Üç Günde Ölüm Hikayesi - Ölüm Hikayeleri - Aynur Engindeniz - Aynur Engindeniz Yazıları
26 ekim2008-Birinci gün
Kader ne garip şey diye düşünüyorum bir kez daha.burası bir hastane odası.kanserli hastaların yattığı ayrı bir bölüm.dünkü gelişimizde gördüğümüz diğer hastalar yok.sonradan öğreniyorum ki ölmüşler.yani bu bölüm hayatından katiyen ümit kesilmişlerin,Allah yolcularının bekleme salonu.
Bunu öğrenene kadar dedem için içimde hala bir ümit vardı.hani tuttuğunuz takım yeniliyordur da uzatma dakikalarının sonuna kadar adamlardan bir gol beklersiniz ya.doksan dakikada yapamadıklarını birkaç saniyede yapacaklar diye hep bir ümit taşırsınız.benimki de o hesap. Dedemi biraz oturur görsem daha iyiye gidiyor diye Allaha hamd ediyorum. Oysa doktorlar açık bir şekilde 'ümit beklemeyin,son günleri' diye söylemişti.
Gelen gidenin haddi hesabı yok.odadaki ağır hava her yeni ziyaretçiyle daha da katmerleniyor,nefes alınmaz bir hale geliyor.hasta zayıf olduğu için camı da açamıyoruz.
Sağlığında can ciğer olduğu dostları gözyaşları içinde okşuyor dedemi.içimden böyle yapmayın,korkutuyorsunuz onu demek geliyor.öyle ya,bu insanlar neden ağlıyorlar,herkes neden başımda demez mi.ya öleceğini anlarsa nasıl korkulara düşer kim bilir.Allahım bu ne sonsuz ve derin acıdır.ölüm korkusu ta yüreğimde atıyor.öleceğini bilmek,hesap vereceğini ya da veremeyeceğini..bir bilinmeze gidecek olmak.ya canın çıkış anının korkusu.nasıl olacak.dedikleri gibi can her zerreden ayrı ayrı mı çıkacak.ne görecek insan o an.dehşet mi rahmet mi.ürperdim,dışarı çıkacağım.ama biliyorum ki bu sahneleri hayatım boyunca unutmayacağım.
Dedemin yanında dört arkadaşı var.aralarında konuşuyorlar.
_Allahtan ümit kesilmez.hey gidinin İdris ustası,ne hallere düşmüş.
_Hep gideceğimiz yer orası zaten.sadece o bizden önce kavuşacak Rabbine.
_Yaptığı camiler hürmetine Allahım kabir azabı vermesin,hesabını kolaylasın inşallah..
İçimden ta derininden 'amin' diyorum.benim dedem cami ustasıdır.karadenizin camilerinin çoğunu o yaptı desem yalan olmaz.büyük ustaydı,her yandan onu çağırırlardı.çok da para almazdı cami olduğu için.
Hastalık onu bu hale getirene kadar çalıştı.artık kubbelere tutunamayacağını anladığı vakit , köydeki tarlalarıyla haşir neşir olmaya başlamıştı.zaman geçiyordu onun için.açık hava ağrılarına iyi geliyordu.
Yıllar önce şifayen bu tarlaları üç oğlu arasında paylaştırmış,altı kızına da hakları olan parayı vermişti.oğullar bölünen tarlaları çitlerle çevirmiş,bir süre sonra sınır kavgasına düşmüşlerdi.daha zaman ilerledikçe dedemi tarlalarda kimse istemedi.girip biber domates toplayacak olsa 'biz dikiyoruz onlar yiyor' gibi sitemler yükselmeye başlamıştı.oysa zavallı dedem bu arazileri yetmiş yıllık bir çalışma ile kazanmıştı.
Kavgaların sorumlusu olarak babam görülmüş,dedem bir kısım tapuyu babamın elinden almıştı.çıkan olaylardan sonra babam,tam on beş yıl 'anne ve baba' kelimesini ağzına almadı.çünkü babasına 'herkesi dinlediğin gibi beni de dinle' dediği gün dedem başına keseri vurmuş,senin baban yok diye de azarlamıştı.babam ölseler de cenazelerine gitmeyeceğim diye yemin etti.evde onların adı asla anılamazdı.
Ama biz gizli gizli dedemize giderdik.çünkü bizi çok severdi.birgün de şunu neden yaptınız dediğini hatırlamam.çocuk kalbimiz işte..onu görünce hep harçlık gelirdi aklımıza..kısa güzel sakalları vardı.yeşil gözleri şimdiki gibi sönük değildi.kendisine benzediğim için bana bakmak pek hoşuna giderdi.
İşte uyandı.iyice yuvalarına batmış gözleriyle tanımayan gözlerle yanındaki adamlara bakıyor.sol köşede kuran okuyan halamda kaldı gözleri.halama işaret ediyorum 'kapat,uyandı'.korkmasın diye kapatıyoruz Kuranı.
