Bir kısım yerel basınımızda bugün yer alan bir haberde kulübümüz üyesi Av.Turgut Özkan'ın birtakım açıklamaları manşette ve spor sayfalarında yer bulmuştur. Açıklama sahibi kişi , Olağanüstü Genel kurul toplantısı ile ilan arasında 15 günlük sürenin bulunmadığını, bu açıdan işlemin hukuka aykırı olduğunu, mevcut Yönetim Kurulu`nun olağanüstü genel kurul kararı almakla yetkilerinin kalktığını, dolayısıyla mevcut yönetim kurulunun şu anda işlem ve karar yetkisinin bulunmadığını , Kongre iptal kararının onaylanması halinde Kayyuma gitmenin zorunlu olduğunu, açıklamakla, bu açıklamalara değer veren kamuoyunda tereddütler oluşturmuştur.
Bu açıklamaların sıhhati, doğruluğu konusunda kulüp üyelerimizle birlikte kamuoyunu da doğru şekilde bilgilendirmek gerektiğini düşünüyoruz.
• Öncelikle , Tüzük hükümlerimiz, Medeni Kanun 77.maddesi ve Hukuk usulü Muhakemeleri kanunu 160.maddesi hükmü ile Dernekler yönetmeliği 14.madde hükmü gereği Genel Kurul İlanı ile Genel kurul tarih ve saati arasında gerekli 15 günlük sürenin bulunduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Genel Kurul Kararı 20.12.2010 tarihinde alınmış , gazete İlanının yapıldığı 22.12.2010 gün hesaba katılmasa bile 06.01.2011 günü mesai bitim saati olan 17.00 de 15 günlük süre bitmiş olduğundan aynı gün saat 19.00 itibarıyla Genel kurulun İcra edilmesinde hukken bir sakınca bulunmamaktadır. İlanın yapıldığı gün hesaba katıldığında bu süre 16 gün olarak cereyan etmektedir. En olumsuz görüşte bile gerekli 15 günlük süre mevcut bulunmaktadır. Bilindiği üzere Genel kurul saati 06.01.2011 tarihi saat 19.00 olarak önceden ilan edilmiştir. Bu hususta elbetteki gerekli ön inceleme kulübümüz tarafından eveliyatında yapılmış ve Genel kurul Tarih ve saati belirlenmiştir.
Bilindiği ve takip edildiği gibi Taş üstüne taş koymamış kişilerin, meyve veren ağacı taşlamaktan başka uğraş ve düşüncesi olmayan anlayışların devamlı karşısındayız. Mücadelemizi ve enerjimizi bu argumanlara ayırmak yerine Kulübümüzün ali menfaaetleri için, Kurumsal gelişim için ayırmayı yeğliyoruz. Bu nedenle ara sıra suskunluğumuzun yanlış anlaşılmaması gerekir.
Binlerce kanun hükmünün her tür yoruma açık olduğunu en iyi hukukçular bilirler. Mükemmel kanun, her tür ayrıntıyı düzenleyen kanun yoktur. Kanunları uygulayanlar ve kanuna tabi olan tüm fertler , işlere kötüniyet, fitne ve fesat karıştırmayarak amaca uygun ve iyiniyetle hareket etmelidirler ki işler kolaylaşsın.
• Mevcut Yönetim Kurulumuz Genel Kurul`un kendisine verdiği yetki çerçevesinde her tür işlem ve kararları vermeye tam olarak yetkilidir. Bunun tartışılması bile abesle iştigaldir. Olağanüstü Genel Kurul Kararı verilmiş olmasının Yasa ve tüzük hükümleri çerçevesinde yetki bakımından herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığını belirtmekle yetiniyoruz.
• Kongre İptali yolundaki Bursa yerel mahkeme kararı temyiz duruşması 21 aralık 2010 Salı günü yapılmıştır. Karar ise 28 Aralık Salı günü açıklanacaktır. Kararın kesinleşmesi de bir süreçtir. Karar Yargıtay tarafından onandığı taktirde taraflardan biri bir başka mahkemede kayyum davası açabilecektir. Bu nedenle roportajda yer alan KAYYUMA GİDİLMESİ ZORUNLUDUR ifadesi yanlıştır, hatalıdır.
Davanın tarafı olan Recep Günay ve Ahmet Toprak isimli kişiler karar tüm süreçlerden geçip onanır ve ardından kesinleşir ise Sulh hukuk Mahkemesine müracaat edip kayyum davası açar ise bu davaya bakmakla görevli olan Sulh Hukuk Mahkemesi değerlendirmeyi yapıp incelemeler yapıp Genel kurula gidilmesi için bir kayyım görevlendirmesi yapabilir. Açıklamanın bu şekilde yapılması daha doğru olurdu. Ancak henüz karar belli olmadığı için, kararın kesinleşmesi süreç alacağı için karar onanır onanmaz kendiliğinden kayyum atanacakmış gibi bir haber içerikli yanlış bilgi verilmesini de bu anlamda yeterince doğru bulmuyoruz.
