esmaül hüsna - nasıl bir inanca sahibiz - eksik yanlanlarımız - müzeyyen varol - damla dergisi - müzeyyen varol yazıları
Esmaül Hüsnayı Doğru Anlamak
Nasıl bir Allah'a inanıyoruz?'' içeriğine girmeden, anlamlarıyla ezberlediğimiz, çokça da saydığımız Allahu Zü'l-Celalin isimlerinin hayatımıza yön vermesi gerektiğine dikkatinizi çekmek istiyorum. Günümüzde Esmaü'l Hüsna'yı anlamaya dair çalışmalar, her zamankinden çok gündemdedir.
Hâlbuki 'Er- Rahman' deyip durmalı insan! Belki aylarca, belki yıllarca! Yeryüzünde ki sonsuz rahmeti, baktığı her yönde ve her şeyde bulmalı. Ağaca bakarken, dala bakarken, denize, göle, kendine! Hep Rahman'ı bulasıya kadar bakmalı! Artık bu rahmet gereği hayatın devamını ezbere bilmeli. Ama iman etmeli! Rahman'a!
Yeryüzünde bütün merhametsizlere, zalimlere, küfre, bu rahmetle mühlet verildiğini anlayana kadar. Karşılaştığı her merhametsiz yürek için her fırsatta Rahman'dan merhamet isteyecek kadar! İsteyip rahatlayacak kadar. Rahman kapısına her gittiğinde her türlü dertten kurtulacağına iman edene kadar! İşte bu son noktada Rahman'ı ezberlemiştir kul, hayatının her aşamasına işlemiştir! Rahman'la doymuştur, dolmuştur yüreği!
Rahman'a imanla geçse ikincisine! Er- Rahim deyip dursa, bu arada boş durmasa diğerlerini de öğrense! El- Melik, El- Kuddüs!
İşte Rahman'dan istemeyi öğrenen kulun, dertlerinin çoğuna derman olacaktır Rabbimizin bir tek ismi bile!
Bilmek ayrı, inanmak ayrı, iman etmek apayrıdır. Okuyup öğrendiğinin ruhta tezahürüdür iman!
Besmeleyi şereflendiren Rahman ve Rahim'le dolsa kul, idrak edebilse; gözünde dünya bütünüyle ehemmiyetini kaybeder.
Deryaya dalmışsın, 1-2 damla ne ufuklar açmıştır sana. Rabbini öğrendikçe neler bulacaksın, imanın tadına varacaksın! Ezberleyip saydığın değil bu, öğrendiğine iman çok daha başka!
El- Melik'e iman eden kul ne rahattır. Manasını da öğrenen kul, iman et El- Melik'e!
'' Mülkün tek sahibine! Aslında her şey O'nunmuş. Her şey O'nun mülkü. Bu güne kadar her evde ev sahibinin sözü geçer sanıyordum. Artık öğrendim ki, mülk O'nun! Hem de her türlüsü. O zaman ne büyüklük taslar ki insan! Benim dediği şeye ne kadar sahip ki! Bir var, bir yok! Mülkünden istediği kadar vermeye O kadir değil mi! Kime ne?''
İman budur işte! El- Melik'e iman gönlündeki serzenişe cevap olabiliyorsa ve cevap olduktan sonrada rahatlatıyorsa imandır. Aksi halde ezber bir bilgiden öteye geçemez.
Sabah akşam saydığımız zikirler, Allah'a olan teslimiyetimizi arttırmıyor, bilakis sayarken, her an O'na rağmen, O'nsuz yaşıyorsak ne faydası var!
İman adına bir egzersiz daha yapalım!
El- Kuddüs deyip, kendimize gelebilir miyiz acaba.
'' Her türlü noksanlıktan uzaksın Rabbim! Tenzih ederim Rabbim seni! Ben de haddim olmayarak kâh kendimi kusursuz gibi gördüm. Kâh başkalarını hatasız istedim durdum. Hatadan uzak olan sensin Allah'ım. Buldum ben, bildim kendimi, acizliğimi! İman ettim Kuddüs olana!''
Kendine gelen insan Es-Selam'la selamete ulaşmayı hedefler kendine! Artık tek derdi odur. Selamete eriştiren Rabbin, selamına mazhar olmak! İman eder bu kavuşmaya.
Er- Rezzak diyerek, Rab Teâlâ'yı tespihlerimiz, rızık endişesi, gelecek endişesiyle çekilmez hale gelen hayatımıza yön veremiyorsa iman etmiyoruz sınırsız rızık sahibine! Onun her şeye güç yetirebileceğine!
Issız bir yerde tek başına, düştüğümüz çukurdan, asla çıkamayacağımızı düşünüyorsak, O'nun her şeye güç yetireceğine iman etmiyoruz. Olmazları olduran Rabbi iyi tanımıyoruz ki her fırsatta, yandım, bittim, kül oldum türünden yakınıyoruz.
Hakikaten ahirete iman edenler gibi yaşasak bu kadar acı çeker miyiz? Kim üzebilir ki bizi! Hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etsek, hep birlikte; hikmeti görecek göz sahibi oluruz!