Yavaş yavaş tanıyor yanındakileri,anlaşılır anlaşılmaz kelimelerle bir şeyler söylüyor.ağzı iyice bir tarafa kaymış,kelimeleri güçlükle seçiliyor.kaldırın beni diye yalvarıyor..hepimizin gözüne bakarak,köye gideceğim kaldırın beni,çok sıkıldım diye yalvarıyor.öyle bir acı ki bu tarifi imkansız.çare bitti artık.rabbim ona bütün çare kapılarını kapattı.
Belli ki onun hala ümidi var,öleceğini bilmiyor.iğneler sayesinde ağrı da duymuyor.yanlız iğnelerin etkisi geçince odada öyle acı sahneler yaşanıyor ki,taştan olan yürek dayanmaz.feryadı tüm hastaneyi sarıyor.'kurtarın ,can kurtaran yok mu' diye yalvarışları yaşadığım sürece aklımdan çıkamayacak.çıkmasın da zaten..
'Doktor ne zaman gelecek Ayfer,sorun bakalım ne zaman çıkacağım'
'doktor evine gitti baba,gece oldu'
Ve nedense en sık sorduğu soru 'saat kaç'.aklıma neler gelmiyor.Allahım ölümün eşiğindeki bir adama uyanık olduğu her dakikada saati sordurmandaki hikmeti anlayamıyorum.hikmetinden sual olunmaz Allahım'günahlarım geliyor aklıma ve azap.ya ilahi huzura çıktığımız zaman alemlerin Resulünün karşısında nasıl utanmam.yüzüme bakacak,neden bana uymadın diyecek,ben ne derim.o an ne kadar yaratılmış varsa bize bakacak.günahlarım okunurken gizli aşikar ne varsa duyulacak,o zaman ben nerelere saklanırım. Ah ya helalleşemediklerim'
Öyle garip ve acı duygular içindeyim ki,sanki can çekişen bir iki gün sonra mezara girecek olan benim.
Babam da hastanede,odaya çok sık gelmiyor,ama kapı dibinde gözyaşları ile bekliyor.zaten dokuz çocuktan bir o ağlıyor.yanında kalan amcam ve yengem artık o kadar bitap düşmüşler ki kendilerine bile itiraf etmeseler de ölmesini bekledikleri besbelli. Babam ağlar elbet,baba demeden geçmişti onca yılı..haksızlığa da uğradı haksızlık da yaptı ama en çok o ağladı babasına.
Dedem sık sık karşısında ki dolap da asılı duran pantolonuna bakıp,'giydirin beni,ayıp böyle' diye yalvarıyordu.çareyi pantolonunu saklamakta buldum.
27 Ekim 2008-İkinci gün
Oda da dedem ben ve kuran okuyan halamdan başka kimse yok.hastamız uyuyor.dudakları saat geçtikçe daha da derin yaralarla kaplanıyor.ölüm ne çabuk sarıyor bedeni.artk sadece bir iskeletten ibaret dedem.kafatası olduğu gibi seçilebiliyor.
Gözlerini açar açmaz inlemeye başladı.'kurtarın beni''nasıl kurtaralım dedeciğim,biz de senin gibi kurtarılmaya muhtaçlarız.hiçiz biz şu anda.ne sana dur diyebiliriz,ne de git'hemşire gelip iğnesini yaptı.şimdi ağlayıp bağırmıyor sadece kıpırdamaz bir şekilde kalorifer borusuna bakıyordu.birden hastalığından umulmayacak bir çeviklikle bağırdı
_çekil ordan o direk düşer.o keseri kim bıraktı kalasın üzerine.ya birinin başına düşerse
_dede orda bişey yok.
_ya nasıl yok,keser bak orda.
Bizim göremediğimiz bir şeyler gördüğü muhakkaktı.halama sordum.'neden böyle'.kişiler ömürlerinde neyle meşkulseler ölmeden önce o anlara dönerlermiş.gerçekten bunu şimdi gözlerimle görüyorum.konuşmaya devam ediyor
_ben iki gündür ölüyüm.
_yok dede sapasağlamsın.
_kızım ben dün tuvalete oturtup çıktı amcan.ben orda parçalandım,kolum bacağım gözlerim her yerim dağıldı yerlere.çok acı çektim.sonra biri teker teker toplayıp taktı organlarımı yerine.
korkuyorum ve halama yeniden 'ya bu ne demek' der gibi bakıyorum.insan ölünce bütün organları dağılıp tekrar birleştirilirmiş.bu kabir azabıymış.bazı insanlar bunu ölmeden bir zaman önce yaşarmış.bu onların inşallah günahlarının affına işaretmiş.inşallah diyorum içimden.hurafe diyeceğim,dedem kendi ağzıyla söylüyor bunları.
Ne düşüneceğimi bilmiyorum.ölüm korkusu benim en büyük korkumdu ve şu an kendim için olmasa da tam ortasındayım.içimden bir ses 'gideceğin yeri gör' diye bağırıyor.
