bugünü duydum sessizliğinde
ve sen yarını öldürmüştün
çok sesli bir şarkı çalıyor içimde
yankısı, dünden yarına
geceden kalan acının,
sabaha doğurduğu edilmemiş bir veda
h(içimi) deler geçer
hedefi tutturmuş bir kurşun gibi,
vurur hep sol yana
yine de dilim varmıyor
"bu ayrılık mı? " diye sormaya
(hiç bilmediğim bir tene, gün ortasında verdim tenimi
ve hiç bilmediğim bir sese kurban verdim
dünü, bugünü, yarını...
asiliğim düşüyor elimden
ve paramparça oluyor o an' da telefonla birlikte kalbimde
parça parça gösteriyor yüzümü kırık ayna bu defa
diz üstü çöküp, topluyorum parçalanmış yüzlerimi
elime alıyorum birini,
ve sımsıkı sıkıyorum avuçlarımda
avuçlarım kanıyor ama içimin acısı ağır basıyor..)
bir es veriyordun uzaktan
ve sonum oluyordu yokluklar
bilerek, isteyerek mi yolun sonuna koşuyordun?
biliyordun oysa
yolun sonuna üç noktaları da kendinle birlikte götürüyordun...
ama bilmiyordun ki, seni sevmekten değil
senden ayrılıyordum..
sen beni değil,
sana olan sevgimi kovuyordun
(hiç sana söylemediğim bir gerçeğim;
bir elma ve o tek bir gülü
o akşam odama sen getirmiştin...
ama sen bilmiyordun...)
hissettiğim sendin ve hisseden...
tutunmadan, ağrılarımı unutup
yürüdüm o yolda seninle...
ne güzeldi!
beraber söylemiştik şarkıları
beraber okuyup, dinlemiştik şiirleri
sanki "biz" yaşamışık gibi...
yinede dilim varmıyor
"bu ayrılık mı ? "diye sormaya
düne bırakıyorum senin için yeşil gülüşümü
bugünüme sus
yarınıma pus
odama çöken karanlığın içinden bakarken
buğulu cama yazıyorum hüznümü
şimdi çok sevdiğim bir şiirin içine sığındım
ayrılıklar dinince ne olur haber ver bana