Mutlu evliliklerde, çiftlerin iyi iletişim kurdukları ve birlikte problem çözebilme yetisine sahip olduklarını ve bu iki değerli iletişim yeteneğinin bir çiftin hayat kalitesini ne kadar yükseltebileceğini çok iyi biliyoruz.Çok hızlı yaşadığımız bugünün dünyasında, stres yüklü olarak işten eve gelindiğinde, iyi iletişim becerileri ve problem çözme mekanizmalarını oluşturmak olmazsa olmaz gibi gözükse de, asıl olmazsa olmaz çiftin arasındaki yakınlık ve esneklik. Yakınlık ve esneklik ne mi?
Eşler arasındaki yakınlığın iyi bir ilişkinin belirleyicisi olduğunu biliyoruz.Yakınlık bir eşin diğerine ve/veya aile fertlerine olan duygusal bağlılığı olarak tanımlanabilir. Yakınlık denince sadece yakın olmak gelmemeli akla. Yakınlığın içerisinde hem birliktelik, hem de ayrılık var aslında. Bunu anlamak ilk başta zor gözükebilir bizlere. "Ben aileme çok düşkünüm ", " Ben onun sesini hergün duymazsam ölürüm" tarzı konuşmalarda, ilk başta kişinin diğerine ne kadar yakın olduğunu düşünebiliriz, ancak bu kişi hem birlikte oluşu ama aynı zamanda da ayrışabilmeyi beceremiyorsa burada yakınlık değil de belki de bağımlılık vardır. Aslında çok fazla ayrışmak -yani biz ayrı odalarda otururuz, ayrı dizileri seyreder, ayrı arkadaşlarla takılırız hep- ile çok fazla birlikte oluş- biz hiç birşeyi ayrı yapmayız, her yere birlikte gideriz- aynı şekilde sağlıksızdır. Birlikteliği, aile düzenini önemseyen bir toplum olarak yakınlıkla, bağımlı oluşu birbirine karıştırabiliyoruz, bunun içindir ki en küçük bir ayrışmayı tehdid olarak kabul ederiz. Eşimiz bizden ayrı okul arkadaşlarıyla yılda bir kez de olsa buluşamıyorsa, orada yakınlık yoktur. Burada önemli olan her çiftin kendisi için belirleyeceği bir yakınlık derecesinin olması ve bu yakınlık derecesinin de dönemsel olarak, ailenin yaşadığı şartlara göre değişiklik gösterebilmesidir.Yani eşlerin her ikisi de ayrı ayrı iyi vakit geçirebilmeli, ama birlikte de zaman geçirmekten, birşeyler yapmaktan keyif alabilmelidir. Bu dengeyi oluşturmak zaman alabilir. Doğru denge oluşturulabilirse kişinin hem kendisi hem de ilişkisi önemli olacaktır. Bu tip ilişkilerde eşler hem kendi istek ve arzularını yerine getirebilir, hem de birlikte güzel zaman geçirebilir. Bir örnek vermek gerekirse, hiç maç seyretmeyi sevmeyen bir kadının her haftasonu eşi ile birşey paylaşmak için maça gitmesi yerine, sevdiği bir aktiviteyi, bu bazen evde yanlız kalmak bile olabilir, yapması evlilikleri için kötü değil, iyidir. Aynı çift belki de bir derbi maçı için birlikte televizyon karşısına geçecek, bu durum da bir zorlama ile olmadığından çift için kaliteli bir birliktelik zamanı olacaktır.
İyi bir evlilik ve/veya birlikteliğin ikinci anahtarı ise esneklik. Esneklik kısaca çift arasında liderlik, rol ilişkileri ve ilişki kurallarında oluşan değişikliğe denir. Yani bir ilişkide lider hep aynı, ilişki kuralları hep aynı ise ve bu kurallar ortama, zamana, koşullara göre değişmiyorsa o ilişki esnek olmayan, katı bir ilişkidir. Bunun aksine hiç bir kuralı olmayan ilişkiler, kimin karar vereceğinin muallakta olduğu evlilikler de fazla esnek ilişkilerdir. Tahmin edebileceğiniz gibi esneklik konusunda da çok fazla katı oluş veya çok fazla değişiklik sağlıklı değillerdir. İlişkilerde stabilite ve esneklik eşit derecede önemlidir. Bir ilişkide çocukların sağlık kontrollerinin kimin tarafından takip edileceği, faturaların kim tarafından ödeneceği bilinmelidir. Hızlı yaşanan hayatlar hem dengeyi tutturmayı, hem de değişkliklere açık olmayı gerektirir.
Yakınlık ve esneklik bir evliliği götürebilmek için gerekli temel taşlardandır. En sağlıklı ilişkilerin hem birlikteliği, hem de bireyselliği içinde barındırdığını, bunun yanı sıra liderlik rolünün paylaşıldığı, tek tarafta olmadığı ilişkiler olduğunu bilsek de, en sağlıklı ilişkilerde bile dinamiklerin zamanla değişebildiğini, bunun da normal olduğunu da bilmemiz gerek.