• 2009 yılı Haziran ayında yapılan kongre "olağanüstü" değil Olağan kongredir. Bu nedenle olağan kongrelerin üç yılda bir yapılması gereği ilgili haberde yanlış irdelenmiştir.
• Geçmiş yıllar Aidatlarını ödemedikleri için 2009 yılı Ocak ayında kaydı düşen Recep Günay isimli eski üyemiz de dahil olmak üzere bir grup eski üyenin Yargıtay kararı onandığı taktirde tekrar kulübe üye yapılmasının zorunlu olduğu da aynı açıklamada dile getirilmiş ise de, biz bu fikre katılmıyoruz.
Bu fikre kulüp menfaatleri açısından sıcak da bakmıyoruz.
Tekrar üyelik talebi bulunmayan, son genel kurullara katılmamış, kulübümüze bu manada bir dilekçe bile vermemiş kişilerin haklarını hukuken kendilerinin ileri sürmeleri gerekir. Kendi yasal hakları için dava açan Recep Günay dışında dava veya dilekçe yolu ile kulübümüze bile başvurmamış , yargı yoluna başvurmamış diğer kişilerin durumları yerel Mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmeyeceği netleştikten sonra Yönetim Kurulumuzca şüphesiz ayrıca değerlendirilecektir.
• Bursaspor Kulübü eski tüzüğünün 8.maddesinde yer alan düzenlemeye göre 31 Aralık tarihine kadar aidatlarını ödememiş üyelerin üyeliklerinin düşmesi söz konusu idi. Yönetim Kurulunun düşme işlemi yapması kendi tasarrufunda değildi. Yönetim Kurulu tüzük hükümlerini uygulamaya mecburdu. 2009 yılı Ocak ayında eski Yönetim Kurulunun birtakım üyelerin üyeliklerinin düşürülmesi yolunda verdiği karar ve yaptığı işlem de bu anlamda görev gereği idi. Bilindiği üzere tüzük hükümleri daha sonra Tüzük Kongresi ile değiştirilmiş, unutma ve hatadan kaynaklanabilecek sorunlara çözüm getirilmiş, belirli bir yılın üye aidatı ödememe üyeliğin düşme nedeni olmaktan çıkartılarak üyelerimiz için aidat ödeme hususunda bir yıl daha süre getirilmiştir.
2009 kongremizin mahkemece iptal gerekçesi "Yönetim Kurulu`nun üyelikten çıkarmaya yetkili olmadığı, üyelikten ihraca sadece genel kurulun yetkili olduğu şeklindedir.
Oysa Yargıtay farklı görüştedir. 2.Hukuk Dairesi 1991/12180 sayılı kararında "Dernek Genel Kurulunun bir takım yetkileri diğer organlara devri mümkündür. Üyelikten ihracın disiplin veya Yönetim kuruluna devri de bu cümledendir." Diyerek KONUYU AÇIKLAMIŞTIR. TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE KURULU ON BİNLERCE DERNEĞİN TÜZÜĞÜNDE -BU YARGI KARARI NETİCESİNDE ÜYELİK İHRAÇ İŞLEMLERİ YÖNETİM VEYA DİSİPLİN KURULLARINCA YAPILMAKTADIR. "
Bu nedenledir ki bizler başından beri Mahkemenin karar gerekçesinin yasaya ve içtihatlara aykırı olduğunu ısrarla savunarak temyizen bozulmasını talep etmiş bulunuyoruz.
Aleyhimizdeki karar onandığı taktirde onbinlerce dernek tüzüğünde var olan üye ihraç yetkileri ortadan kalkacak TÜM TÜRKİYEDE KURULU BULUNAN DERNEKLER TÜZÜKLERİNİ DEĞİŞTİRMEK ZORUNDA KALACAKLARDIR.
Kaldı ki Yargıtay evvelki tüm kararlarında, ilgili üyenin Genel Kurulda itiraz etmeksizin, genel kurula başvurmaksızın doğrudan dava açmasının doğru olmadığını vurgulayan yüzlerce yerel mahkemenin kararlarını bozan Bozma kararları vermiştir.
Biz Bursaspor Kulübünün menfaaetlerini her yerde ve her zeminde savunarak tüm Bunları Bursada`da Ankarada`da ilgili yargı mercilerine izah ettik ve doğruları yanlışları ortaya koyduk.
Bursaspor Kulübünün her türlü haksız ve hukuka aykırı söz ve söylemden uzak, sportif, idari, hukuki ve tüm alanlarda Başarının büyüyerek devamı için canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Başkanımızla Yönetimimizle Teknik Direktörümüz teknik ekibimiz, sporcularımız personelimiz, taraftarlarımız ve tüm camiamız ile Yönetim kurulu olarak bugüne kadar birlikte çalışmaktan haz aldık ve aynı şevkimiz ilk günkü gibi tabii ki sürmektedir.
Saygılarımla.
Av.Öztürk YAZICI
Hukuk İşlerinden Sorumlu
Yönetim Kurulu Üyesi