Yağmurlar yağdı şehrime günlerce
Yıldızlar parladı karanlık gecelerde
Islandım sessizce
Kayboldum sabahı olmayan gecelerde...
Bilirsin sen yağmurları,üşütmez hiçbir damlası
Düştüğü yerin acısı da geçmez gülüm
Yanarsın kanarsın,kanarsın susarsın!
Aslında her suskunluk bir isyandır anla(yana)...
Hani dayanamam yokluğuna dersinya
Gözlerine çöken kara bulutlarla
Dayanılıyormuş,dayanılıyormuş da
Bulutlar yağmurunu bırakıyormuş se(n)ssizce...
Gidiyor musun söylesene?
Yoksa bana bir görünmüş müydün öylesine!
Saatler sanki sensizliğe kurulmuş gibi
Aşkolsun...
Sensiz geçen günlerimin adı
''AŞK'' olsun...
Sevdiğini hiçbir zaman sahiplenmemelisin
Sahiplenmek kaybetmek için attığın en önemli adımdır...
Oysa sevda ait olmak demektir
Hesapsız ve kitapsız ait olmak demektir...
Kalbimde ruhumda sana ait eyy yar
Kalbim de ruhum da sana ait
İster al koynuna gündüzüne güneş olsun gecene Ay
İstersen al ayakların altına,hiç yaşanmamış say...
Gel seninle bir oyun oynayalım
Ama bu oyunun belli bir kuralı olmasın
Bir kazananı varsa tek kaybedeni kalsın
Ödülü ise oyun bittiğinde verilsin...
Başlayalım mı?
Tamam öyleyse,aç avuçlarını
Bak,bu benim kalbim
Ellerine ne de çok yakıştı!!!
Ama önce ben söyledim
Oyun bozanlık etme
Öyle çabucak pes edip gitme
Haklısın,belki de seni oyuna getirdim!
Bana mı soruyorsun onu ne yapacağını?
Tamam,söyleyeyim
Sımsıkı kapat avuçlarını
Ve sakın üzerine dökme gözyaşlarını...
Evet.Haklısın...
Seni oyuna getirdim sevgilim
Bu oyunun ismine Aşk oyunu derler aşkı bilmeyenler
Ama Aşk'ın oyunu olmaz sevgilim
Onun için kalbim ellerine teslim...
Hangi günün doğmayan güneşinin ardına gizlendin?
Hangi rüzgârın peşine düşüp gittin?
Hangi yağmur damlasının içinde hasret denizine karıştın?
Bilmiyorum
Ama
Bir tek senin görebileceğin bir yerden gülümsüyorum sana...
İçimden sana doğru bir şehir uzanıyor
Bütün yanan ışıklar senin,tüten bacalarda aşk kokusu var
Ve sevda kapına her gelişinde boynu bükük geri dönüyor
Bugün de evde yoksun!!!
Sen hiç düşünmeden beni sensizliğe mahkûm ettin de
Ben seni bensiz bırakmayacağım asla...
Hani derdinya;''benim için mutlu ol''
Kusura bakma sevgili,sana ihanetim olsun
Boynuma taktığım mutsuzluk resmi...
Bulutlarda demliyorum sevdamı
Ve gözyaşı ekiyorum kalbime
Bilmem hangi baharda güller açarım
Bilmem öyle bir bahar var mıdır?
Boşver be gönül ağrım
Varsın bizim mevsimimiz kış olsun
Varsın kalbimize kanadı kırık bir kuş konsun
Baharım da sensin hayalimde
Söyleyemediklerim de sana haykırışlarımda
Aşk,bir bacağı kırık merdiven bizim için
Düşeceğimizi bile bile tırmandık gönül dağına sevgili
Bilirsin işte,bulutlar yakındır doruklara
Ve her bulut bir yağmur damlası barındırır koynunda
Hadi,son defa kalp ateşiyle yağmurlarda demleyelim çayımızı...
Hiçbirşeyin değeri kalmadığında bir çift kanat takınmak istersin
Uzaklara,çok uzaklara uçmak için
Güneş'in yakmadığı,yağmurun değmediği,yıldızın parlamadığı
Bir yerler aramak için
Bir çift kanat takınmak istersin...
