden razı olsun gerçekten bazı konularda dahada aydınlandım sağolasın
    Paylaşımın için teşekkür ederim
    FAKIR HIRSIZ

    Medine'de kıtlık yaşanmaktadır. Aç bir müslüman bir bahçeye girerek ağaçlardan hurma toplar ve yer. Fakat bahçe sahibi tarafından yakalanır. Dövülür ve yediği hurmalara karşılık olarak elbiselerine el konulur. Sonra da fakir hırsız yanında kendini döven ve soyan bahçe sahibi olduğu halde Efendimiz (sav) in yanına gelir.
    Fakir hırsız gördüğü davranıştan dolayı bahçe sahibini şikayet eder.
    Efendimiz (sav) her ikisini de dikkatle dinledikten sonra bahçe sahibine döner:
    -" O CAHİLDİ, SEN ONA ÖĞRETMELİYDİN. O AÇTI, SEN ONU DOYURMALIYDIN..."

    Bahçe sahibi önce fakir hırsızın elbiselerini iade eder, sonra da ona attığı dayağa bedel olarak kendi ambarından yüzseksen kilo buğday verir!!!
    ALLAH RAZI OLSUN
    Allah razı olsun
    gercekten mukemmel deinilmis.Ellerien saglik
    sağol
    ALLAH razi olsun
    Çok güzel meseleler gerçekten.Bizede öğrettiğin için teşekkür ederim
    Bu tür paylasimlarin olmasi beni bi hayli sevindirdi...Zira herkes dalga gecerken cevapda as olmus sanirim...Neyse paylasan kalbine rabbim huzur ve yüreginin muradini versin diyorum...)))
    Allah azı olsun.Yalnız bu kadar büyük yazı fontu kullanmasanız daha iyi olurdu okuması. Konu çok düzensiz olmuş. Cümle bütünlüğünü sağlamak zor oluyor okurken...