Tebessümdür aşk dediğin! Bir çocuğun bayram sabahı yüzünde oluşan, gamzelerini ortaya çıkaran bir gülüş gibidir. Aşk, en kötü anında bile gülümsetmeyi becerir.
Bir şehirdir aşk dediğin! Sadece şanslı olanların uğradığı ve mutlaka orada kalmak istedikleri bir şehirdir. Bahçesi olan bir ev alarak yaşamak istenilen bir düş tapusudur. Tatil bitince eve döneceğini bilmene rağmen, orada yaşama hayalleri kurulan bir yerdir aşk dediğin.
Aşk bir çeşit oyundur! Kazanacağına inanarak oynadığın bir kumardır ve her kumar oyunu gibi, cebinde para olduğu sürece zevkli vakitler geçirmeni sağlar.
Aşk dediğin çatışmadır! Aşık olduğunla değil; kendinle, egonla, zaaflarınla, gururunla verdiğin bir savaştır. Kendine dönük sandığın yüzünü aynada görünce tanıyamamaktır.
Aşk dediğin vazgeçiştir! Her şeyden elini ayağını çekerek, sadece sevdiğinle bir olabilmektir. Kötüden, kinden, nefretten arınıp, doğayla bütünleşmektir.
Aşk bir çeşit bencilliktir. Kendin için hissettiğin, kendini yetiştirdiğin, ruhunu törpülediğin ve bütün hepsini bilmeden aslında kendin için yaptığın bir testtir.
Aşk dediğin yalnızlıktır! Kimsenin seni anlayamadığı, bütün dünyanın yok olduğu ve içinde sadece sevdiğinin gözlerinin olduğu yeni bir evren inşa etmektir.
Aşk dediğin anlamsızlıktır! Kendi içine gizleyip gerçekleri, bulduklarını, sorularını, aklını, ruhunu sorgulamaktır.
Aşk dediğin duadır. En zor anında ellerini açarak, gözlerinde yaşla dilediğin dilektir. Kabul olmasının mucize sayıldığı, olmazsa suçun kadere atıldığı bir istektir. Aşk dediğin ibadettir; Tanrı'yı gördüğün, kendini bildiğin ve ne kadar küçüldüğünü hissettiğin bir andır. Aşk dediğin kaybolmaktır.