Güneş'in yakmadığı,yağmurun değmediği,yıldızın parlamadığı
O karanlık ve ıssız yere ulaştığında
Bir çift kanadının kırılmasını istersin!
Güneş'in yaktığı,yağmurun değdiği,yıldızın parladığı
Aydınlık umutlara yeniden uçmamak için...
Her insanın kendine ait bir dünyası vardır.O dünyanın etrafında dolaşanlar bilmesi gerektiği kadarını öğrenirler ve öğrendikleri kadarıyla da çok şey bildiklerini zannederler!Oysa hiçbirşey bilmemiş olmanın burukluğunu yaşamadıklarına sevinmeleri gerekir...
Aslına bakarsanız dünya birbiri ardına sıralanmış anlamsız birer cümle dizini gibidir.Gerçek anlamı bulmak için hiç çaba sarfetmeyen insanlar hiçbir zaman yaşadıklarının farkına varamazlar!Oysa az da olsa kalplerini açıp bu anlamsız cümle dizinlerinin içine gizlenmiş tek bir harfin farkına varabilseler işte o zaman ''yaşıyorum'' diyebilmeyi başarabilirlerdi!!!
Tek harf,tek nefeste söylense de dolu dolu bir yaşam barındırır içinde...Belkide hayatımız boyunca keşfedilmesi en zor hazinedir o tek harf.
Onu keşfeden insan ne kadar zengin bir hayat yaşadığını farkeder!Bu farketme çoğu zaman tek bir noktada kalmaya mahkûm etse de insanı onun kateddiği yol,aklın sınırlarını aşmıştır aslında...
Akıl sınırlarının hattı kalp hududunda son noktasına ulaşır ve ondan sonraki alınan yolun mesafesi gökyüzündeki grup vakti kadardır!Aydınlıkla karanlık arasında doğan muhteşem bir güneşin farkına varış gizlidir,o anın her saniyesinde...
Onlar için günleri,haftaları,ayları,yılları takip etme diye birşey yoktur.
Onlar için saniyeleri bin parçaya bölüp her parçasında dolu dolu yaşanan bir ömür biriktirme esası vardır.
Ve her esasın gerçek noktası ''acıdır.''
Bu öyle bir acıdır ki bu noktaya eremeyenler için ölüm anlamına gelir.
Bu öyle bir acıdır ki bu noktaya erenler için çektikleri acının her zerresinde yeniden yeniden ve yeniden doğuş anlamına gelir...
Bu doğuş onlara,yeni doğan bir çocuğun masumiyetini yaşatsa da onun yaşadığı çaresizliğe mahkûm olmazlar asla!
Çünkü bilirler ki;çaresizlik aciz insanlar içindir.
Çünkü bilirler ki;ilerledikleri yolda çaresizliğe yer yoktur.
Çünkü bilirler ki;masumiyetin kirlenmiş noktasıdır çaresizlik...
Onlar hiçbir zaman ''çaresizim'' demezler,sığınmazlar aciz bir ruhun ardına.O kadar zengin bir ruha sahiptirler ki yeni bir varoluş olarak gördükleri yangının içine dalarken kalplerindeki ''çare-sızım'' merhemini sürerler yaralarına...
Onların yarası kabuk bağlamaz.Onların yarası arada bir kanamaz.Çünkü onların yarası kanlarındadır.Kanı yaralı olanlar hayatı bütün hücreleriyle yaşarlar.
Yıldızlar parladığında gökyüzünde
Aydınlığa bürünür gece
Ve nazlı bir süzülüş olur
Benden sana doğru.
Bu gece ruhum asi,
Gözyaşımın rengi gri
Uzatsam,uzatsam tutmazsın elimi
O zaman özgür bırak beni
Bırak ki gülerek karşılayayım Azrail'i...
Şşştt sessiz ol kalbim
Konuşmak yasak,yazmak suç
Elimin çolaklığı dilimin lallığı
Seni umursamadığımdan
Ya da seni unuttuğumdan değil
Sana olan sevdamdan
Ve sevdana olan saygımdan...