Dedem titrek sesiyle yeniden anlatmaya başlıyor aynı şeyleri.harcı karın akşam oldu,demiri yan bağladınız,keseri alın ordan'gözlerini kalorifer borusundan hiç ayırmıyor.'direk yanlış ya yıkın onu'.çareyi perdeyi borunun üzerine çekmekle buluyoruz.
Bir iki saat sonra'
Dedem çok ağırlaştı.koluna takılan serumdan kan geri geliyor.artık vücut ilaç kabul etmiyor.iğne ağrısını kesmiyor.öyle dayanılmaz feryatlar yükseliyor ki odadan doktorlar hemşireler ne yapacaklarını şaşırıyor.
Can çıkıyor'ömür bitti artık.baharlı kışlı koca bir ömür son sahnesini oynuyor.evlattan paradan doktordan hiçbir fayda yok.yapayanlız insan şimdi.bir görünmez varlıklar var bir kendi.gitmek istemiyor,direniyor,ama bırakmıyorlar'hergün doğal olarak alıp verdiğimiz nefes şimdi öylesine lüks ki..nefes,parayla alınmaz'nefes hatır tanımaz'ama şimdi yok'makinelere takıyorlar nafile.sonra bütün bu acılı bağırışlar titremeler duruyor.bütün çocukları başında.dedemin ağzından son cümleleri dökülüyor''ananızı bırakmayın,ananızı bırakmayın'.'ve kapanıyor gözleri.
Şimdi beden sonsuz istirahatinde..ta ki kıyamet günü 'gel ey beden ,bu adam seninle neler yaptı,sana nasıl baktı 'deninceye kadar.ama ya ruh,ya can nerde..hani az önce konuşuyordu.bağırıyordu,acı çekiyordu,şimdi nerde'
Yatağın orta yerinde büzüşüp kalmış ceset,nasılda ürkütücü'o toprağa verilmek üzere yetmiş yıl önce alınmış bir emanet' babam kapının önünde,gözleri kıpkırmızı,onun da dilinden sessizce bir kelime dökülüyor 'baba' sadece 'baba''on beş yıl hasretti dudakları bu kelimeye..ah ne olurdu bir kerecik dinleseydin beni baba diyor belki de kalbi'ölüm ne soğuk,ne çare bulunmaz bir dert'Allah yar ve yardımcın olsun dede'
28 ekim 2009-Üçüncü gün
Cenaze defnedildi.artık beklenen bir ölüm için olsa gerek ,üç beş kişinin dışında ağlayan olmadı.babamı izledim sürekli,hep bir noktaya bakıyor,geçmişin muhasebesini yapıyor.ayakta durmaya mecali yok..ama o da ağlamayanlar arasında..oğulları kızları kimse ağlamıyor'
Şimdi tüm evlatlar babamın köydeki evinde toplandı.içlerinden bazıları yıllar sonra ilk kez bu eve adım atmanın duygusuyla sıkılgan,tedirgin.üst kata babamın odasına çıkıyorum.babam namaz kılıyor.ben otuz yaşındayım ve onun ilk kez namaz kıldığını görüyorum.gözlerinden yaşlar sel gibi akıyor.bu ölümün bir hayrı babamın namaza başlaması oluyor galiba.
Dedemden geriye bir ömür aynı yastığa baş koyduğu babaannem kalıyor.o da birkaç aydır,şizofren..kim olduğunu bile hatırlamıyor.o da annemle on beş yıldır konuşmuyordu.hatta fazladan,ona etmediği kötülüğü iftirayı bırakmamıştı.ama şimdi burada.
Bir müddet sonra kalabalık dağılıyor.herkes günlük yaşamına dönmek için hazırlığa başlıyor.kimi bilet alıp evine dönecek,kimi yakınlarda ki evine'dedemin evinde tek bir değerli eşya bırakmamacasına toplayıp paylaşıyorlar.bu paylaşımda babam yok .
Anne de olsa kimse bir deliyi bakmak istemiyor.kızları annemi arıyor,gelip almazsanız belediyenin önüne bırakır gideriz diyor.ey kadın sen ki tarlada bağda dokuz çocuk doğurup,kıtlık zamanlarından bugüne getirdin.sen annesin.sen de onları başlarında akıl yok olduğu halde doğurup baktın.bu akla getirdin.sana kedi gibi bir kapıya bırakılmayı reva gördüler.hem de babalarının son kelimelerine rağmen..ananızı bırakmayın
Hiçbir şeye güvenim yok ne evlada ne eşe ne bedenime hepsinin ne nankör olduğunu gözlerimle görüyorum şimdi.Allah öyle büyük ki,babaannem yerden yere vurduğu ,beğenmediği,annemin eline kalıyor.annem Allahtan korkarım diyerek gidip alıyor yaşlı kadıncağızı belediye önünden.